Yazı Detayı
22 Aralık 2017 - Cuma 18:35 Bu yazı 2143 kez okundu
 
YILBAŞI’NIN TARİHÇESİ VE TÜRKLERDE AĞAÇ-GÜNEŞ KÜLTÜ
AYTEN DİRİER
 
 

YILBAŞI’NIN TARİHÇESİ VE TÜRKLERDE AĞAÇ-GÜNEŞ KÜLTÜ

 

 

Ayten DİRİER

 

    Yeni yılı karşıladığımız “Yılbaşı eğlenceleri” birkaç yıldır tartışmasız yaşanıyor. Daha önce ev içi çekişmeler ve huzursuzluklara neden oluyordu. Yine de kutlamalara dokunduranlar var… Konuyla ilgili kavramları açıklamakta yarar görüyorum.

*YILBAŞI

    Yılbaşı kutlamalarının dinden çok, kültürle bağlantısı var ve insanlıkla yaşıt… Toplumsal olay ve olguların başlangıcı Mezopotamya’da olduğuna göre, yeni yıl etkinlikleri de orada başlar. Yeni yıl ilk kez, günümüzden IV bin  yıl önce  Babil Kulesi’nde ilkbaharda kutlanmaya başlandı. Daha sonar Mısırlılar, çöl topraklarına hayat veren Nil’in taştığı Eylül ayında  kutlayarak sürdürdü. Milattan önce 46 yılında Roma’da Julius Sezar tarafından kabul edilen ve günümüzde de halen kullanılan takvimle yeni yıl, Ocak ayının ilk günü olarak belirlendi. Jülyen takvimi bazı değişikliklerle günümüze kadar geldi. Romalılar  yılın ilk ayına, başlangıçların tanrısı,  kapıların koruyucusu Janüs (January) yani Ocak adını verdiler.

Tüm ülkeler, dinler ve kıtalar için  her alanda yeni bir başlangıç anlamı taşıyan yeni yıl, değişik gelenek ve törenlerle karşılanır. Tümünün ortak amacı ise, yeni yılın binbir umutla bolluk ve şans getirmesidir.

*NOEL

    Uzun süre Yılbaşı, Noel ile bağdaştırılarak, Hıristiyan geleneği diye kutlanması engellenmeye çalışıldı. Oysa Yılbaşı doğal bir olay,  Noel ise dinsel temalıdır. Roma İmparatoru Konstantin (324-337) zamanında İznik'te toplanan konsülde, 22 Aralık'ta güneşin doğumu için yapılan  Pagan Bayramı Hz.İsa'nın doğumu olarak 24 Aralık'a alınıyor ve Noel Bayramı deniliyor. Batı kilisesi ise, yani Katolikler 25 Aralık'ta kutluyorlarmış. Günümüzde Ortodoks ve Katolikler, 24 Aralık gününü Hz.İsa’nın doğumu(Noel), 6 Ocak gününü de Hz. İsa’nın vaftizi olarak kutlarlar.

    Noel kelimesinin kökeni Latince natalis /doğum kelimesidir. Bir diğer iddiaya göre Noel kelimesi, Galya dilinde (Keltçe) yeni anlamına gelen “noio” ile güneş manasına gelen “hel”in birleşmesiyle oluşmuştur ve “yeni güneş” anlamına gelmektedir. Noel kelimesi o devrin pagan toplumunda yeni yılın başlangıcında yapılan şenliklere ad olmuştur.  Roma İmparatorluğu döneminde halk, mutlu bir olayı karşılamak ve kutlamak için, duygularını “noel, noel” diye bağırarak dile getirirdi. Noel kelimesinin kökeni ile ilgili bir diğer açıklama ise Fransızca “haber” anlamındaki “nouvelle” kelimesinden geldiğidir. Noel ayrıca Almanca’da “kutsal gece” anlamındadır. Günümüzde başta İngilizce konuşan coğrafya olmak üzere bazı Batılı ülkelerde Noel anlamında kullanılan Christmas ve benzeri diğer kelimeler ise Yunanca Khristos (Mesih) ve Latince miss (yollanmış, gönderilmiş) kelimelerinin birleşmesinden oluşmuştur. “Yollanmış, gönderilmiş” kelimelerinin, İsa’nın Son Akşam Yemeği’ndeki son sözlerini sembolize ediyor olabileceği düşünülmektedir.

