Haber Detayı
16 Şubat 2016 - Salı 18:52 Bu haber 1808 kez okundu
 
KILIÇDAROĞLU:''GENLERİMİZDE KUVAİ MİLLİYE RUHU VAR''
CHP'nin hiçbir şeye itiraz etmemesinin istendiğini öne süren CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "CHP bunu kabul eder mi? Asla edemez. Peki saldırarak CHP'yi susturabilirler mi? Asla susturamazlar. Sevgili Davutoğlu sakın unutma; bu partinin genlerinde Kuvayi Milliye'nin ruhu var" ifadesini kullandı.
Siyaset Haberi
KILIÇDAROĞLU:''GENLERİMİZDE KUVAİ MİLLİYE RUHU VAR''

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grubunda yaptığı konuşmada Artvin'de altın için orman katledileceğini belirterek, vatandaşların Artvin Cerattepe'de buna karşı mücadele ettiğini ifade etti. 

"Neden bunu zorla yapıyorsunuz? Birileri para kazanacak diye tabiatı neden yok ediyoruz? Çocuklarımıza neyi bırakacağız? Güzel, yaşanacak ülke bırakmayacak mıyız?" sorularını yönelten Kılıçdaroğlu, "Bütün dünya duyarlı ama birileri duyarlı değil. Birilerinin ana konusu sadece dolar, sadece para. Para her şeyin ölçüsü değildir. Ahlak, hukuk, hukukunun üstünlüğü, insan hakları, doğanın hakları var" diye konuştu. 

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, salı günleri partilerin grup toplantılarında genel başkanların konuştuğunu, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nu da dinlediğini belirterek, "Biz milli hükümetiz. Milli muhalefete de ihtiyaç duyuyoruz" dediğini aktardı. 

Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: 

"Lafa bak. Acaba Davutoğlu, milli ne anlama geliyor, biliyor mu? Endişem var. Milli demek, ülkesinin çıkarlarını savunmak, sonuna kadar ülkesinin çıkarlarının arkasında durmak demektir. Milli olmak, Türkiye'yi pazarlamak değildir. Milli olmak, Türkiye'yi dünyadan soyutlamak değildir. Milli olmak, Türkiye'ye dünyada itibar kazandırmak demektir. Hangi millilikten bahsediyorsunuz? 

Sözde milli hükümete soruyorum, durup dururken 'kardeşim' dediğin Esad'a niye birdenbire saldırdın, kim seni tetikledi? Bodrum'da beraber tatil yapıyordunuz, ne oldu da düşman haline geldiniz? 7 Haziran seçimlerden önce, 'Bizi tek başına iktidara getirmediniz, her gün şehitler geliyor, terör aldı başını gidiyor. Bizi tek başına iktidara getirin, şehit gelmeyecek' diyorlardı. Tarihin, en yoğun şehit sürecini yaşıyoruz. Halkına yalan söyleyen bir parti, milli olabilir mi? Milli kavramının arkasında yalan olabilir mi? Doğu ve Güneydoğu'da, terör örgütü şehirleri silah deposuna dönüştürürken, valilere 'Aman ha sakın dokunmayın' diye talimat veren bir iktidar Türkiye Cumhuriyeti'nde milli lafını ağzına alabilir mi? Milliymiş... Türkiye'yi savaşa sokmak istiyorlar. Bunlar da teşne. Sen millilikten söz ediyorsan, savaş çıktığında kendi çocuklarını gönderecek misin cepheye?" 

Kılıçdaroğlu, kimsenin, kendilerinin milliyetçiliğini test edemeyeceğini, milliyetçiliklerini Kıbrıs'ın Beşparmak Dağı'na yazan bir parti olduklarını bildirdi. 

Kemal Kılıçdaroğlu, 17 Eylül 2009'da Suriye'de yüksek düzeyde stratejik iş birliği konseyi anlaşmasının imzalandığını, vizelerin kaldırıldığını belirterek, ülkenin çıkarları söz konusu olduğu için "Neden bunu yapıyorsunuz?" demediklerini kaydetti.

