Yazı Detayı
23 Şubat 2014 - Pazar 23:05 Bu yazı 1790 kez okundu
 
SÖZ VERMEK!,SÖZ VERMEK!
ABDULLAH ORTAÇ
aortac47@gmail.com
 
 

Yaşamımız, açık veya kapalı olarak verdiğimiz sözler üzerine kurulur. Çocukluğumuzdan başlayarak, bir işi yapacağımıza veya yapmayacağımıza söz vererek insanlarla, dünya ile ve ruhsal varlığımızla ilişki kurarız. Çocuğun eğitimi, bir takım kuralların kabulü ve verilen sözlerin tutulması üzerinedir. Düşünecek olursak yaşamdaki başarımız neye söz vereceğimizi bilmek ve sonra bu sözden dönmemek koşuluna bağlıdır.  Dünyamız da, bizimle olan ilişkisini koşullara bağlamıştır. Bu koşullara uyup uymama sözü açıkça veya farkına varılmadan verilmiştir. Toprağa bir tohum atmak dahi pek çok söz vermeyi içerir.  Ruhsal varlığımızla olan ilişki de aynı yasaya dayanır. Daha doğru, daha iyi, daha sevgi dolu olmakla ilgili verdiğimiz sözler kadar ve bu sözleri tuttuğumuz kadar ruhsal Sözle bir düzen içinde yer alıyoruz. Çünkü varoluş her seviyede, her realitede bir ilişkiler ağıdır. Söz bizim o ilişkiler ağı içindeki yerimiz, fonksiyonumuzdur. Bizim bu yerimiz ve fonksiyonumuz ağ içindeki diğer varlıklar tarafından kabul ediliyor ve onlar da bize göre programlanıyorlar. Bu karşılıklı tesirleşmenin sonucu, amaca yönelik bir yapılanma meydana geliyor. Bu yapılanma başka düzenleri tetikliyor ve bir sözümüz şu anda düşünemeyeceğimiz daha geniş alanlarda, daha karmaşık ağlar içinde yankılanıyor. Ağ içindekilerden biri fonksiyonunu yapmadığı takdirde düzen bozuluyor ve etkileri evrene yayılabiliyor. Kuşkusuz sistem bu kadar büyük zararları önleyecek güçte olduğu için bir noktada sözünü bozanı sistem dışına atıyor. Kanserli hücreyi bağışıklık sisteminin ortadan kaldırması gibi. Varoluş ancak varoluş amacına yönelik fonksiyonu, ruhsal düzenler içinde yerine getirmekle mümkündür. Düzeni bozan kendini de yok etmiş olur.

Yalan yere söz vermek, vaadde bulunmak, dilin bir afetidir. Söz verip yerine getirmemek, münafıklık alametidir. Maalesef günümüzde, insanları kandırmak için vaatte bulun-mak, yalan yere söz vermek çok artmıştır. Oysa bir ayeti kerimede şöyle buyurulmuştur: “Ey iman edenler! Sözlerinizi yerine getirin.” (Maide; 1) Hz. Peygamber (sav) de bir hadisi şerifte şöyle buyurmuştur: “Üç şey kimde bulunursa -oruç da tutsa namaz da kılsa- o, münafıktır; konuştuğu zaman yalan söyleyen, verdiği sözden cayan ve itimat edildiği halde emanete ihanet eden.” (Buhari, Müslim)  Abdullah bin Ömer (ra) vefat edeceği sırada şöyle demişti: “Kureyş'ten bir adam benden kızımı istemişti. Ben de söz verir gibi oldum. Allah'a yemin ederim ki nifakın üçte biriyle O'nun huzuruna varamam. Kızımı o adama nikâhladığıma siz şahit olun.” İşte Verilen sözde durmak böyledir. İnsan veremeyeceği şeyleri vaadetmemeli ve tutamayacağı sözler söylememelidir. Dil, insanlara söz vermek için adeta yarışır ama nefis, çoğu zaman Verilen sözü yerine getirmeye yanaşmaz. Onun için en iyisi, insan tutabileceği sözler vermelidir. Söz verirken de “inşaallah” demek çok güzeldir. Bununla beraber, bir kimseye söz verdiği birşeyi verip sonradan onu geri almak, sözünde durmamaktan daha çirkindir. Hatta Hz. Peygamber (sav) böyle kimseleri, kustuğunu yiyen köpeğe benzetmiştir. Şunu unutmayalım ki yalan yere söz vermek, Allahu Zülcelal'in gazabına sebep olan çirkin bir sıfattır. İyi bilmemiz lazımdır ki insanlar bize güvenir ve verdiğimiz sözlere inanırlarsa bunun karşılığı olarak Allahu Zülcelâl de bize emin bir kimse olmayı nasip edeceği gibi ahirette de büyük mükâfatlar verecektir. Oysa günümüz insanları, yerine getirebilecekleri sözleri bile, yerine getirmekten imtina ediyorlarSahip oldukları makamları hep sürecekmiş gibi görüyor ve Karşısındaki insanları kandırmaktan ve Sömürmekten geri durmuyorlar. Aşırı hırs ve İhtiras kötülüklerin asıl nedenidir. İnsanların emeklerini görmemezlikten gelme, Yapılanları hiçe saymak, yapılabilecek en ağır Günahlardan biridir.

