Haber Detayı
23 Şubat 2016 - Salı 13:36 Bu haber 1161 kez okundu
 
BAHÇELİ;''ANAYASA KONUSUNDA BİZİM DIŞIMIZDA KİMSE SAMİMİ DEĞİL''
"Bizim dışımızda hiçbir partinin anayasa konusunda samimi olmadığı meydandadır. AKP anayasayı başkanlık sistemiyle peşinen kilitlemiştir. Erdoğan üstüne vazife olmadığı halde anayasa sürecine vadeler biçmiştir. Başkanlık sistemi çerçevesindeki sakat yaklaşım, AKP’nin yeni anayasa sürecine bakışını tamamen tesir altına almıştır.
Siyaset Haberi
BAHÇELİ;''ANAYASA KONUSUNDA BİZİM DIŞIMIZDA KİMSE SAMİMİ DEĞİL''

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisin Grup Toplantısı'nda, gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 

Türkiye’nin felaket üstüne felaket yaşadığını, ülkenin adeta ölümle imtihan edildiğini, kurşuna dizildiğini ve günden güne infaz edildiğini savunan Bahçeli, "Açıkça itiraf edelim ki acılara gömülmüş, gözyaşlarıyla boğulmuş bir Türkiye gerçeğiyle yüz yüzeyiz" diye konuştu. 

Bahçeli, şunları söyledi: 

"Dün atılan yanlış adımlar bugün ihanet, melanet ve rezalet serisine dönüşüyor. Milli mücadele yıllarında dahi görülmemiş bir fitne kuşatması altındayız. Hırsız içeride olduğu için hiçbir kapının kilit tutmadığını görüyoruz. Yedi düvelle savaşırken bu kadar durgunluk ve çaresizlik yaşanmamıştı. İstiklal mücadelemiz esnasında cepheden cepheye koşup, imkansızlıkları imanla ve inançla eritirken bu denli umutsuzlukla karşılaşılmamıştı. Geçmişte Osmanlı’ya hasta adam muamelesi yapanlar, şimdilerde işbirlikçileri vasıtasıyla Türkiye’yi içten içe çürütmek ve çökertmek amacıyla tüm güçlerini seferber ediyorlar. 

Cumhurbaşkanı ne söylerse söylesin, Başbakan hangi bahaneye sığınırsa sığınsın, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en kötü, en buhranlı günlerini yaşamaktadır. Ve bu AKP iktidarının mimar ve müellifi olduğu yıkım ve çözülme süreçlerinin eseridir." 

Devlet Bahçeli, Anayasa Mutabakat Komisyonunun çalışmalarına da değinerek siyasi ve toplumsal kutuplaşmaların Türkiye'nin elini zayıflattığını ifade etti. 

İş birliği ve uzlaşma kanallarının tıkandığını her kesim, her ideolojik grup ve her siyasi çevrenin kendi dünya görüşüne uygun olarak içe kapandığını ifade eden Bahçeli, yeni anayasa yapım veya anayasanın yenilenme sürecinin kesintiye uğramasının temelinde de bunun olduğunu söyledi. 

Bahçeli, ilk iki toplantıda komisyonun çalışma usullerinin ele alındığını, komisyonun adı ve görevine ilişkin maddelerin müzakereleri sırasında kurulan masanın devrildiğini belirterek, şu ifadeleri kullandı: 

"Yapılan açıklamalardan çıkardığımız sonuç şudur: Cumhuriyet Halk Partisi, komisyonun kuruluş adı ve amacı dışında farklı farklı isteklerde bulunmuş, sudan bahanelerle uzlaşma sürecini sabote etmiştir. 24. Dönem'de ismi belirlenen; 'Türkiye Büyük Millet Meclisi Anayasa Uzlaşma Komisyonu' tabirini beğenmeyen CHP, söz konusu komisyonun isminin 'Türkiye’yi Darbe Hukukundan Arındırma Komisyonu' şeklinde değiştirilmesini dayatmıştır. 