*NOEL BABA

    Hıristiyanların Noel Baba dedikleri Aya Nikola, Antalya’nın Patara kasabasında Myra(Demre)’da yaşamış bir azizdir. Rumca’da Aya, aziz demektir. Avrupa’da Saint denir. Kudüs’e giderken çıkan bir fırtınayı dindirdiği için denizcilerin koruyucusu sayılır. Demre’de fakirlere, bilhassa çeyizi olmadığı için evlenemeyen kızlara yardım ettiği anlatılır. Kendisini gizlemek ve fakirleri rencide etmemek için gece fakirlerin evine girip para bırakırmış. Pataralı bir zengin fakir düşmüş kızlarına çeyiz yapamayacak hale gelmiş. Aya Nikola, gece evin penceresinden bir kese para bırakmış. Sabah büyük kız keseyi bulup sevinmiş. Diğer iki kızın çeyiz paralarını da pencereleri kapalı olduğu için bacadan atmış. Kese, kuruması için ocağa asılı çorabın içine girmiş. İkonalarda Aya Nikola bu sebeple elinde üç altın top tutarak resmedilir. Noel Baba’nın hediye atması için ocağa çorap asılması geleneği buradan kalmadır. Aynı iyi şansa ulaşma umuduyla bu gelenek, yüzyıllardır sürdürülmektedir.

    Aya Nikola, Myra (Demre) kasabasına piskopos tayin edildi. Hazreti İsa’nın dinini yaydığı için çok işkencelere maruz kaldı, hapse atıldı. Burada 342 senesinde vefat etti. Haçlı Seferleri sırasında 1097 senesinde İtalya’nın Bari şehrinden tüccarlar azizin kemiklerini alıp memleketlerine götürüp, burada yapılan bazilikanın içinde gömdüler. Kemiklerin bir parçası bugün Antalya müzesindedir. Hz.Muhammed’in gelişinden önce yaşadığı için, Müslümanlar kendisini salih bir mümin kabul eder.

    Aya Nikola’nın Noel Baba haline sokulması ilk önce Almanya’da görüldü. Bu efsanevi gelenek zamanla Avrupa ülkelerinde yayıldı. Noel Baba’nın şişman, neşeli, kırmızı ve beyaz piskoposluk giysileri içindeki tasvirleri Amerikalılar tarafından gündeme getirildi. Noel Baba olarak bilinen Nikola’nın bazen yalnız, bazen yardımcısıyla ata binerek, bazen de sekiz Ren geyiğinin çektiği arabasıyla evlerin damlarında dolaştığı efsanesi yaygınlaştı.

İnanışa göre sırtında içi hediye dolu bir heybeyle dolaşan Noel Baba evlere bacadan girer ve armağanlarını uslu çocukların ayakkabılarının ya da şöminede asılı çoraplarının içine koyar. Noel Baba, “yaşayan” bir folklorik olaydır.

*NOEL AĞACI

    Yaprak dökmeyen ağaçların, ölümsüz yaşamın simgesi olarak benimsenmesi çok eskiye dayanır. Türkler, Çinliler, Mısırlılar, Avrupa’daki Pagan topluluklar ve Yahudiler  aynı düşünceyle bu ağaçlara dinî ritüellerinde yer vermişlerdir.

Süslü Noel ağacı geleneği en çok Almanya’da yaygındı. 1605’te başlayan çam süslemesi daha sonra Avusturya, İsviçre, Polonya ve Hollanda’da yayıldı. Göçmen Almanların Kuzey Amerika’ya XVII.asırda götürdükleri Noel ağacı, XIX.asırda moda oldu. Kraliçe Victoria döneminde, XIX.asır ortalarında Noel ağacı geleneği İngiltere’de yayıldı. Kraliçenin Alman asıllı eşi Prens Albert ülkesinin bu geleneğini İngilizlere benimsetti. Çam dallarına kâğıt zincirlerle asılmış güller, rengarenk kurdeleler, mum, şekerlemeler, kek ve meyveler ana süsleri oluşturuyordu. Japonya ve Uzak Doğu’ya XIX. ve XX. asırda Batılı misyonerlerin tanıttığı Noel ağacı geleneği, ince işlenmiş kağıt süsler, renkli fenerlerle donatılmaya başlandı.