 
Etiketler: SÖZ, VERMEKSÖZ, VERMEK
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
01 Kasım 2017
Sözünde Durmak
7169 Okunma.
10 Ekim 2017
Protranslate ile Işık Hızında Makale Tercümesi Yaptır!
421 Okunma.
29 Eylül 2016
DERNEK VE VAKIFLAR BİNA İÇİN Mİ,İNSANLAR İÇİN Mİ KURULUR?
1427 Okunma.
18 Haziran 2016
MARDİN STK'LARI GEREKTİĞİ GİBİ ÇALIŞIYOR MU?
1234 Okunma.
13 Nisan 2016
MARDİNDE YETİŞEN ŞİFALI BİTKİLER VE KULLANIM ALANLARI
1515 Okunma.
27 Mart 2016
ARTUKLU ÜNİVERSİTESİ TANITIM ETKİNLİĞİ
943 Okunma.
22 Ocak 2016
GÜNDEM OLUŞTURMAK…
939 Okunma.
06 Aralık 2015
SESSİZ KALMAYACAĞIZ!
1262 Okunma.
18 Eylül 2015
EMEKLİLER AĞIR YARA ALDI
1122 Okunma.
20 Ağustos 2015
HER ŞEYE DUYARSIZ HALE GELDİK!
1060 Okunma.
21 Haziran 2015
BUGÜN BABALAR GÜNÜ......
968 Okunma.
30 Mart 2015
SEÇİME GİDERKEN...
915 Okunma.
11 Şubat 2015
FESHANE..MARDİN TANITIM GÜNLERİ...YAKALANAN BAŞARI...
1736 Okunma.
04 Haziran 2014
MARDİN BÜYÜKŞEHİR VE ARTUKLU BELEDİYE BAŞKANLARINA AÇIK MEKTUP
3118 Okunma.
04 Mayıs 2014
MARDİNSPOR'A GEREKEN DESTEK ACİLEN SAĞLANMALIDIR!
1999 Okunma.
04 Şubat 2014
SUYU İDARELİ KULLANALIM!
1554 Okunma.
17 Ocak 2014
MARDİN VE ÇARŞILARI
1492 Okunma.
28 Aralık 2013
AZİM VE BAŞARI....
898 Okunma.
10 Aralık 2013
MARDİN'E DAİR......
1533 Okunma.
06 Aralık 2013
''SEVGİNİN KUCAĞINDA''
1167 Okunma.
06 Kasım 2013
KÜÇÜK PEMBE KURDELE!
1244 Okunma.
02 Kasım 2013
Mardin’de Aday Adayları Belli, Peki Aday Kim Olacak?
2564 Okunma.
24 Eylül 2013
2.MARDİN TANITIM GÜNLERİNİN ARDINDAN
1950 Okunma.
29 Ağustos 2013
MARDİN BİTKİLERİ VE KULLANIM ALANLARI
11736 Okunma.
23 Ağustos 2013
KİMYASAL SİLAHLAR ve KORUNMA YOLLARI
1751 Okunma.
03 Haziran 2013
SOSYAL MEDYA GERÇEKTEN BİR BELA MIDIR?
1573 Okunma.
14 Mayıs 2013
MARDİN KABUĞUNU KIRMAYA HAZIRLANIYOR!
1419 Okunma.
10 Mart 2013
Size uzanan Elleri Boş Çevirmeyiniz!
1203 Okunma.
13 Şubat 2013
SINAV KAYGISI
1189 Okunma.
Haber Yazılımı