Elbette CHP’ye göre komisyona isim bahane, uzlaşma masasını yıkmak şahanedir. Ayrıca CHP’nin darbe hukukunun tasfiyesi, ilk dört maddenin müzakere dahi edilemeyeceği ve parlamenter sistem haricinde başkaca bir sistem önerisinin getirilemeyeceği düşünceleri kamuoyuna yansımıştır. Darbe hukukunun muhafazası elbette düşünülemeyecektir. Anayasa’nın ilk dört maddesi herkesten evvel bizim vazgeçilmezimiz, üzerinde pazarlık kabul etmeyecek kırmızı çizgilerimizdir." 

Bahçeli, hem AK PARTİ’nin hem de CHP’nin bu konuda kafalarının oldukça karışık olduğunu savundu. 

CHP’nin, bugünkü şartlarda anayasa uzlaşma sürecini tıkamasının doğru ve isabetli olmadığını belirten Bahçeli, konuşmasını şöyle sürdürdü: 

"Bizim dışımızda hiçbir partinin anayasa konusunda samimi olmadığı meydandadır. AKP anayasayı başkanlık sistemiyle peşinen kilitlemiştir. Erdoğan üstüne vazife olmadığı halde anayasa sürecine vadeler biçmiştir. Başkanlık sistemi çerçevesindeki sakat yaklaşım, AKP’nin yeni anayasa sürecine bakışını tamamen tesir altına almıştır. TBMM Başkanı da buna açıkça hizmet etmektedir. Erdoğan’ın dümen suyunda hareket edip kaçak saraya fiili sözcülük yapan TBMM’nin Sayın Başkanı’nın anayasadan ziyade başkanlık sistemine odaklanması büyük bir talihsizliktir. Ne var ki bu sözünü ettiğim hususlar yeni olmayıp herkesin bildiği çarpıklıktır. 

CHP’nin uzlaşmadan kaçması bu yönüyle inandırıcı görülemeyecektir. Parti içi dengelerin ve son günlerde ivme kazanan tartışmaların Anayasa Uzlaşma Komisyonuna yansıması CHP adına bir kayıptır. Fırsattan istifade eden TBMM Başkanı’nın CHP olmadan da diğer partilerle anayasa yapılabileceğini söylemesi maksat ve haddini aşan bir değerlendirmedir. Milliyetçi Hareket Partisi olarak tam bir mutabakat zemini oluşmadan anayasa hazırlığının sonuç vermeyeceğini, verse bile kapsayıcı olmayacağını düşünüyoruz. Bize göre ana muhalefet partisi olmadan anayasa yazımına teşebbüs etmek kesinlikle sakıncalı ve mahsurludur. Bu itibarla CHP’nin ikna edilip masaya davetinin sağlanması lazımdır. Aksi takdirde anayasa hazırlığı ölü doğacaktır." 

Yeni anayasanın 78 milyonun birliğinin ve beraberliğinin asgari şartlarını ihtiva etmesi gerektiğine işaret eden Bahçeli, "Yeni anayasa kesinlikle bir kişinin ihtiraslarına kurban verilemeyecektir. Biz Recep Tayyip Erdoğan’ı mutlu etmek, başkanlık hayalini temin etmek için anayasa yapamayız, yapmayacağız" dedi. 