    Türkler bu geleneğe yabancı değildi. Çünkü Tarih Öncesine dayanan ağaç kültünde, Hayat Ağacı ve rengarenk çaputlarla süslenmiş Dilek Ağacı geleneği günümüzde de, Asya’nın en doğusundan Balkanlar’a kadar her yerde yaşamaktadır.

NOEL ASLINDA  TÜRKLER’İN NARDUGAN BAYRAMI!

    Hıristiyanların İsa’nın doğuşu olarak kutladığı Noel bayramı, aslında çok eskiden Türklerin kutladığı “Yeniden doğuş bayramı”dır. Bunu iki kültten öğreniyoruz Hayat Ağacı ve Güneş…

*Türklerde Ağaç Kültü

    Kült kavramı yerel özellikler içeren dini törenler, töreler ve simgeleri kapsar. Ağaç kültü birçok doğa inançlarının barındırdığı animizmde, ağaçların saygı gösterilmesi gereken bir ruha sahip oldukları ve ağaçlara gösterilen saygının bereketi etkilediğine inanmaktan kaynaklanır.

    Eski Türklerin ve Moğolların inancı Tengricilikte ve Kuzey Amerikalı yerli inançlarında, dünyanın merkezinde duran, yer ve gök alemini birleştirdiğine inanılan “Dünyalar Ağacı” vardır. Türklerin inanç sistemindeki Tanrı anlayışı ile Hayat Ağacı arasında benzerlikler var. Tanrı kâinatta var değildir, kâinatı yaratandır, tek hâkimdir, hiçbir şeye benzemez, canı veren de O’dur, alan da. Bununla birlikte Hayat Ağacı da tektir, canlıların hayat kaynağıdır, daima canlı ve diridir. Ağaç kültünün izleri Oğuzlara kadar korunmuştur. “Bay Terek”, “Temir Kavak”  veya “Hayat Ağacı” denilen kutsal “Evliya Ağaç” inanışına benzer inançlara, sadece Türk Mitolojisinde değil, tüm Dünya mitolojilerinde rastlanır.

    Türk Kültüründe Ağaç Kültü, bütün dünya kültürlerinde yaygın şekilde yer alan Hayat Ağacı motifine yoğunlaşmıştır. Türk boylarında Hayat Ağacı çeşitli adlarla anıldığı gibi, Yaratılış kökeni olarak Türk destanlarında da yer alır. Akçam denilen bu evliya ağaç yeryüzünün tam ortasında bulunuyor. Hayat Ağacı ve üzerindeki Kartal motifinin Türklerde hayatın başlangıcını, ilk insanın yaratılışını dünyadan uçmak ve ölmeyi de temsil ettiği, destanlar  ve mitlerde açıklanmıştır. Hayat ağacını motif olarak bizim bütün halı, kilim ve işlemelerimizde görebiliriz.

    Tanrı tarafından kut verilerek dünyayı yönetmekle görevlendirilmiş olan Türk hakanının bu görevi yerine getirmek için Hayat Ağacı’ndan nasıl güç ve kuvvet aldığı Türk Kağanlarının mitolojik hayat hikâyeleri ve Türk Destanları’nda “Kurucu Hakan Soyu ve Hayat Ağacı” bağlantısıyla  bol bol karşımıza çıkar. Türk kültüründe göğün direğinin çadır direği olarak nitelendirildiğini ve Türk hakanlarının cihan hâkimiyeti anlayışını “Güneş tuğumuz-bayrağımız, gök de çadırımız olsun.” cümlesi ile ifade edilmiştir. Daha sonra Şaman davullarını dikey bir eksen olarak ortadan bölen kutsal sütun, göğün direği olması ve Kuzey Sibirya Türklerinden Sahaların “Cırıbına Cırılıatta Kız Baxatıır” destanında göğün ulu direği tasvirinin geçmesi, Hayat Ağacı’ndaki göğün direği motifini açıklar.

    Kaşgarlı Mahmud, Oğuzlardan bahsederken, onların yüksek bir dağla yakınlıklarına değinir ve “gözlerine ulu görünen” büyük bir ağaca “Tankrı” dediklerini söyler. Derbent yakınlarında yaşayan Kumukların dokunulmaz ve kutsal saydıkları ağacı, “Tenkrihan” olarak adlandırmış olması ve diğer birçok tarihsel bilgi, Türklerin gözünde “Ulu Ağaç”ın, Tanrı’nın ilahi vasıflarını taşıdığını gösteriyor. Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Gazi’nin uykusuna girip, egemenliğinin nerelere kadar uzanacağını gösteren üç kıtaya dal-budak salan ve budaklarının gölgesi dört bir yanı örten de ağaçtı... Rüyadaki ağaç motifi, Türk destan kültüründeki Hayat Ağacına çok uygun düşüyor.