Hükümet iyi şeyler yaptığında her zaman yanında durduklarını anlatan Kılıçdaroğlu, "Komşularla sıfır sorun olacak" denildiğinde de buna itiraz etmediklerini ifade etti. 

Kemal Kılıçdaroğlu, Mart 2011'de birdenbire çatışma çıktığını, durup dururken, Esad ile kavga edildiğini savunarak, "Ortadoğu'ya girmeyin, bir bataklıktır" diye uyardığını anımsattı. 

Suriye'ye TIR'larla silahlar gönderildiğini, cihatçı unsurların Türkiye üzerinden Suriye'ye geçtiğini, Türkiye'de kamplar kurduğunu öne süren Kılıçdaroğlu, "Başka ülkenin egemenliğine müdahale etmeyin" dediğini belirtti. 

DAEŞ'in Türkiye'de 70 ilden militan topladığını ileri süren Kılıçdaroğlu, "Tamamı, bu hükümetin gözleri önünde gerçekleşti. Kadınlar boğazı kesilerek öldürüldü, gencecik çocuklar öldürüldü, türbe, camiler bombalandı, vahhabilik aldı başını gitti. Bunlar da her türlü çanağa ortam hazırladılar" diye konuştu. 

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğu, "Buna milli politika diyorlar. Böyle bir milli politika yoktur. Bu politikanın adı gayrimilli politikadır. Bir iktidarın çıkarlarına hizmet eden politikadır, ülkenin çıkarlarına değil" dedi. 

Bir ülkeyi yönetenlerin, önce o ülkenin yakın tarihini, Ortadoğu ile ilgili karar alacaksa, Ortadoğu tarihini bilmesi gerektiğini anlatan Kılıçdaroğlu, kendi ülkesinin tarihini bilemeyenin, Türkiye'yi batağa sürükleyeceğini savundu. 

Davutoğlu'ndan, Falih Rıfkı Atay'ın Zeytindağı kitabını okumasını isteyen Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin neden Ortadoğu bataklığının dışına çıktığının burada görüleceğini ifade etti. 

Kılıçdaroğlu, Atatürk'ün, Osmanlı döneminde Libya, Suriye ve Filistin'de çarpıştığını, İsmet İnönü'nün de Yemen'de bulunduğunu anımsatarak, "Onlar boşuna mı Ortadoğu konusuda ciddi uyarılar yaptılar?" diye sordu. 

Kılıçdaroğlu, Atatürk'ün, 1921'de TBMM'de, "Panislamizmi şöyle anlıyorum, bizim milletimiz ve onu temsil eden hükümetimiz, doğal olarak dünya yüzünde var olan bütün dindaşlarımızın mutlu ve refah içinde olmasını isteriz. Dindaşlarımızın çeşitli yerlerde vücuda getirdikleri sosyal heyeti, bağımsız olarak yaşamasını isteriz. Bütün İslam insanlığının, İslam dünyasının refah ve mutluluğu, kendi refah ve mutluluğumuz gibi değerlidir. Fakat efendiler, bu toplumun büyük bir imparatorluk, maddi bir imparatorluk halinde bir noktadan yönetilmesini düşünmek istiyorsak bu bir hayaldir" diye bir konuşma yaptığını anımsattı.

Kendi tarihini bilmeyenin Ortadoğu'da hiçbir şey yapamayacağını, ancak birilerinin maşası olacağını ileri süren Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu: 

"Şimdi diyorlar ki 'Biz milliyiz'. Siz milli değil, gayrimillisiniz, ülkenin çıkarlarını savunmuyorsunuz. Siz, 21. yüzyılın Türkiyesine vahhabiliği getirmek istiyorsunuz. Türkiye, şu anda sağlıklı yönetilmiyor. Aslında hiç yönetilmiyor. Bir rüzgara kapılmış gidiyor. Nereye gittiğini kimse bilmiyor. Yönettiklerini sanıyorlar ama arkadan birileri onun zemberiğini kuruyor. Farkında bile değiller." 

