Yazı Detayı
09 Şubat 2017 - Perşembe 12:47 Bu yazı 592 kez okundu
 
(E)vet (V)atandaşın (E)gemenlik (T)ercihidir
AHMET ÇİÇEK
ahmtcick@hotmail.com
 
 

(E)vet (V)atandaşın (E)gemenlik (T)ercihidir

 

Bu yıl için yazılarıma ara verme kararı almıştım. Hâlihazırda bir süredir de yazmıyorum. Fakat içinden geçtiğimiz tarihe not düşülesi referandum sürecine dair bu yazımı söz konusu “ara verme” kararımın bir istisnası olarak değerlendirebilirsiniz.

Referandum sürecinde en çok tekrar edilen kelimeler şüphesiz ve rakipsiz Evet ve Hayır olacak. Bu iki kelime TRT’li yıllarımızda Erkan YOLAÇ ile Evet-Hayır yarışmasında sakınılası bir heyula gibi gelirdi bize. Fakat demokrasi tercihi söz konusu olduğunda istikbalin kavşağı bir milat olarak durur mazimizde.

Kader iki türlüdür. Bazen şıklarını kendi koyar ve bizi tercihe zorlar. Bazen de en başından kendi tercihlerimizle şekil arar. Bu referandum sürecinde iki durum birlikte çıkıyor karşımıza.

Nerden çıktı şimdi referandum meselesi diyenlere cevabımız olsun: Şartlar efendim, şartlar gerekli kıldı. Bildiğiniz üzere 2010’da da bir referandum yapmıştık ve demiştik ki bundan böyle cumhurun başını halk olarak biz seçelim. Bu karar ile birlikte seçilmiş ilk cumhurbaşkanı olarak Recep Tayyip ERDOĞAN devletin baş koltuğuna oturdu.

ERDOĞAN’ın karizmatik liderliği ve seçilmiş oluşu sebebiyle cumhurbaşkanlığı makamının daha evvelki dönemlerden farklı bir karakter kazanacağı bekleniyordu zaten ve beklendiği gibi de oldu.

ERDOĞAN cumhurbaşkanı seçildiğinde muhalif kanat iktidar ile cumhurbaşkanlığı arasında çift başlılığın olmasını umuyor ve bunu dillendiriyordu da. Daha evvel başbakanlıktan cumhurbaşkanlığına geçen liderlerin akıbetinden misaller veriliyordu. Bu beklentiler zaman içinde karşılık buldu. Çünkü aynı parti, aynı gelenek, aynı dünya görüşüne rağmen ERDOĞAN tarafından görevlendirilen Sayın Ahmet DAVUTOĞLU’nun çift başlı bir yapının taraflarından biri olduğu herkesin malumu oldu.

ERDOĞAN düşmanlığı ERDOĞAN’ı daha da karizmatik bir lider yaptı. Hani muhtar bile olamaz diyorlardı ya bugün ERDOĞAN bir köyün muhtarı olsun, Türkiye’yi muhtar yönetiyor derler ama bu defa doğru söylemiş olurlar.  

15 Temmuz gibi bir garabeti yaşamamızın temel sebebi ERDOĞAN’ın liderliğini bitirmek, yani ERDOĞAN düşmanlığı idi. Gizil muhalif DAVUTOĞLU’nun yerine ERDOĞAN ile uyumlu Binali YILDIRIM’ın göreve gelmesiyle düğmeye basılmış oldu. Fakat 15 Temmuz’un bizatihi kendisi ERDOĞAN’ın kitleleri bir anda harekete geçirebilecek emsali pek nadir lider olduğunu tescillemiş oldu. Ayrıca 15 Temmuz, Anayasal sistemin cumhurbaşkanı etrafında şekillenmesi gerektiğini de güçlü bir şekilde işaret etti.

Çift başlılığın ülke idaresindeki dezavantajı konusunda tecrübe sahibi olan CHP’nin bu referanduma Evet cephesinden katkı vermesi beklenirdi. Çünkü partisinin kurucu lideri döneminde de çift başlı idare sorunu yaşanmış. Hatta temelde bu gerekçe ile evvela saltanat, daha sonra ise çok ciddi muhalefete rağmen halifelik kaldırılmıştı.