*Türklerde Güneş Kültü

    Proto(Ön) Türklerin inancında Güneş önemli bir yer tutar. Göğe büyük önem veren ve Gök Tengri’yi tanrılar tanrısı olarak gören Proto-Türkler yer yüzündeki tüm canlıların Güneş sayesinde yaşadıklarını, güneşsiz yaşamın olamayacağını Güneşin doğuşu ile ortalığın aydınlandığını ve ısındığını, vahşi ve yırtıcı hayvanların inlerine çekildiklerini gözleyince, kadınların doğurganlığı ile güneş arasında bir ilişki kurmuşlardır. Zira hem Güneş, hem de kadınlar yeryüzündeki yaşamın devamını sağlamaktadırlar. Bu nedenle kadınlara önem verip, saygı göstermişlerdir.

    Tek ve yaratıcı kudreti ifade için kutsal yerlere Güneş resmi çizilmiştir. Bu hiç bir zaman  Güneş’e taptıkları anlamına gelmez!.. Gökte ve yerde gördükleri en kudretli ve tek olan bu cismi, Yaradanın sembolü olarak kullanmışlar. Çünkü Güneş hayat verir, toprağı canlandırır, bitkileri yeşertir, insanları ısıtır, bazen de kurutur, öldürür. Sonsuz bir enerji kaynağıdır.

Günümüzde bile Uygurlar, dualarında “Ey Güneş’i ısıtan Tanrı!” derler… Yani “Güneş bizi ısıtıyor, ama biliyoruz ki, onu da bir ısıtan var.” Bu anlayış Güneş Kültü’nün günümüze yansımasıdır.

*22 Aralık- Gece X Gündüz Savaşı

    “Güneş, hayatın kaynağı olduğundan tüm insanlık için çok önemli. Türklerin inançlarına göre gecelerin kısalıp gündüzlerin uzamaya başladığı 22 Aralık’ta gece gündüzle savaşıyor. Uzun bir savaştan sonra gündüz geceyi yenerek zafer kazanıyor.
Güneşin bu zaferini, yeniden doğuşu Türkler büyük şenliklerle Akçam ağacı altında kutluyorlar. Güneşin yeniden doğuşu, bir yeni doğum olarak algılanıp, bayram olarak kutlanıyor. Bayramın adı Nardugan (nar=güneş, tugan, dugan=doğan) Doğan Güneş…
Güneşi geri verdi diye Tanrı Ülgen’e dualar ediyorlar. Duaları Tanrıya gitsin diye ağacın altına hediyeler koyuyorlar, dallarına bantlar bağlayarak o yıl için dilekler diliyorlar Tanrıdan.

Nardugan Bayramı için evler temizleniyor. Güzel giysiler giyiliyor. Ağacın etrafında
şarkılar söyleyip oyunlar oynuyorlar. Yaşlılar, büyük babalar, nineler ziyaret ediliyor, aileler bir araya gelerek birlikte yiyip içiyorlar. Yedikleri yaş ve kuru meyveler, özel yemek ve şekerleme. Bayram, aile ve dostlar bir araya gelerek kutlanırsa ömür çoğalır, uğur gelir anlayışı hakim…

    Akçam ağacı yalnız Orta Asya’da yetişiyormuş. Filistin’de bu ağacı bilmezlermiş.
Bu yüzden bu olayın Türklerden Hıristiyanlara geçtiği ve bunu da Hunların
Avrupa’ya gelişlerinden sonra onlardan görerek aldıkları söyleniyor. Olayın Hz.İsa’nın doğumu ile hiç ilgisi yok Doğum, güneşin yeniden doğuşu!..” diye anlatır, Sümerolog Muazzez İlmiye ÇIĞ…

HİNDİ

    Hindinin, Noel ve yılbaşı ile hiç alâkası yoktur. Amerika’ya ilk gelen İngiliz göçmenler açlıkla karşılaşmış… Kızılderililerin yardımıyla çabuk yetişen mısır sayesinde felâketten kurtulmuşlar. Mısır hasadı yaptıklarında, Kızılderilileri de davet edip hindi ziyafeti verdiler. Kasım sonundaki bu günü Amerikalılar Şükran Günü  adıyla hâlâ kutlarlar.