Kılıçdaroğlu Suriye'de, Türkiye, Türkmenler ve sivil vatandaşların hayatını kaybettiğini, Bayırbucak'tan söz edildiğini, ancak ne bayırın ne bucağın kaldığını vurgulayarak, "Bunların halen dünyadan haberleri yok" dedi. 

Suriye'de savaşın başlamasından bu yana 470 bin kişinin hayatını kaybettiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, bunların vebalinin, günahının, bu ülkeyi yönetenlerde olduğunu ileri sürdü. 

Kemal Kılıçdaroğlu, yaklaşık 2 milyon Suriyeli'nin yaralandığını, ekonomik kaybın 225 milyar dolar olduğunu, yoksulluğun geçen yıl yüzde 85 arttığını, yaklaşık 13 milyon 800 bin Suriyelinin geçim kaynağını yitirdiğini, nüfusun yüzde 45'inin göç ettiğini, 6 milyon Suriyeli'nin kendi ülkesi içinde yer değiştirdiğini, 4 milyondan fazla kişinin de ülke dışına çıktığını anlattı. 

Suriye'de bu tablonun sorumlusunun kim olduğunu soran Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti: 

"Sevgili vatandaşım, bunun sorumlusunu kendi vicdanına sormuyorsan, sen bu ülkenin yönetiminde söz sahibi değilsin, olmamalısın. Onlar Müslüman değil mi? Müslüman. Müslüman kanı akıtmak ne zamandan beri Türkiye Cumhuriyeti hükümetlerinin görevi oldu? Cumhuriyetin hiçbir döneminde bu olmadı." 

Münih'te güvenlik konferansında dışlanan tek ülkenin Türkiye olduğunu iddia eden Kılıçdaroğlu, "(Ey ABD, ey Rusya, ey AB) diye bağırıyorlar. Sevgili kardeşim duvara bağırıyorsun, kimse seni dinlemiyor çünkü kimse seni adam yerine koymuyor" ifadesini kullandı. 

Kılıçdaroğlu, Türkiye'den bir kişinin Avrupa'ya gitmesi ve Avrupa'nın istememesi halinde o kişiyi Türkiye'ye iade edebileceğine ilişkin geri kabul anlaşmasının imzalandığını anımsatarak, şu değerlendirmelerde bulundu: 

"Biz milliyiz, bu anlaşma Türkiye'nin aleyhinedir dedik. Siz gayrimillisiniz, tıpış tıpış altına imza atıyorsunuz. Erdoğan konuşuyor, 'Bizim alnımızda enayi yazmıyor. Kusura bakmayın' diyor. Güzel. 'Bu işin hakkı neyse bunu yaparız . Herhalde otobüsler, uçaklar boşuna durmuyor. Gereği neyse bundan sonra o yapılır'. Peki, sen geri kabul anlaşmasını niye imzaladın? Sen otobüse doldurursun, o da aynı otobüsü sana geri gönderir, uçağa doldurusun geri gönderir, 'altına imza attın' der. Bunlar milli mi, gayrimilli mi? Sen hangi gerekçeyle, 2,5 milyon mültecinin Türkiye'de olduğu dönemde bu anlaşmanın altına imza atarsın? 'Alnımızda enayi mi yazıyor?' Vallahi de yazıyor. Çünkü ancak enayiler imzalar. Parlamentoda görüşülürken 'sonuçları ağır olur' dedik. Onların alnında enayi yazmıyor. Ne yapacaklarını çok iyi biliyorlar. Önce seni çağırıyorlar, 'bu anlaşmayı imzala' diyorlar. Burada efelenince bunların hiçbir anlamı yok. Çünkü dış politika efelenme alanı değil." 

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Suriye'nin egemenliğine karışmayın. Bırakın Suriye kendi işini kendisi çözsün. Türkiye-Rusya ilişkilerinde gergin bir ortama izin vermeyin. Angajman kuralları ihlal edildiği için hükümetin yanında durduk. Açık ve net söylüyorum; Türkiye'nin nerede çıkarı varsa, arkasında duruyoruz. Ama Türkiye'nin çıkarı bütün komşularla iyi ilişkidir" dedi. 

Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin geleceğiyle ilgili üç adım sonrasını göremeyenlerin, dış politikayı belirleyemeyeceğini ifade etti. 

