Yazı Detayı
14 Temmuz 2016 - Perşembe 15:35 Bu yazı 897 kez okundu
 
IRKÇILIĞA HEDEF OLMAYAN, IRKÇILIK YAPMAKTA BEİS GÖRMEZ
İLHAN KARAÇAY
mardintoplumsaldayanisma@hotmail.com
 
 

Avrupa'da 50 yıldır ırkçılıkla mücadele eden İlhan KARAÇAY yazdı:

IRKÇILIĞA HEDEF OLMAYAN, IRKÇILIK YAPMAKTA BEİS GÖRMEZ

50 yıldır yaşadığım Hollanda'da, ırkçılık yapan insanlardan hep nefret ettim. Bireylerin ırkçılığı beni sadece kızdırıyordu. O bireylere karşı hiçbir reaksiyonda bulunmadım.

Ama, topluma mal olmuş siyasetçiler ve medyaya karşı tutumum tabii ki başka oldu.
Onlarla kıyasıya mücadele ettim.
 
Hollanda'ya geldiğim 1967 yılında, ikamet ettiğim Leiden'de, gazetecilk faaliyetlerimi öğrenen kent gazetesi benimle ilgili tam sayfaya yakın bir röporta yayınlamıştı.

DSC_2550.jpg görüntüleniyorDSC_2550.jpg görüntüleniyorEkonomilerini ve endüstrilerini güçlendirmek için uzaklardan getirdikleri yabancı işçileri kucaklayacakları yerde, onları her zaman aşağılayan ve horlayan insanları 'Irkçı' olarak nitelemek yanlış olmazdı.

Ben şahsen 50 yıldır yazılı ve görsel medya işi yapmaktayım. Irkçılıkla mücadele ederken en çok da medya mensupları ile çatıştım. Örneğin, ülkedeki ırkçılara çanak tutan, ülkenin en büyük gazetesi De Telegraaf ile uğraştım.
Hollandaca yazılar yazdığım AVRUPA DÜNYA Gazetesi'ni, ülkedeki tüm medya adreslerine, siyasetçilere, üniversitelere ve pek çok bireye ücretsiz gönderdim. Hem de yıllarca...
Bu ücretsiz gönderinin de semeresini gördüm tabii.
Zira yazdığım yorumlar ülkede gündem oluşturuyordu.
Yorumlarım anında medyada yer alıyor, siyasetçiler de konuları ele alıyorlardı.

1975 yılında başlamıştı bu ırkçılık hareketleri. Hollanda medyası Türkler'i hedef alarak başlamıştı ırkçı yayınlara.  Suç işleyen birini haber başlıklarında, 'Bir adam cinayet işledi' veya 'Bir adam hırsızlık yaptı' diye duyuran medya, failin Türk olması halinde, 'Bir Türk cinayet işledi' demeyi adet haline getirmişti.
  
Göçmenlik her ülkede sorunların doğmasına neden olur. İşte Hollanda'da 1972 yılında Rotterdam'da meydana gelen olaylardan sonraki gazete sayfalarımızdan biri.

1976 yılında, Yarı devlet teşekkülü NOS için (Türkiye'nin TRT'si gibi) yaptığım televizyon programlarının birinde bu konuya yer verdim. O günlerde Amsterdam'a yakın Haarlem kentindeki Haarlem Gazetesi'nin Yayın Yönetmeni ile mülakat yaptım. 
'Fail Hollandalı oldğu zaman 'Bir adam' diye yazıyorsunuz, ama Türk olunca 'Bir Türk' vurgulaması yapıyorsunuz. Bunun nedenini açıklar mısınız' diye sorduğum zaman adam şaşırdı.'İnanın hiç düşünmedim' dedi ve amaçlarının ırkçılık olmadığını belirtti.
O program Hollanda'da büyük bir yankı yaratmıştı. Müteakip aylarda pek çok medya organı bu tutumdan vazgeçti ama, yıllar sonra aynı tutum devam edip durdu.