Hindinin vatanı Amerika’dır. İlk gelenler bunu Hind Tavuğu sanmış Hindi tavuğu o zamanlar Türklerin hâkimiyetindeki Batı Afrika’dan Portekizli gemiciler tarafından getirildiği için hindiye “turkey” denmiştir. 

    Bir diğer söylenti ise Amerika’nın keşfedildiği yıllarda Akdeniz ticareti levantenlerin elinde idi. Yeni kıtadan gelen hindiler de İngiliz halkına “Turkey Merchants” adı ile de bilinen “Levant Company” adlı şirket tarafından ulaştırılıyordu. Hatta bu sebepten levantenler İngilizce'de “Turkey merchants” (Hindi tüccarları) olarak da anılırdı. Türkler tarafından getirilen bu yeni kuşun adına da halk Turkey bird (Türk kuşu) veya Turkey cock (Türk horozu) ismini verdi. Aslında keşiften önce de yine Osmanlı denizciler tarafından İngiltere'ye getirilen Gine tavuğu da bir süre Turkey bird olarak anıldıysa da daha sonra bu karmaşa çözülmüştür.

*SONUÇ

    Samiha Ayverdi, “Kendi milli varlığını dürbünün ters tarafıyla küçük görmeye başlayan bir milletin yabancı kültürlere kapılanması öldürücü darbedir.” der. Yılbaşı kutlamalarını, her şeyi yapabilme sanıp, çığırından çıkaranlarla onlara  karşı çıkanların Türk kültüründen habersiz oldukları ortada…

    Yukarıda açıkladığımız gibi Noel’de, Noel Baba’da, Noel Ağacı ve gelenekleri de Kültür ve Medeniyet’in diğer alanlarında olduğu gibi, DOĞU kaynaklı olup, çok sonra BATI’ya geçmiştir. Bugün BATI kültürü denilen çok şeyin özümüzde olduğu bir gerçek… Başkalarını rahatsız etmeden, her şeyi dozunda ve kararında yaptığımız, birbirimize hoşgörüyle baktığımız gün, Medenî sayılacağız…

    İlk gençliğimin geçtiği Mardin’de Yılbaşı geldi mi ortalığı kaplayan tatlı telâşe, kara uygun beyaz yemeklerin pişirilmesi, çocuk ve gençlerin kar yığınlarını aşarak çok uzak mahallelerdeki evlerin kapılarını mani eşliğinde çalarak, hak gördükleri tatlıları(kuru üzüm,cevizli sucuk,pestil,ceviz,fındık,şekerleme) arkalarındaki çuvallara boca edip, evlerine dönmeleri Millî Piyango çekilişleri sırasındaki sessizliği, küçük eğlenceleri, büyüklerden habersiz yenen kar helvalarını, Süryani evlerinde parlayan renk renk mumların ışıltısını ülkemin en uygar  şehri İzmir’de halâ hasretle anarım…

2018 YILINDA TÜM UMUTLARINIZIN GERÇEKLEŞMESİ,

ÜLKEMİZİN HUZURA KAVUŞMASI  DİLEĞİYLE…

 

*Kaynakça

-Abdülkadir İnan : Eski Türk Dini Tarihi,İstanbul-1976

-Orhan Türkdoğan: Türk Tarihinin Sosyolojisi 1, Ankara-

-Pervin Ergun, Türk Kültüründe Ağaç Kültü, Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı Yayınları, Ankara, 2004.

-Ebru Çetiner : Yılbaşı Gelenekleri ve Yeni Yılın Hikâyesi, www.internethavadis.com

-Haluk Berkmen : Güneş Kültü ve Tanrıçalar, www.astroset.com

-Muazzez İlmiye Çığ : Yılbaşı bir Türk Geleneği!