Bir vatansever, Türkiye'nin çıkarlarını savunan sade bir yurttaş olarak uyarıda bulunmak istediğini belirten Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti: 

"İflas ettiğini artık bütün dünyanın bildiği Suriye politikasını değiştir. 180 derece değiştireceksin. Bunu bizzat Sayın Davutoğlu'nun yüzüne karşı da söyledim. Bu politika yanlıştır. Suriye topraklarına artık silah göndermeyin. Suriye'nin egemenliğine karışmayın. Bırakın Suriye kendi işini kendisi çözsün. Türkiye-Rusya ilişkilerinde gergin bir ortama izin vermeyin. Angajman kuralları ihlal edildiği için hükümetin yanında durduk. Açık ve net söylüyorum; Türkiye'nin nerede çıkarı varsa, arkasında duruyoruz. Ama Türkiye'nin çıkarı bütün komşularla iyi ilişkidir. 'Bakın biz ne kadar milliyiz, onlar ne kadar gayrimilli...' Kalktılar Mısır'daki darbeye bile taraf oldular. Ama biz ne yaptık? Dedik ki 'Mısır'la bizim ilişkilerimizin iyi olması, Türk halkı ile Mısır halkı arasında sağlıklı, güçlü bir diyalog kurulması lazım." 

CHP'nin emekli iki büyükelçiyi Mısır'a gönderdiğini anımsatan Kılıçdaroğlu, Türkiye ile Mısır arasındaki ilişkilerin devam etmesini istediklerini bildirdi. 

İktidarın, önce "asarız, keseriz" dediğini, sonra da büyükelçi göndermeye kalktığını ileri süren Kılıçdaroğlu, bunu Mısır'ın kabul etmediğini belirtti. 

Türkiye Cumhuriyeti'nin refüze edildiğini savunan Kılıçdaroğlu, "Şimdi söyleyin bakalım; kim milli, kim gayri" diye sordu. 

Dış politikada gelinen noktanın daha çok su kaldıracağını ileri süren Kılıçdaroğlu, "Birleşmiş Milletlerin Suriye'de ateşkesi sağlaması için yaptığı bütün çabalara Türkiye'nin destek vermesi lazım. Cenevre, Viyana görüşmelerine Türkiye'nin koşulsuz destek vermesi ve Türkiye'nin çıkarlarının korunması lazım. Suriye'deki cihatçı El Kaide, El Nusra, IŞİD gibi terör örgütüne Türkiye'nin silah desteği yapmaması lazım. Türkiye'yi dünyada rezil ediyorsunuz" ifadesini kullandı. 

Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin sadece dış politikada değil, böyle devam edilirse, içeride de daha büyük sorunlarla karşı karşıya kalacağını ileri sürdü. 

Kılıçdaroğlu, şöyle dedi: 

"Terör olgusu bunlardan birisidir. Açık ve net söyledim; Adalet ve Kalkınma Partisi, terör örgütüne yardım ve yataklık yapan bir partidir. Ben dedim ki 'Herhalde beni mahkemeye verirler.' Kimse vermiyor. Çünkü ispat edeceğiz, yadım ve yataklık yaptığını. Şimdi terörden şikayetçiler, yahu düne kadar sen besliyordun, sen masanın başındaydın. Sormuyor musun kendine Türkiye'yi bu hale kim getirdi?" 

AK PARTİ Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Özdağ'ın "PKK, çözüm sürecinde 200 ton ya da 200 bin kilo bombayı şehirlere doldurdu" dediğini iddia eden Kılıçdaroğlu, "İtirafa bakın. Peki, bu terör örgütü, şehirlere 200 bin kilo bomba yerleştirirken bu ülkeyi kim yönetiyordu? Bu ülkenin başbakanı, içişleri, dışişleri bakanı kimdi? Kendileri şimdi itiraf ediyor. Son 7 ayda 296 şehidimiz geldi. Son 19 yıldır, bir yılda bu kadar kayıp vermedik" ifadesini kullandı. 