CHP'nin tekrar masaya dönmesi gerektiğini vurgulayan Bahçeli, şunları kaydetti: 

"TBMM Başkanı, Erdoğan’ın telkin ve yönlendirmesinden uzak duracak basiret ve cesareti gösterebilmeli, parlamenter sistemden ve anayasanın ilk dört maddesinden taviz verecek bir ilkelliğin tarafı olmamalıdır. Kaldı ki işgal ettiği makam her şeyden önce tarafsızlığı şart koşmaktadır. TBMM’nin saygınlığına gölge düşürülmemesi hepimizin hassasiyet göstermesi gereken bir konudur. Biz Sayın Kahraman’dan TBMM’yi onurlu bir şekilde temsil etmesini bekliyor, siyasi parti gruplarına parmak sallayan, Erdoğan’ın gizli gündemine kurşun asker gibi uyan tavrından vazgeçmesini ümit ediyoruz. CHP’nin uzlaşmaz tutumunu bırakarak insiyatif almasını diliyor, anayasa yapımıyla ilgili sürecin kaldığı yerden bir an önce devamını arzuluyoruz." 

Bahçeli, Yukarı Karabağ bölgesindeki Hocalı kasabasında 25-26 Şubat 1992'de yaşanan katliamı hatırlatarak, "Azerbaycan Türklüğü tarihin ibretle kaydettiği zulüm ve saldırılara maruz kalmıştı" dedi. 

Rusların destek ve kışkırtmasıyla harekete geçen Ermeni çetelerin masum canlara kastettiğini, insanlık değerlerini yok saydığını, dost ve kardeş ülke olan Azerbaycan’ın egemenlik haklarını ihlal ettiğini belirten Bahçeli, Türk topraklarının Rus ve Ermeni saldırganlığıyla kirletildiğini söyledi. 

Hocalı’da katledilenin Türklük, hedef alınanın Türk’ün hayat ve varlık hakları olduğunu dile getiren Bahçeli, "Hocalı’da çocuk, kadın ve yaşlı demeden 613 soydaşımızın canına kast edenleri Türk milleti asla affetmeyecek, eğer varsa insanlık vicdanı unutmayacaktır. Unutsa bile emin olun biz unutturmayacağız. Türk’ün mührünü tarihin alnına vuran aziz ecdadımıza mahcup olmamak için ne gerekiyorsa yapacağız" diye konuştu. 

Bahçeli, Hocalı’da etnik temizlik yapanların hala işbaşında olduğunu belirterek, şöyle devam etti: 

"Hocalı’da yuva yıkan, yurt yakan, eziyet ve işkenceleri bir yöntem olarak kullanan zalimler emellerinden hala bir şey kaybetmemiştir. Sözde Ermeni soykırım şakşakçılarının Hocalı’yı ağızlarına almaması, bir milyon kardeşimizin mağduriyetine gözlerini yummaları pek nadir göreceğimiz bir ikiyüzlülüktür. Küresel adalet Hocalı’da batmış, taktığı maskesini de düşürmüştür. İnsan hakları lobileri, özgürlük ve demokrasi havarileri, felçli halde bulunan uluslararası toplum bugüne kadar Hocalı’yı yok saymıştır. Çünkü ölen, yaralanan, kaybolan, vatanını kaybeden Türk’tür. 

Aynı durumun Balkanlar’da, Bosna’da, Kaşgar, Kerkük, Musul, Tuzhurmatu ve Türkmen Dağı’nda da yaşandığını ifade eden Bahçeli, şunları kaydetti: 

"Ermenistan silahlı unsurları Karabağ etrafındaki yedi reyondan ön şartsız geri çekilmeden, burada Azerbaycan egemenliği yeniden tesis edilmeden Kafkaslar'a huzur gelmeyecektir. Yukarı Karabağ’ın esaret altına alınmasından sonra mülteci durumuna düşen soydaşlarımız evlerine dönmeden, topraklarına kavuşmadan ve zararlarının ödenmesi sağlanmadan Hocalı’nın yarası devamlı kanayacaktır. Bize göre, Yukarı Karabağ sorunu Azerbaycan’ın toprak bütünlüğü içinde muhakkak çözülmeli ve hak yerini bulmalıdır. Hınçak kafası, Taşnak mantığı, Asala gözlüğü, Rus dayatması barışçıl taleplerin önündeki en bariz engeldir. Bir kez daha söylemeliyim ki Hocalı’nın Türk kimliğini hiçbir güç silemeyecektir. Hocalı Türk’ün öz yurdudur ve Türk’tür." 