-tr.wikipedia.org 

 

 
Etiketler: YILBAŞI’NIN, TARİHÇESİ, VE, TÜRKLERDE, AĞAÇ-GÜNEŞ, KÜLTÜ, ,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
17 Nisan 2018
İZMİR EKONOMİ ÜNİVERSİTESİ 17 YAŞINDA
233 Okunma.
13 Nisan 2018
Mİ’RAÇ
315 Okunma.
28 Mart 2018
ÇİN’İN ÜNLÜ SOPRANOSU DİLBER YUNUS’U DİNLERKEN
841 Okunma.
14 Mart 2018
İZMİR KARABAĞLAR’DA GÜZEL ŞEYLER OLUYOR
1423 Okunma.
09 Mart 2018
İDÜ GÖRKEMLİ BİR TÖRENLE DÜNYA KADINLAR GÜNÜNÜ KUTLADI
698 Okunma.
28 Şubat 2018
II.ABDÜLHAMİD HAN GÖKTEN İNDİ!
825 Okunma.
19 Şubat 2018
ÇİN, YENİ YILI “MUTLU BAHAR BAYRAMI” GÖSTERİSİYLE İZMİR’DE BAŞLATTI
1294 Okunma.
17 Şubat 2018
I.AFRİN SAVAŞI ve ÖNEMİ-1119
584 Okunma.
05 Şubat 2018
BİNİKİ YÜZ YILDIR ORTADOĞU COĞRAFYASINDAYIZ
1340 Okunma.
29 Kasım 2017
RAVZA’DA YAKARIŞ
364 Okunma.
10 Kasım 2017
ATATÜRK’ÜN YAZDIĞI ŞİİRLER
515 Okunma.
22 Ekim 2017
HAC GÜNCESİ – 2 / MEDİNE-İ MÜNEVVERE
571 Okunma.
03 Ekim 2017
HAC GÜNCESİ-DAVET
524 Okunma.
21 Haziran 2017
KADİR GECESİ ve İBADETİ
570 Okunma.
18 Haziran 2017
BABAMIN MİRASI; ERDEM…
483 Okunma.
07 Nisan 2017
KÂZIM KARABEKİR MESELESİ
829 Okunma.
26 Mart 2017
ULUSLARARASI ÇAKA BEY SEMPOZYUMU
874 Okunma.
21 Mart 2017
NEVRUZ’UN GEÇMİŞİ
960 Okunma.
15 Mart 2017
İZMİR EKONOMİ ÜNİVERSİTESİ’NDE TASARIM YILDIZLARI DOĞUYOR
641 Okunma.
01 Mart 2017
HOCALI KATLİAMI, AZERBAYCAN BAĞIMSIZLIĞININ DİYETİ,,,
567 Okunma.
26 Şubat 2017
Ö.FARUK GÜLTAŞLI ŞEFLİĞİNDEKİ RÜŞTÜ ŞARDAĞ KONSERİ
1064 Okunma.
06 Ocak 2017
İZMİR KURTULUŞUN SEMBOLÜ
919 Okunma.
05 Ocak 2017
VAZİYET-İ UMUMİYE MİLLÎ BİRLİĞİ GEREKTİRİYOR
1047 Okunma.
19 Aralık 2016
TÜRK YILMAZ
773 Okunma.
19 Ekim 2016
PAŞAVAT ÇINARININ DÖKÜLEN YAPRAKLARI
4435 Okunma.
01 Ekim 2016
15 TEMMUZ DEMOKRASİ ve ÖZGÜRLÜK TÜRKÜSÜ
694 Okunma.
11 Eylül 2016
“KUT”LU ÖNDER
768 Okunma.
06 Ağustos 2016
B İ R O L A L I M
831 Okunma.
18 Temmuz 2016
ORDU MİLLET NÖBETTE
1925 Okunma.
29 Nisan 2016
100. YILDÖNÜMÜNDE KÛT’ÜL AMARE SAVAŞI
1145 Okunma.
18 Mart 2016
ÇANAKKALE DENİZ SAVAŞI-18 MART 1915
917 Okunma.
23 Şubat 2016
“MEZOPOTAMYA’DA İHANET EDEN, KUDÜS’TE HANÇERLENİR!”
1145 Okunma.
07 Ocak 2016
ATATÜRK’ÜN KOMŞULARLA İLİŞİKİSİ
1515 Okunma.
22 Aralık 2015
MEVLİD KANDİLİ
1014 Okunma.
03 Aralık 2015
KADIN HAKLARI
1043 Okunma.
26 Kasım 2015