Fakat meseleye sadece bugünü baz alarak ve de ERDOĞAN düşmanlığı ile nakıs bakarak yaklaştığı için tarihsel tecrübeleri atıl vaziyette. Tek başlılığı tek adamlık, hatta diktatörlük olarak değerlendirmesi de bununla ilintili. Hâlbuki diktatörlük, tek adamlık gibi argümanlar vatandaş nazarında inandırıcı değil. Topa tüfeğe bana mısın demeyen, tankın önüne yatan bu millete hiçbir liderin hizmetkârlık yapmaktan gayrı alternatifi yoktur. Ha, millet kendisinden razı olduğu başkanını Başkomutan olarak bilir ve her bir talimatını yerine getirir. Ama dikte edildiği için değil, gönlünden geldiği için, güvendiği için, vatan için, istikbal için getirir.

Referanduma konu olan Anayasal değişikliklerin sistemsel eksikliklerinin olduğu kanaatindeyim. Zaman içerisinde işaret ettiğim noktalar gündemlerimize gelecektir. Bir önceki yazım Anayasa değişikliğine dair önerilerime dairdi. Bu öneriler TBMM Anayasa Komisyonuna da sunuldu. Buranın konusu olmadığı için detaylara girmeyeceğim. Yani demem o ki; meseleye en başından itibaren evet-hayırdan ziyade hüsnüniyetle daha iyi bir sistem nazarıyla yaklaşılsa ve bu yönde katkılar sunulsa çok daha isabetli ve kusursuz model bir sistemle tanışabilirdik. Muhalif duruşun da bir kimliği olurdu böylece. İktidar evet derse biz hayır diyelim, hayır derse biz evet diyelim mantığındaki bir muhalefetin inandırıcılığı avuntudan ibaret kalır, kalıyor da.

Anayasa değişikliğine dair 18 madde referandumun konusu olsa da temelde söz konusu referandumda milletimizin oylayacağı mesele özetle şudur: Devletimiz halk tarafından seçilen cumhurbaşkanı tarafından mı yönetilsin, yani icranın başında cumhurbaşkanı mı olsun? Yoksa cumhurbaşkanı halk tarafından seçilmiş olsa dahi daha evvel de olduğu gibi cumhurbaşkanlığı hükümetin ve meclisin onay makamı olarak mı kalsın?

Sonucun Evet çıkması da Hayır çıkması da çok şeyleri değiştirir. Yani sonuç Hayır çıkarsa her şey eskisi gibi kalacak diye kimse beklemesin. Hayırcıların bu referandumda mevzilendikleri nokta şu: Eğer sonuç Hayır çıkarsa iktidarın da ERDOĞAN’ın da siyasi hayatının bitireceğine olan inanç. Ayrıca hükümet ve cumhurbaşkanlığı makamlarının yetki karmaşasının tam bir keşmekeşe döneceğinden umulan istikrarsızlık krizi.

Hayır’ın artçı sarsıntıları sadece ERDOĞAN dönemi ile sınırlı değil. ERDOĞAN’dan sonraki cumhurbaşkanları ERDOĞAN gibi cumhurbaşkanı olmak istediklerinde, ancak Binali YILDIRIM gibi uyumluluğu ilke edinen başbakanlar göremediğimizde iç çekişmelerimiz bizi asli meselelerimizden her daim uzak tutacaktır. Yani içinde bulunduğumuz şartlar Hayır’ın pek de hayırlı neticeler doğurmayacağını alenen bize haykırıyor.

Yetkiyi millet verdikten, millet aldıktan sonra korku üzerine vehim tüccarlığı yapanlarda ya suiniyet vardır ya da demokrasiye inancı yoktur. Madem egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Kayıt, şart ile meşguliyet neden? Böyle olursa, şöyle olursa diye ahkâm kesmek niye?

Ben derim ki (E)vet (V)atandaşın (E)gemenlik (T)ercihidir. Bugüne dek kendi sistem sorunlarımız, iç çekişmelerimiz, demokrasi krizlerimiz sebebiyle çok zaman kaybettik. Biz içte baş olmak için yol ararken dışarıdan bir düzine efendi türedi başımıza.

Sayın Devlet BAHÇELİ’nin de işaret ettiği gibi, bu referandum Ahmet Mehmet meselesi değildir. Ülkenin, devletin, milletin istikbal ve istikrar meselesidir. Evet, dış mihrakların önüne set, içteki fırsatçı işbirlikçiler için kıyamettir.