De Telegraaf Gazetesi mücadele ettiğim yayın organlarının başında geliyordu. Bu gazetede pek çok dostum vardı. Bir gün bu dostlardan biri aradı ve 'İlhan, Genel Yayın Yönetmenimiz seninle görüşmek istiyor. Bir öğle yemeğinde buluşabilir miyiz' diye sordu. Hemen kabul ettim. Ertesi gün öğle yemeğinde buluştuk. 'Bizden ne istiyorsunuz' diye sordu Genel Yayın Yönetmeni. 
'Türkiye ve Türkler aleyhindeki yayınları durdurmanızı' diye direkt bir cevap verdim ve örnekler gösterdim. O zamanlar Türk Tur Operatörleri, Türkiye'ye turist götürebilmek için gazetelere milyonlarca euroluk ilanlar veriyorlardı. Bu ilanlardan en büyük payı da 
De Telegraaf alıyordu. Sayfalarında Türkiye ilanları doluydu ama, aynı sayfalarda Türkiye turizmini aşağılayan çok çirkin  haberler yer alıyordu. 
'Bu ne biçim iş' diye sordum.
Adam derin derin düşündü, dudak büktü, savunmaya geçmedi ve ekledi, 'Türk tur operatörleri ile bir yemekte buluşmak istiyorum. Bunu ayarlar mısınız?' diye sordu.
O zamanlarda Tur Operatörlüğü yapan pek çok Türk vardı. 6'şarlık iki grup halinde iki öğle yemeğinde buluştular.
De Telegraaf, hem ilan fiyatlarında indirim yaptı, hem de Türkiye aleyhinde haber ve yorumları durdurdu. Cabası, Türkiye lehinde de güzel haberler yapmaya başladı.
Demek oluyor ki, her hangi bir konuda mücadele edersen, semeresini de çabucak görüyorsun.
Peki, bitt mi bu ırkçı tutumlar? 
Tabii ki hayır.
Hollanda'da ırkçılık aynı minval üzerinde devam ediyor.
   
1972'de Rotterdam ve 1974'te Schiedam kentlerindeki olaylardan sonraki gazete sayfaları.

Hollanda'daki ırkçılıkla mücadele serüvenim için kitaplar doldurmak gerekir.
Biz gelelim şimdiki Türkiyemizde cereyan eden ırkçı tutumlara.
Özellikle Suriye'den göç eden çaresiz insanlara karşı söylenen sözler, ırkçılıktan da öte, acımasız ve vicdansız sözlerdir.
Savaştan kaçtıkları için 'Vatanlarını terk eden vatan hainleri' diye horlanan Suriyeliler, eleştirilmeyi hak ediyorlarsa, daha insancıl sözlerle eleştirilmelidirler.
Ben burada, Suriyeliler hakkında hüküm yürütmeyeceğim.
Durumdan memnun olmayanlar, serzenişte bulunmaya ve şikayet etmeye haklıdırlar.
Göçmenlik zor bir oluşumdur. Göçmenlerin bulunduğu toplumlarda her zaman hoş olmayan olaylar cereyan eder. 
Bu Amerika'da da öyledir, Avrupa'da da...
Haliyle Türkiyemiz'de de göçmenler ile yerli halk arasında anlaşmazlıklar ve bazen de çatışmalar olacaktır.
Burada önemli olan çözümdür. 'Suriyeliler'i istemiyoruz' veya 'Savaştan kaçan vatan hainleri' gibi afişler bastırıp dağıtmak sorunu çözmez.

Sosyal medyada, yakından tanıdığım ve hatta akraba olduğum o kadar isimle karşılaşıyorum ki, adeta şoke oluyorum. Hiç ummadığım eğitimli ve kültürlü bir dostumun yazdıklarına şaşırıyorum. 'Eyvah, sen de azılı bir ırkçıymışsın' diye beni düşündüren bu dostlarıma yanıt bile veremiyorum.
  Schiedam ve Rotterdam olaylarından sonra Türk ve Hollanda gazeteleri
Öyle ki, çok sevdiğim bir dostum, Çukurova'ya yerleşmiş olan Suriye kökenli Türk vatandaşları ile, bugünkü Suriyeliler'i, terazinin aynı kefesine koyarcasına bir yorum yazmıştı.
O yorum beni çok üzmüştü ve bu tutuma karşı aşağıdaki yorumu yazmıştım. 
Önce o yoruma bir göz atın lütfen:

SURİYE KÖKENLİ ESKİ TÜRK VATANDAŞLARI İLE 
ŞİMDİKİ SURİYELİLER'İ AYNI KEFEYE KOYMAYIN.
Türkiye'mizi, özellikle güney kentlerimizi adeta istila eden Suriyeliler'e 'vatandaşlık verilsin mi, verlmesin mi'  tartışmaları yapılırken, Çukurova'da yerleşik Suriye kökenli Türk vatandaşlarına sataşılmaktadır.
Yapmayın arkadaşlar, o sözü edilen Suriye kökenli Türk vatandaşları arasında benim ailem de vardır. 
Suriye, 29 Haziran 1939'da, Hatay'da yapılan referandum sonucunda Türkiye'ye kazandırıldı. O referanduma benim sulelem gibi yüzlerce Suriye kökenli sulale Hatay'a gitti ve referandumda Türkiye için oy kullandılar. Bu nedenle de tehlike yaşadılar, tehdit edildiler.
Suriye kökenli eski Türk vatandaşları ile şimdiki Suriyeliler'i aynı kefeye koymayınız lütfen. Bazılarının 'Fellah' diye aşağıladıkları Suriye asıllı Türk vatandaşlarının dualarında, 'Allah Türk ordusuna, kara kuvvetlerine, hava kuvvetlerine, deniz kuvvetlerine, Atatürk'ün kurduğu Türkiye Cumhuriyetine zeval vermesin'  gibi Türkçe ve Arapça sözler de var ve bu dua  halen de yaşatılmaktadır.
Şahsen ben ve benim gibi yüzbinlerce Suriye kökenli Türk, kendimizi Türk vatandaşlığı ile yücelttik ve Türk bayrağı altında yaşama zevki ile ihya olduk.
  
Hollanda'da ırkçılık o raddeye gelmişti ki, ülkenin en ciddi dergisi REVU, 'Tüm Türkler'e ölüm' haberini kapak yapmıştı. 
Hiç kimse, ama hiç kimse, özellikle Çukurova ve Anadolu'nun her tarafında yaşamakta olan Suriye kökenli Türk vatandaşları ile, şimdiki göçmen Suriyeliler'i aynı kefeye koymasın lütfen. 
Böyle bir hareket, Suriye kökenli Türk vatandaşlarına yapılan en büyük haksızlık olur.
Şimdi gelelim, 'Göçmen Suriyeliler'e Türk vatandaşlığı verilsin mi, verilmesin mi'  tartımasına. Bu tartışma yapılırken kullanılan ırkçı sözlere dikkat edelim.
Irkçılıktan en çok mustarip olmuş biz yurtdışında yaşayan Türkler, bunun acısını hala çekiyoruz. Irkçı söylemleri bizim için kullanan Avrupalılar'ı nasıl eleştiriyorsak, Türkiye'de de ırkçı söylem kullananları eleştirme hakkımız var.
Suriyeliler için lehte ve aleyhte söylenen sözlerin hepsine saygı duymalıyız. 
Ama ırkçı olan söylemlere değil...
Bazen bakıyorum, Facebook'ta bu konuda afişler bile yayınlanıyor. Benim yakınlarım ve yakından tanıdığım bazı dostlarım da bu afişleri onaylıyorlar. Ama bunu bilinçsiz bir şekilde yaptıklarına inanıyorum.
Dünya, tüm insanlık için vardır. Her insanın da dünyanın her yerinde yaşama hakkı vardır. Yeter ki, ihanet içinde olmasınlar...
Benim bu ifadelerimden sonra, hala savunmaya geçecek olanlar varsa, onlara söyleyecek tek bir kelimem bile olmayacak.
  
Hollanda'da çocuklarımızın asimile edilmek istenmesi ve horlanmalar gazetelerin ana konusuydu.
Şimdi gelelim, Türkiyemiz'deki bugünkü tartışmalara:
Bakınız İsmet Berkan Hürriyet'te ne yazmış:
' Bizim ırkçılarımız Suriyelileri istemiyor. Peki ama ne yapacağız? 
Onları savaşa ve ölüme geri mi göndereceğiz? 
Burada toplama kamplarına mı kapatacağız? 
Denize mi dökeceğiz? 
Otobüslere bindirip Yunanistan veya Bulgaristan sınırına mı bırakacağız?' 
İsmet Berkan gibi pek çok sağduyulu dostum buna benzer ifadeler kullanıyorlar. Irkçıymış gibi görünen, aslında ırkçı olduklarına inanmadığım dostlarımı ve akrabalarımı daha yumuşak bir dil ile uyarmak isterim.
Yapmayın dostlar, söylemek istediklerinizi, iyice düşündükten sonra söyleyin.
Hiçbir kabahatları olmadığı halde, yurtlarından kaçmak mecburiyetinde kalan ve bize sığınan insanlara yardım etmek insanlık borcumuzdur. Hadi yardım etmeyi bir kenara koyalım. Çoluk çocuğu ile perişan bir halde olan bu insanların, insan gibi bir yaşam sürmeleri için toleranslı olalım. Onları 'Vatan haini' olarak suçlamayalım.
  
