Yazı Detayı
19 Aralık 2014 - Cuma 19:27 Bu yazı 1213 kez okundu
 
Avrupa gerçeği
İLHAN KARAÇAY
mardintoplumsaldayanisma@hotmail.com
 
 

50 yıldır yaşadığımız Avrupa’da, hep ilkel ülke insanlarıyla aynı kefeye konduk. Yani bizi bu ülkelerin kültür yapısı ile bağdaştırdılar. Sayıları az olmakla birlikte, bize, Atatürk’ün kurduğu modern cumhuriyetin çocukları olarak bakanlar da oldu. Bu gerçeği bilenlere göre bizim rengimiz, ana renklerden kırmızı, mavi, sarı gibi renklerdi.Ama şimdilerde bize gri renkli gözüyle bakılıyor.

Yazımın başında ileri sürdüğüm görüş açısı bir abartı değildir. Bunun en iyi örneğini bizzat ben yaşadım.
1968 yılında, Hollanda’nın Leiden kentindeki Akademi Hastanesinde safra kesesi ameliyatı olmuştum. O zaman Anneke isimli bir kızla arkadaşlık yapıyordum. Anneke’nın ailesi, kızlarının bir Türk ile arkadaşlık yapmasını hazmedemiyordu. Bir gün Anneke’nin annesi kızından gizli olarak beni ziyarete geldi. Geliş amacı hasta ziyareti değil, kızını terketmem için rica idi.
Medeni ölçüler içinde 15 dakika konuştuk. Şimdi sıkı durun ve lütfen abartı sanıp şaşırmayın. Anneke’nın annesi bir ara üzerinde yattığım yatağı işaret ederek, “Güzel bir yatak değil mi, Türkiye’de de böyle yatak var mı?” diye sordu. Ben de kendisine, “Hayır bizde böyle yatak yoktur” dedim. “Peki siz nerede ve neyin üzerinde yatarsınız”diye ikinci soruyu yöneltti. Bu kez kendisine, “Biz ağaçlarda kurduğumuz basit şeyler üzerinde yatarız” deyince hiç şaşırmadı ve “Yaaa, öyle mi?”demekle yetindi.

Soğuk bir sessizlikten sonra yatağımın başucundaki çekmeceden bir yığın fotoğraf çıkardım. Fotoğraflar içinde, Mersin’de sahibi olduğumuz turistik tesislere ait olan görüntüler vardı. Önce motel odalarını ve yatakları gösterdim. Sonra gazino dediğimiz yemek salonunu. Güzel ve modern giysiler içinde dans edenleri, yemek yiyenleri, plajdaki insanları, otomobilleri gösterdim. O sırada artık bir ‘zavallı’ gözüyle baktığım kadın, Türkiye’ye ait pek çok fotoğrafa baktıktan sonra merak içinde sordu: “Buralar neresi? “Bundan sonrasını anlatmama gerek yok değil mi?
Anneke’dan ayrılıktan sonra şimdiki eşim ile tanıştım. Şimdiki eşimin ailesi de durumdan hoşnut değildi ama, Anneke’nin ailesi kadar kaba ve bilgisiz değildi.Ne var ki bu aile içinde de bir gariplik olduğunu sonradan, yani evlendikten sonra öğrendim. Meğer benim kayınçolarımdan birinin takma adı ‘Türk’ imiş.

Aslında bundan memnun olmam gerekirdi ama, bu lakabın veriliş nedenini öğrenince çok şaşırdım. Meğer bizim kayınço çok arsızmış. Oyundan eve döndüğü zaman üzeri hep pis olurmuş. Bu nedenle de kendisine ‘Türk’ derlermiş.Hoş, aileye benim gibi bir Türk karıştıktan sonra, bir Türk’ün ne kadar temiz olduğunu anladılar ama, o zamanlar bu insanların Türkler’e bakış açısının ne olduğu açıkça anlaşılıyordu.
Yazımın başında, ‘Bize yakıştırılan renk, ana renklerden biriydi’ derken, bizi iyi tanıyanlar ile tanımayanların bakış açılarının ne olduğunu anlatmaya çalıştım.Şimdi ise bizi iyi tanıyanlar da, tanımayanlar da merak içindeler. Yani bize gri olarak bakıyorlar. Türk’ün, Atatürk cumhuriyetinden sonra nasıl modernleştiğini öğrenemeyen Avrupalılar, artık yavaş yavaş uyanıyorlar. Daha önce uyanmış olanlar ise korkuyorlar. Türkler’in her alanda ileriye gidişleri onları korkutuyor. Çok iyi gözlemciler ve istihbaratçılar, Türkler’in Avrupa’yı yavaş yavaş ele geçirişleri karşısında önlemler alınması için raporlar hazırlıyorlar.