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkiye’nin milli güvenliğini kim tehdit ediyor, Türk milletine kim husumet besliyor ve insanına kim kurşun sıkıyorsa aranıp bulunarak derhal cezalandırılmasını isteyerek, "Sayın Davutoğlu, gerekirse Kandil’e gidin, gerekirse orayı taş üstünde taş bırakmayacak derecede yakın; gerekirse de Suriye’nin kuzeyine yıldırım gibi saplanın" dedi. 

Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Türkiye'nin darboğazda olduğunu, iç ve dış düşmanların milli dirliği ve birliği hedef aldığını ifade etti. 

Türk milletinin kategorik saldırı altında olduğunu savunan Bahçeli, şunları söyledi: 

"Yıkılmak istenen istiklalimizdir. Yok edilmek istenen istikbalimizdir. Kırılmak istenen hayata tutunma irade ve iddiamızdır. Türkiye AKP’nin işbirlikçiliği sonucunda çekile çekile çembere alınmış, itile itile tuzağa düşürülmüştür. Oyun büyüktür. Senaryo vahşidir. Piyonlar acımasızdır. Türk milletiyle hesabı olan bütün şerefsizler kuyruktadır. Bu hesap Türk milleti ile kapanmamış defterlerin, al bayrağımıza karşı silinmemiş nefretlerin, İslam’a karşı bitmemiş öfkelerin, kahraman ecdadımıza karşı bin yıldır unutulmamış yenilgilerin hesabıdır. 

Şu anda Türk milletiyle hesaplaşılmaktadır. Bu hesabın kökü tarihte, failleri günümüzdedir. Bugünkü yaşadıklarımız; Bizans İmparatoru Diyojen’in Selçuklu Sultanı Alparslan’la, İstanbul’u kaybeden Konstantin’in Sultan Fatih’le, denize gömülen sömürge donanmasının Çanakkale şehitleriyle, Anadolu’dan sökülüp atılmış işgalcilerin Mustafa Kemal’le, Beşparmakta aklı; Şırnak’ta, Hakkari’de, Diyarbakır’da gözü kalmış alçakların kahraman Mehmetçikle, açılım, çözüm, çare, reform ismiyle diriltilen yıkım belgesi Sevr’in kuruluş senedi Lozan’la hesaplaşmasının son perdesi, son eşiğidir." 

Türkiye'nin terör kıskacında olduğunu vurgulayan Bahçeli, şöyle devam etti: 

"Türk milletiyle 14 yıldır kıyasıya mücadele edilmektedir. Bunun gerçekleşmesi için de Türk siyasetinden devşirilen kimliksizler yüreklendirilmiş, sivriltilmiş, önleri açılmıştır. BOP’la doğanların, Sur’da peydahlanan ortakları evlatlarımıza kurşun yağdırmışlardır. BOP sevdalıları Cizre’de, Silopi’de, Nusaybin’de, İdil’de, Dargeçit’te, Yüksekova’da çözümden bomba imal etmişlerdir. 
Hezimetlerin kapaklarını açınız, bunları göreceksiniz. Hüsranların kapısını aralayınız, bunların istismarcı, inkarcı ve hıyanetten kapkara kesilmiş yüzlerini fark edeceksiniz. Türkiye zelzele geçiriyorsa, sorumluları bellidir. Her gün ağlıyor, her gün yanıyorsak buna ortam açanlar çok uzakta değil; kimileri saraylarda, kimileri köşklerde, ama hepsi de iktidardadır." 

Ankara'da geçen hafta yaşanan saldırıya da değinen Bahçeli, MİT'in bu saldırıdan neden haberi olmadığını sordu. 