Yeni Türkiye’yi kurmada ve oluşturmada daima ileri adım atabilmek, daima daha yükseğe tırmanabilmek için bütün ayak bağlarımızdan kurtulmamız gerekiyor. Bu ayak bağı bazen sistemsel tıkanıklıklar olur, yetki karmaşası olur, bazen ekonomik krizler olur, bazen kitlesel eylemler olur, bazen terör olur. Türkiye bütün bunları hep yaşadı, yaşıyor. Artık enerjimizi bu türlü ayak bağlarına değil, daha ileri hedefler için harcamamız gerekiyor. Ülkemiz ve dünyamız için yapacağımız çok iş var.

Pergelin çivisi sağlam zemine dayansın ki kalemli ucumuzu istediğimiz gibi çevirebilelim.

Bu yüzden Evet Vatandaşın Egemenlik Tercihidir, diyorum.

Bu yazı vesilesiyle buluşmuş olduk. Kısmet olursa 2018’de yeniden buluşmak dileğiyle…

Allah’ın Nusret eli üzerimizden eksik olmasın.

Allah’a emanet olun.

Ahmet ÇİÇEK

ahmtcick@hotmail.com

 
Etiketler: (E)vet, (V)atandaşın, (E)gemenlik, (T)ercihidir,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
27 Aralık 2016
YENİ ANAYASAMIZA ÖNERİLER
334 Okunma.
15 Aralık 2016
Gün, Hilafet Sancağı Altında Kardeşliğimizi İlan Etme Günüdür
280 Okunma.
06 Aralık 2016
Asıl Hedef Ekonomik Kriz Değil. Bu Birinci Aşama
1094 Okunma.
11 Kasım 2016
Güney Sınırında Ayar Oyunları
413 Okunma.
06 Kasım 2016
HDP Bir FETÖ-PKK Projesidir
345 Okunma.
13 Ekim 2016
AK Parti'nin 2016 Eylem Planı Ne Oldu?
335 Okunma.
08 Ekim 2016
Lozan, Sevr'den Bakınca Zafer... Chester'den Bakınca Hezimet
362 Okunma.
22 Eylül 2016
Kamu Hizmetlerinde Tasarruf ve Verimlilik Nasıl Sağlanır?
402 Okunma.
07 Eylül 2016
At İzi İt İzine Karışmamalı
406 Okunma.
23 Ağustos 2016
Geleceğimizin Tarihini Kendimiz Yazmalıyız
395 Okunma.
15 Ağustos 2016
Gülen'i FETÖ Yapan Beyaz Türklerdir
494 Okunma.
09 Ağustos 2016
BATI TAKİYYEYİ KİMDEN ÖĞRENMİŞ
380 Okunma.
02 Ağustos 2016
Tarihi Bir Fırsatın Eşiğindeyiz
425 Okunma.
25 Temmuz 2016
Türkiye Dünyanın En Güçlü İstihbaratına Sahip Olmak Zorunda
481 Okunma.
19 Temmuz 2016
PİÇ'in Babası PİÇ'ini Tanır mı?
493 Okunma.
13 Temmuz 2016
Türkiye’ye Başkandan Ziyade İslam Dünyasına Bir Baş Lazım
410 Okunma.
14 Haziran 2016
Ben Dememiş miydim, Bu İş Böyle Olur Diye
401 Okunma.
09 Haziran 2016
Dünyanın Efendileri Ne Kadar Efendi?
498 Okunma.
06 Haziran 2016
Partisiz Başkanlık Sistemi Nasıl Olur?
493 Okunma.
03 Haziran 2016
Parlamenter Değil, Partisiz Bir Sistem Nasıl Olur?
435 Okunma.
24 Mayıs 2016
Türk Usulü Başkanlık Sistemi Nasıl Olmalı?
539 Okunma.
20 Mayıs 2016
Hırsız İçerdeyse Kapı Kilit Tutmaz
741 Okunma.
05 Mayıs 2016
Sistem Başkanlığı Zorluyor
544 Okunma.
22 Nisan 2016
Eğer Bana O Elmayı Getirseydin Orduyu Geri Çekerdim
555 Okunma.
14 Nisan 2016
İlle de Sultan Murad’dan Mektup mu Gelmeli?
605 Okunma.