Büyük bir yanlış yapmak istemiyorum ama yine de yazmadan edemiyeceğim.
Nasıl ki bir zamanlar Hitler Yahudiler’den korkmuştu, şimdi de Hitler ruhlular Türkler’den korkuyorlar. Hitler, Yahudileri acımasız bir şekilde gaz odalarında katletmişti. Şimdiki çağdaş (!) Hitler ruhlular, böyle bir katliamı gerçekleştiremeyecekleri için Türkler’e karşı değişik önlemler almayı yeğlediler.

Önce Türkler’in aile birleşimini önlemek için sözümona araştırmalar yaptırdılar ve raporlar hazırlattılar. Türkiye’den getireceği eşi için uyum kursları planladılar. Bizden (!) birileri uyum kursuna talip oldu ve 6 bin 3 yüz Euro bedel istedi.

Sonra yine bizden birileri, hazırlatılan düzmece raporları öne sürerek ‘Türkiye’den evlenmeyin’ kampanyası açmaya yeltendiler. Ama bu kampanya, Hollanda’daki uyanık Türk medyası tarafından engellendi.
Sonra bir siyasi parti çıktı ve ‘Türkler’in evlenme yaşı 18’den 21’e çıkarılsın’ dedi. Bir başka siyasi parti bunun altında kalır mı, ‘Evlenme yaşı 24 olsun’ dendi.Yani, Türkiye’de 20 yaşında biri ile evlenildiği zaman, evlenilen eş, yaşı 21 veya 24 olmadığı için Hollanda’ya gelemeyecekti.

Evet, bütün bunlar, bizi gayri medeni olduğumuz için kulüplerine almayan Avrupalılar tarafından planlandı.
Şimdi düşünün bir kere. 1940’larda Yahudiler’i gaz odalarında öldüren Hitler ile, şimdi gelişmelerinden korktukları Türkler’i sosyal yaşamlarında boğan zihniyet arasındaki fark nedir? Ölmek bir yerde kurtuluştur. Peki ya ölmeyen?

Kız olsun, erkek olsun, yaşı 20’ye gelen bir genç, kutsal bir evlilik müessesesi kurmak için, Hitler ruhluların planlarına ve kararlarına boyun eğmek mecburiyetinde mi kalacaklar? Kimin kiminle, nerede ve kaç yaşında evleneceğine bu Hitler ruhlular mı karar verecekler?
Şimdi Hollanda’daki araştırmacılara, raporculara, siyasetçilere ve yöneticilere bir sözümüz olmalı. Bilgilenmek için ille de aşırı ideolojili kişilere mi itibar edersiniz?  Bu ülkede aklı başında, ılımlı, devletlerin kuklası olmayan kimselerden bilgi alınamaz mı?

Elbette alınır ama işlerine gelmiyor.
Evet, şimdi gri renkli görünen Türkiye’nin ve Türk insanının, yetişen yeni nesil ile çok koyu bir ana renk olacağının işaretleri alındı bile…
Bekleyeceğiz ve göreceğiz.