En son bir askeri, El Nusra militanlarının, kafasını keserek şehit ettiğini savunan Kılıçdaroğlu, "Bunun hesabını kim verecek? İktidar olanlar bunun hesabını vermek zorunda değil mi? Şehirler silah deposuna döndürülürken, bombalar depolanırken bu ülkeyi kim yönetiyordu?" diye sordu. 

Kılıçdaroğlu, 2014'te Türk Silahlı Kuvvetlerinin, "terör örgütü var" diye 290 kez başvurmasına rağmen, 282'sinde "dokunmayın" talimatı geldiğini, bunun "yardım ve yataklık" olduğunu savundu. 

Grup toplantısında, bazı AK PARTİ'li bakan ve yöneticilerin, geçmişte "Abdullah Öcalan" hakkında yaptıkları açıklamaları okuyan Kılıçdaroğlu, "Bunları okumamın nedeni şu: Kazaen bu cümlelerden herhangi birisini bir CHP milletvekili, il başkanı, ilçe başkanı veya herhangi bir CHP'li söyleseydi, bugün Türkiye'de kıyamet kopmuştu. Havuz medyası, 'vay, terörü bunlar destekliyor, şunlar, bunlar yapıyor' diye kıyameti koparmıştı. Bunların hepsini, bunlar yapıyorlar, niye kıyamet kopmuyor bu ülkede?" diye konuştu. 

"Sevgili vatandaşım, sandığa giden de iktidarı seçen de terörden şikayet eden de teröre yardım ve yataklık yapan partiye oy veren de sensin. Neden uyanmıyorsun kardeşim, neden silkin miyorsun" diye soran Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin iyi yönetilmediğini iddia etti. 

Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin bir rüzgarda sürüklendiğini ileri sürerek, şöyle konuştu: 

"Koskoca Türkiye Cumhuriyeti'ni Ortadoğu'nun şamar oğlanı haline getirdiler. Kabile reisleri bile kafa tutuyor Türkiye'ye. Bir de kalkmışlar 'millilikten' bahsediyorlar, ağrıma giden de o. Gayrimilli adam, 'millilikten' bahsedecek. Sen önce kendi ülkeni seviyor musun, kendi ülkenin çıkarlarını koruyor musun, kendi ülkenin çıkarları için mücadele ediyor musun? Sana ne ihvandan, vahhabilikten? Biz bunları dile getirdiğimiz için CHP nefret objesi haline getirilmek isteniyor. 'Efendim CHP hiçbir şey söylemesin.' Ne olacak? 'Biz ne yapsak, CHP desin ki (bu hükümet çok güzel şeyler yapıyor, biz de destek veriyoruz)'. İyi de kardeşim bu şehitlerin, Suriye'de akan kanın birisinin hesabını sorması lazım. Sen neden Türkiye'den silah gönderiyorsun oraya? Neden Müslümanı, Müslümana kırdırıyorsun? Neden kendi tarihini bilmiyorsun?" 

CHP'nin hiçbir şeye itiraz etmemesinin istendiğini öne süren Kılıçdaroğlu, "CHP bunu kabul eder mi? Asla edemez. Peki saldırarak CHP'yi susturabilirler mi? Asla susturamazlar. Sevgili Davutoğlu sakın unutma; bu partinin genlerinde Kuvayi Milliye'nin ruhu var" ifadesini kullandı. 

Kılıçdaroğlu, CHP'nin hangi koşulda olursa olsun, Türkiye'nin çıkarlarını savunan bir parti olduğunu, bütün vatandaşları baştacı ettiğini, hiçbirisi arasında ayrım yapmadığını kaydetti. 

Öte yandan, yaptığı bir açıklamada partisinin yönetimini eleştiren CHP Antalya Milletvekili Deniz Baykal, grup toplantısına katılmadı. 

 

ARTUKLU HABER AJANSI-ANKARA

Kaynak: (AHA) - Artuklu Haber Ajansı Editör: Abdullah Ortaç
Etiketler: KILIÇDAROĞLU:''GENLERİMİZDE, KUVAİ, MİLLİYE, RUHU, VAR'',
Yorumlar
Haber Yazılımı