Yabancı düşmanlığının zirveye çıktığı günlerdeki yayınlarımız.

Düşünün bir kere, bugün Güney-Doğu illerimizde yaşanan terör olayları yüzünden binlerce yurttaşımız yurtlarından göç etmek mecburiyetinde kalmışlardır. Bu Kürt kökenli ınsanların zaruri göçü, Anadolu'nun diğer yerlerinde yaşayanların dikkatini çekmemiş olabilir. Allah muhafaza, terör aynı şekilde diğer illerimize yansır ise ve bu illerdeki vatandaşlarımız da göçe zorlanırsa ne yaparız?
Başkalarını suçlamadan önce, kendimizi onların yerine koyalım. Çoluk çocuğu ile çöp konteynirlerinin içinde yatan insanları horlamayalım.
'Göçmenleri asimile mi edelim, entegre mi?' sorusuna gelince:
Asimilasyon, dünyamızda yaşanacak en kötü ve çirkin eylemlerin birincisidir.
Ben şahsen, Hollanda'da doğan kızım ve oğlumu, asimile etmek isteyen Hollanda yönetimine hep isyan ettim. Çok şükür, çocuklarım entegrasyon ile hem kendi kültürlerini, dillerini ve dinlerini korudular, hem de Hollandalılar ile uyum içinde yaşamasını öğrendiler. Şimdi çocuklarımın çocukları olan torunlarım aynı dert ile boğuşuyorlar. Açık yüreklilikle bir şey söyleyeyim mi? Belki torunlarımız da bizim gayretlerimiz ile entegrasyon sayesinde çift kültürlü ve çift dilli olacaklardır ama, onlardan doğacak dördüncü nesil çocuklarımızın akibeti bilinmemektedir.
Bunlar nasıl ki bizim için büyük sorun teşkil ediyorsa, ülkemize sığınan Suriyeliler için de sorun teşkil etmektedir.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin, Suriyeliler için yaptıkları takdire şayandır.
Bu aşamadan sonra, 'Suriyeliler'in buraya kaçışına kim sebep oldu' gibi tartışmalara girmek, hiç kimseye bir fayda sağlamaz. Bundan önce yapılanlar arasında hatalar olabilir. Önemli olan, bundan sonra hata yapılmamasıdır.
Dünya'nın refah ülkelerindeki yerli halk, nasıl ki göçmenlerden şikayetçi olmuşlarsa, bizim halkımızın da göçmenlerden şikayetçi olma hakları vardır.
Ama, insancıl davranarak ve ırkçı söylemlerden uzak durarak.
Hepsinden önemlisi, içimizdeki ırkçılıkla hesaplaşmaktır. Irkçılığı birlikte ayıplamaktır. Bunu başardığımız zaman, insanlığa faydalı bireyler olma yolunda adım atmış oluruz.

IRKÇILIĞA VE IRKÇILARA LANET SLOGANINA SİZ DE SAHİP ÇIKINIZ.

 