 
Etiketler: Avrupa, gerçeği
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
19 Mart 2018
İlhan KARAÇAY'dan Hollandalı futbolcu Elia'ya mektup
2215 Okunma.
13 Mart 2018
Bir bardak suda fırtına koparmak buna denir işte!
678 Okunma.
09 Mart 2018
Türkiye-Hollanda gerginliğini körüklemeyelim.
1140 Okunma.
23 Şubat 2018
Parlamentoda sağduyulu bir tek Hollandalı yok mu?
1812 Okunma.
25 Aralık 2017
Yeni yıla girerken...
3345 Okunma.
26 Kasım 2017
ATA’MIZ YURTDIŞINDA BİR BAŞKA ANILIYOR VE SEVİLİYOR.
368 Okunma.
25 Kasım 2017
KÖYÜMÜZE DÖNMEYECEĞİZ, FADİME’Yİ DE GETİRECEĞİZ...
513 Okunma.
09 Ekim 2017
Tatsız, tuzsuz geçen bir yaz dönemi
742 Okunma.
13 Temmuz 2017
HOLLANDA’YI ELEŞTİRELİM AMA HAKSIZLIK YAPMAYALIM.
753 Okunma.
08 Temmuz 2017
TRT BELGESEL ÇALIŞANI DOSTLARIM KISKANMASINLAR.
402 Okunma.
12 Mart 2017
20 YIL ÖNCE KARAR VERMİŞ VE YAZMIŞTIM: HOLLANDA'YI SEVMİYORUM !
863 Okunma.
05 Mart 2017
HOLLANDA SEÇİMLERİNDE GÜCÜMÜZÜ GÖSTERMENİN TEK YOLU VAR:
2616 Okunma.
28 Şubat 2017
Aaaah içine tükürdüğüm politika ah!
448 Okunma.
14 Şubat 2017
AZİZ VALANTİNE GÜNÜ'NÜZ, YANİ SEVGİLİLER GÜNÜ'NÜZ KUTLU OLSUN !!!
552 Okunma.
26 Aralık 2016
AVRUPA BİRLİĞİ'NİN DAĞILMASI, AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ'NİN DAĞILMASINA BAĞLIDIR.
769 Okunma.
16 Eylül 2016
HOLLANDA’DA BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ (!) ve HOLLANDA’DAKİ TÜRK GAZETECİLERE ÇAĞRI.
908 Okunma.
11 Eylül 2016
KAYA MUTLU
530 Okunma.
01 Ağustos 2016
NECMİ TANYOLAÇ AĞABEYİMİZİ ANARKEN...
651 Okunma.
29 Temmuz 2016
BAKALIM BU BİLDİRİ İÇİN DE 'ANKARA'NIN UZUN ELİ' DİYECEKLER Mİ?
836 Okunma.
27 Temmuz 2016
Ankara'nın uzun elini kesin.
871 Okunma.
25 Temmuz 2016
Hollanda basınından Türkiye aleyhindeki yayınlardan örnekler:
942 Okunma.
20 Temmuz 2016
Wikileaks ifşaatından müthiş yorum yapanlar.
904 Okunma.
18 Temmuz 2016
1980'LERİ YENİDEN YAŞIYORUM
803 Okunma.
14 Temmuz 2016
IRKÇILIĞA HEDEF OLMAYAN, IRKÇILIK YAPMAKTA BEİS GÖRMEZ
764 Okunma.
08 Temmuz 2016
SEYRETTİKLERİNİ DEĞİL, SKORA GÖRE YORUM YAPANLAR ÇILDIRTIYOR...
461 Okunma.
07 Temmuz 2016
TURGAY ŞEREN'İN ARDINDAN AĞLIYORUZ...
777 Okunma.
22 Mayıs 2016
TÜRKLÜĞÜMÜ SORGULAYANLARA … IRKÇILIK YAPANLARA...
675 Okunma.
15 Mayıs 2016
EUROVİSİON FOBİSİNDEN KURTULMALIYIZ:
754 Okunma.
10 Nisan 2016
Hollanda Türk diasporası içinde neler oluyor?
854 Okunma.
24 Mart 2016
TARTIŞMASIZ, DÜNYA'YA GELMİŞ EN BÜYÜK FUTBOLCUYDU
701 Okunma.
27 Kasım 2015
KOCAMAN ADAM AĞLAR MI ? BÖYLESİ DOSTLARI VE SEVENLERİ OLURSA AĞLAR TABİİ !!!
1309 Okunma.
14 Kasım 2015
AVRUPALI'NIN CANI CAN DA, TÜRK'ÜN CANI PATLICAN MI?
843 Okunma.
12 Eylül 2015
BATIDA DEGİŞEN BİR ŞEY YOK
996 Okunma.
07 Eylül 2015
TAHAMMÜLSÜZ HOLLANDALILAR HER ŞEYE TAHAMMÜL EDERLER AMA TÜRKLER'E YANİLGİYE HAYIR
787 Okunma.
06 Eylül 2015
FENERNAHÇEM BENİM...
723 Okunma.
19 Haziran 2015
DEMİREL’E VEDA EDERKEN
1160 Okunma.
17 Haziran 2015
SÜLEYMAN DEMİREL İLE ANILARIM
898 Okunma.
10 Şubat 2015
MÜZEYYEN SENAR'IN ARDINDAN
1420 Okunma.
22 Ağustos 2014
Sandığa gidemeyen seçmene kızmayalım
2017 Okunma.
Haber Yazılımı