Türkiye'nin sanki savaşta olduğunu, ülkenin her yerinde cenaze namazı kılındığını dile getiren Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü: 

"Deyim yerindeyse Türkiye Cumhuriyeti’nin ana karargahına canlı bomba saldırısı yapılmıştır. AKP’nin müsamahası ve çözüm süreciyle bomba ve silah depolayan terör örgütü iyice azmış, ülkemizi kan gölüne çevirmiştir. 

Bir yanda Meclis, diğer yanda Genelkurmay Başkanlığı; bir tarafta kuvvet komutanlıkları diğer yanda Başbakanlığın bulunduğu bir alanda 300 kilo TNT kullanan rezil bir canlı bomba saldırı düzenleyebilmiştir. Bu bombalar hazırlanırken hiç mi görülmemiş, hiç mi duyulmamıştır? Vatanımıza silahlar stoklanırken hiç mi vicdan sahibi bir devlet adamı ayağa kalkıp tepki göstermemiştir? Süreç ihaneti devredeyken Türkiye’nin bombayla doldurulması, yabancı ajanların, bölgesel ve küresel aktörlerin ayak oyunları hiç mi fark edilmemiştir? Bu nasıl bir devlet yönetimidir? Bu nasıl bir istikrar, bu nasıl bir uyuşma halidir?" 

Bahçeli, Ankara'nın, bedenlerine bomba saran teröristlerin ve arkalarında duran şer güçlerinin yeni eylem sahası olduğunu savundu. 

Olayın ardından yaşanan gelişmeleri anımsatan Bahçeli, "Ha TAK, ha YPG; ha PKK, ha PYD; hiç fark etmeyecek, hiçbir şekilde gerçekleri değiştirmeyecektir. Meselenin özü bir terör saldırısıdır ve Ankara’nın beyni bombalanmıştır" dedi. 

Bu caniliği çok yönlü araştırıp arkasındaki güç ve azmettiricileri bulmanın hükümetin işi olduğunu vurgulayan Bahçeli, şu değerlendirmeyi yaptı: 

"Gizlemeye, geçiştirmeye de gerek yoktur. Türkiye’nin güvenlik ayarları bozulmuştur. Huzur ve emniyet kalmamıştır. Vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğinden bahsedilemeyecektir. 

Bir terörist mülteci kisvesi altında olsun olmasın ülkemize girip; bomba yüklü bir aracı Ankara’ya kadar taşıyabiliyorsa karşımızda büyük bir sorun var demektir. Bu istihbarat nerededir? Bu emniyet ne iş yapmaktadır? Vatandaşının güvenliğini sağlayamayan, başkentini dahi koruyamayan bir hükümetle nereye kadar gidilecektir? Caniler ellerini, kollarını sallayarak ölüm kusmaktadır. Hükümet ise kayıptır. Erdoğan başkanlık derdinde, Davutoğlu eylem planları açıklamanın peşindedir. Erdoğan altın varaklı koltuklarda keyif sürmekte, Davutoğlu sarayın elinde oyuncak olduğuyla kalmaktadır. 

Canlı bombalar Türkiye’de cirit atmaktadır. Suikastçılar her yerde, ajanlar, casuslar her köşededir. Şu anda katillerin nerede keşif yaptıkları, nereyle ilgili ölüm planları yaptıkları meçhuldür. Sorarım sizlere; Milli İstihbarat Teşkilatı niye vardır ve ne işe yaramaktadır? Bu kuruluşumuz ihmalin mi yoksa derin uykunun mu pençesindedir? İçişleri Bakanı neyle meşguldür? 