 
Etiketler: IRKÇILIĞA, HEDEF, OLMAYAN,, IRKÇILIK, YAPMAKTA, BEİS, GÖRMEZ,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
19 Mart 2018
İlhan KARAÇAY'dan Hollandalı futbolcu Elia'ya mektup
8467 Okunma.
13 Mart 2018
Bir bardak suda fırtına koparmak buna denir işte!
799 Okunma.
09 Mart 2018
Türkiye-Hollanda gerginliğini körüklemeyelim.
1250 Okunma.
23 Şubat 2018
Parlamentoda sağduyulu bir tek Hollandalı yok mu?
1925 Okunma.
25 Aralık 2017
Yeni yıla girerken...
3531 Okunma.
26 Kasım 2017
ATA’MIZ YURTDIŞINDA BİR BAŞKA ANILIYOR VE SEVİLİYOR.
490 Okunma.
25 Kasım 2017
KÖYÜMÜZE DÖNMEYECEĞİZ, FADİME’Yİ DE GETİRECEĞİZ...
631 Okunma.
09 Ekim 2017
Tatsız, tuzsuz geçen bir yaz dönemi
846 Okunma.
13 Temmuz 2017
HOLLANDA’YI ELEŞTİRELİM AMA HAKSIZLIK YAPMAYALIM.
917 Okunma.
08 Temmuz 2017
TRT BELGESEL ÇALIŞANI DOSTLARIM KISKANMASINLAR.
541 Okunma.
12 Mart 2017
20 YIL ÖNCE KARAR VERMİŞ VE YAZMIŞTIM: HOLLANDA'YI SEVMİYORUM !
1005 Okunma.
05 Mart 2017
HOLLANDA SEÇİMLERİNDE GÜCÜMÜZÜ GÖSTERMENİN TEK YOLU VAR:
2749 Okunma.
28 Şubat 2017
Aaaah içine tükürdüğüm politika ah!
547 Okunma.
14 Şubat 2017
AZİZ VALANTİNE GÜNÜ'NÜZ, YANİ SEVGİLİLER GÜNÜ'NÜZ KUTLU OLSUN !!!
652 Okunma.
26 Aralık 2016
AVRUPA BİRLİĞİ'NİN DAĞILMASI, AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ'NİN DAĞILMASINA BAĞLIDIR.
978 Okunma.
16 Eylül 2016
HOLLANDA’DA BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ (!) ve HOLLANDA’DAKİ TÜRK GAZETECİLERE ÇAĞRI.
1059 Okunma.
11 Eylül 2016
KAYA MUTLU
656 Okunma.
01 Ağustos 2016
NECMİ TANYOLAÇ AĞABEYİMİZİ ANARKEN...
772 Okunma.
29 Temmuz 2016
BAKALIM BU BİLDİRİ İÇİN DE 'ANKARA'NIN UZUN ELİ' DİYECEKLER Mİ?
959 Okunma.
27 Temmuz 2016
Ankara'nın uzun elini kesin.
978 Okunma.
25 Temmuz 2016
Hollanda basınından Türkiye aleyhindeki yayınlardan örnekler:
1126 Okunma.
20 Temmuz 2016
Wikileaks ifşaatından müthiş yorum yapanlar.
1044 Okunma.
18 Temmuz 2016
1980'LERİ YENİDEN YAŞIYORUM
952 Okunma.
08 Temmuz 2016
SEYRETTİKLERİNİ DEĞİL, SKORA GÖRE YORUM YAPANLAR ÇILDIRTIYOR...
527 Okunma.
07 Temmuz 2016
TURGAY ŞEREN'İN ARDINDAN AĞLIYORUZ...
872 Okunma.
22 Mayıs 2016
TÜRKLÜĞÜMÜ SORGULAYANLARA … IRKÇILIK YAPANLARA...
765 Okunma.
15 Mayıs 2016
EUROVİSİON FOBİSİNDEN KURTULMALIYIZ:
866 Okunma.
10 Nisan 2016
Hollanda Türk diasporası içinde neler oluyor?
980 Okunma.
24 Mart 2016
TARTIŞMASIZ, DÜNYA'YA GELMİŞ EN BÜYÜK FUTBOLCUYDU
806 Okunma.
27 Kasım 2015
KOCAMAN ADAM AĞLAR MI ? BÖYLESİ DOSTLARI VE SEVENLERİ OLURSA AĞLAR TABİİ !!!
1439 Okunma.
14 Kasım 2015
AVRUPALI'NIN CANI CAN DA, TÜRK'ÜN CANI PATLICAN MI?
934 Okunma.
12 Eylül 2015
BATIDA DEGİŞEN BİR ŞEY YOK
1091 Okunma.
07 Eylül 2015
TAHAMMÜLSÜZ HOLLANDALILAR HER ŞEYE TAHAMMÜL EDERLER AMA TÜRKLER'E YANİLGİYE HAYIR
897 Okunma.
06 Eylül 2015
FENERNAHÇEM BENİM...
817 Okunma.
19 Haziran 2015
DEMİREL’E VEDA EDERKEN
1247 Okunma.
17 Haziran 2015
SÜLEYMAN DEMİREL İLE ANILARIM
1037 Okunma.
10 Şubat 2015
MÜZEYYEN SENAR'IN ARDINDAN
1512 Okunma.
19 Aralık 2014
Avrupa gerçeği
1340 Okunma.
22 Ağustos 2014
Sandığa gidemeyen seçmene kızmayalım
2126 Okunma.
Haber Yazılımı