08 Nisan 2016
Kuyruğu Sıkışanın Maskesi Düşüyor
536 Okunma.
31 Mart 2016
Şahıslara Takılmamak Gerekir
529 Okunma.
17 Mart 2016
Kahramanlarımıza Ne Kadar Sahip Çıkabiliyoruz?
517 Okunma.
11 Mart 2016
Yine Yeni, Yine Yeniden Yeni Türkiye
589 Okunma.
04 Mart 2016
BEŞTEPE'YE ENDERUN MEKTEBİ YAKIŞIR
577 Okunma.
26 Şubat 2016
Doğudaki Savaşın Batıdaki Aynası
561 Okunma.
18 Şubat 2016
Türkiye Şu An Yedi Düvel ile Harp Ediyor
628 Okunma.
14 Şubat 2016
Ey Kürt Kardeşlerim! Son Noktayı Siz Koyun
517 Okunma.
30 Ocak 2016
Abi, Hayat Sevdiklerine Sevildiğini Htirmeyecek Kadar Uzun Değil ki
926 Okunma.
16 Ocak 2016
ATATÜRK’ÜN ERDOĞAN’A HİTABESİ
643 Okunma.
31 Aralık 2015
Müslümanca Yılbaşı Nasıl Kutlanır
791 Okunma.
22 Aralık 2015
Devlet ve Millet Aynı Arazide Buluşursa
666 Okunma.
09 Kasım 2015
Yanıyorsun Fuat @wn!
789 Okunma.
31 Ekim 2015
Neden AK Parti?
641 Okunma.
12 Ekim 2015
Görünenden Görünmeyeni Görmek
922 Okunma.
12 Eylül 2015
CHESTER MUKAVELESİ’ni BİLMEDEN PKK MESELESİ ANLAŞILAMAZ
763 Okunma.
07 Eylül 2015
ÖSYM Davalarının Ardındaki Korkunç Tehdit
700 Okunma.
02 Ağustos 2015
Çözüm Süreci Şimdi Başlıyor
809 Okunma.
16 Temmuz 2015
Yeni Türkiye Yolunda Fetret Devri
660 Okunma.
09 Haziran 2015
Seçim Bitti. Tablo Ortada. Şimdi Ne Olacak?
780 Okunma.
31 Mayıs 2015
Muhalefetin Akıl Hocası ve Akıl Oyunları
719 Okunma.
24 Mayıs 2015
Model Bir Vekil: Hasan KARAL
791 Okunma.
11 Mayıs 2015
Diyelim ki Vaatler İşe Yaradı
700 Okunma.
06 Nisan 2015
Terörü Bitirmenin Formülü Budur
901 Okunma.
26 Mart 2015
BİR ÇILGIN PROJE DAHA
537 Okunma.
09 Mart 2015
EFSUNLANMANIN HİKÂYESİ
667 Okunma.
09 Şubat 2015
Münafıklığın Sureti Değişti
951 Okunma.
07 Ocak 2015
Gayri Meşru Bir Yolla Meşru Hedefe Ulaşılamaz
1054 Okunma.
08 Aralık 2014
Size Osmanlıcadan Diyeceklerim Var
891 Okunma.
10 Kasım 2014
Rize IV - Rize’nin Etnik Yapısı
1388 Okunma.
07 Kasım 2014
Rize III – (Rize İnsanı)
1019 Okunma.
06 Kasım 2014
Rize II – Rize’de Nüfus Hareketleri ve Kültür Sentezi
911 Okunma.
04 Kasım 2014
Dünden Bugüne Rize ve Rize'nin İnsanları-I
830 Okunma.
23 Ekim 2014
DEVLETİN ZİRVESİNDE ARŞİV GÜNDEMİ
1012 Okunma.
01 Ekim 2014
Yeni Türkiye Ekseninde Milli Arşiv Kanunu
1038 Okunma.
12 Eylül 2014
Yeni MEB Olmadan Yeni Türkiye Olamaz
1054 Okunma.
10 Eylül 2014
İslam Olmak İnsan Olmaktır
893 Okunma.
29 Ağustos 2014
Personel İstihdam ve Planlama Bakanlığı Kurulmalı
931 Okunma.
18 Mayıs 2014
İnsan Medeniyetimizdeki Depremler Soma'dan Daha Vahim
1567 Okunma.
03 Nisan 2014
Millet Aslında Ne Dedi?
1705 Okunma.
19 Şubat 2014
Ey Şakirt Kardeşlerim
1210 Okunma.
25 Ocak 2014
Vatandaş Belediyesinden Ne İster?
1030 Okunma.
22 Ocak 2014
Eğitimin Ergenekonu Kim?
946 Okunma.
Haber Yazılımı