Varsayalım ki Ankara katili YPG’li veya değil; ne değişecektir? Dahası, PKK’yı kiralayanların, kullananların, silahlandırıp saldırı emri verenlerin hangi odaklar olduğu hala görülmeyecek, karşı tedbir alınmayacak mıdır?" 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "terör örgütlerinin yuvalandığı her yerde Türkiye’nin operasyon yapma hakkı olduğunu" söylediğini anımsatan Bahçeli, şöyle konuştu: 

"O halde AKP Hükümetine çağrıda bulunuyorum, milli muhalefet olmadığını yalana dolana batarak ilan eden Davutoğlu’na sesleniyorum; Türkiye’nin milli güvenliğini kim tehdit ediyor, Türk milletine kim husumet besliyor ve insanımıza kim kurşun sıkıyorsa aranıp bulunarak derhal cezalandırılmalıdır. Sayın Davutoğlu, gerekirse Kandil’e gidin, gerekirse orayı taş üstünde taş bırakmayacak derecede yakın; gerekirse de Suriye’nin kuzeyine yıldırım gibi saplanın. 'YPG’ye top atışlarını durdurun' diyen, PYD’yi müttefikliğe terfi ettiren ABD’ye aldırmadan, Rusya’nın provokasyonlarına takılmadan Türkiye’nin gücünü dosta da düşmana da gösterin. Meşru müdafaamız için PKK/PYD’nin bulunduğu, nifak saçtığı her yeri tertemiz yapın ve bu aziz milleti terör illetinden kurtarın. 

ABD-Rusya'nın Suriye’de geçici ateşkeste anlaşması 'tavşana kaç, tazıya tut' taktiğidir. Türkiye’nin meselesi öncelikle Esad olmamalı, komşu ülkelerle ters düşülmemeli, anlaşmazlıklar onarılmalıdır. Sayın Başbakan, varlığımızı dinamitlemeye çalışan terör örgütlerine karşı bugünden başlayarak askeri, siyasi ve ekonomik tedbirleri korkmadan kademeli şekilde devreye koyun. 

TBMM’de terörü kınamaktan, üç partinin hazırladığı metne imza atmaktan dahi imtina eden PKK şubesi HDP’li sözde milletvekillerinin dokunulmazlıkları başta olmak üzere, her caydırıcı önlemi aşama aşama alın. Ve de zihni, fikri, dili kapkara kesilen aydın müsveddelerinin hazırladıkları ihanet bildirilerini de başlarına geçirin. 

Milliyetçi Hareket Partisi bunları yaparsanız demokratik eleştirileri saklı kalmak kaydıyla her zaman destekçiniz, her daim arkanızdadır. Bilinsin ki milli bekamızı yıkmaya, tarihi haklarımızı imha etmeye kalkışan fitne kampanyasına karşı her fedakarlığı yapmaya hazırız. Biz Türk milletinin yanındayız. Biz Türkiye Cumhuriyeti’ni yaşatma konusunda yeminliyiz. 

Haydi Sayın Erdoğan, haydi Sayın Davutoğlu; Türk milleti sizden cesur, kararlı, atılgan ve yürekli adımlar beklemektedir. Verilmiş bir sözünüz yoksa, elinizi tutacak, boynunuzu bükecek bir anlaşmanız bulunmuyorsa PKK’yı kazıyın, PYD’yi yok edin, içimize sızmış ajan provokatörleri meşru müdafaa çerçevesinde tesirsiz hale getirin. Beklemeyin, gecikmeyin, zamana oynamayın ve de Türkiye’nin potansiyel kudretini harekete geçirerek gereğini yapın. Bu ateş çukurundan, bu tehlikeli girdaptan Türk milletini çekin çıkarın. Türkiye’yi hiç kimse Suriye’ye çeviremeyecek, Irak yapamayacaktır. Teminat Türk milletidir. Çok şükür bu millet de henüz ölmemiştir."Dedi

 

 

ARTUKLU HABER AJANSI-ANKARA

Kaynak: (AHA) - Artuklu Haber Ajansı Editör: Abdullah Ortaç
Etiketler: BAHÇELİ;''ANAYASA, KONUSUNDA, BİZİM, DIŞIMIZDA, KİMSE, SAMİMİ, DEĞİL'',
Yorumlar
Haber Yazılımı