ARTIK KELİMELERDE ŞAPKA ^ KULLANILACAK
994 Okunma.
17 Kasım 2015
İLK TAMPON DEVLET GÜNEY DOĞU’DA KURULDU
1155 Okunma.
10 Kasım 2015
HATAY’IN DİYETİ ATATÜRK’ÜMÜZ
1324 Okunma.
07 Kasım 2015
ÂRİF MİLLET
1005 Okunma.
14 Eylül 2015
DİKKAT! 5. KOL YOĞUN FAALİYETTE…
1356 Okunma.
09 Eylül 2015
9 EYLÜL RUHU, TARİHİ TEKRARLATMAYACAK!
783 Okunma.
25 Ağustos 2015
Yüreğim Kışlan
1153 Okunma.
03 Ağustos 2015
Güneş yanığına önlem.
917 Okunma.
03 Ağustos 2015
Güneş yanığına önlem.
738 Okunma.
18 Temmuz 2015
BİRLİĞİN HARCI BAYRAM
966 Okunma.
19 Mayıs 2015
19 MAYIS’IN ÖNEMİ
1392 Okunma.
07 Mayıs 2015
MARDİN’DE HIDRELLEZ YEMEĞİ
1177 Okunma.
01 Mayıs 2015
ÇOCUKLAR ATALARINI TANIDIKÇA, ÖZGÜVENLERİ ARTACAK
1466 Okunma.
25 Mart 2015
ÇANAKKALE SAVAŞLARI KRONOLOJİSİ
1107 Okunma.
24 Şubat 2015
CABER’DEKİ SÜLEYMAN ŞAH KİMDİR?
1366 Okunma.
04 Eylül 2014
BİRLİK ve BERABERLİĞİMİZİN ÇİMENTOSU SİVAS KONGRESİ...
2453 Okunma.
08 Temmuz 2014
I.DÜNYA SAVAŞI’NIN NEDENLERİ Ayten DİRİER
1873 Okunma.
29 Mayıs 2014
İSTANBUL FETHİNİN TÜRK VE DÜNYA TARİHİNDEKİ ÖNEMİ-4
1887 Okunma.
20 Mayıs 2014
ATATÜRK’ÜN BAĞIMSIZLIK HAREKETLERİNDEKİ ÖNCÜLÜĞÜ
1806 Okunma.
17 Nisan 2014
YENİ YAYINLAR - 2014
1795 Okunma.
13 Nisan 2014
147 yıllık İZMİR BELEDİYE BAŞKANLARI
1674 Okunma.
05 Nisan 2014
2014 YEREL SEÇİM MESAJI; BAĞIMSIZLIK KARAKTERİMDİR!
2700 Okunma.
22 Mart 2014
NEVRUZ KİMİN BAYRAMI?
1684 Okunma.
18 Mart 2014
ÇANAKKALE DENİZ ZAFERİ-18 MART 1915
1344 Okunma.
01 Mart 2014
HOCALI KATLİAMI, AZERBAYCAN BAĞIMSIZLIĞININ DİYETİ,,,
1321 Okunma.
12 Şubat 2014
ŞEHZADE MUSTAFA NASIL ÖLDÜRÜLDÜ?
1960 Okunma.
25 Aralık 2013
KANUNÎ, ŞEHZADELERİNİ NEDEN BOĞDURDU?
1836 Okunma.
23 Aralık 2013
TÜRKOVİZYON TÜRK DÜNYASI ŞARKI YARIŞMASI
1271 Okunma.
02 Aralık 2013
İNOVASYON HAFTASI
1392 Okunma.
01 Aralık 2013
DURUN! DURUN BİRAZ…
1633 Okunma.
21 Kasım 2013
MARDİN’İN KURTULUŞU
2678 Okunma.
14 Kasım 2013
KERBEL’NIN AĞIDI, TAHILLARIN TÜRKÜSÜ AŞURE
2688 Okunma.
10 Kasım 2013
ATATÜRK'ÜN DEVRİMCİLİK ANLAYIŞI...
1297 Okunma.
11 Ekim 2013
İZMİR MUTFAĞIMDAN BAYRAM TATLILARI(10 ÇEŞİT)
1567 Okunma.
02 Ekim 2013
SEYYİD MÜKERREMEDDİN EMİR SULTAN
2046 Okunma.
28 Eylül 2013
MARDİN’DE BAHAR ve NERGİZİYE SALATASI
1946 Okunma.
09 Eylül 2013
Dokuz Eylül ve İzmirlilik ruhu
1154 Okunma.
05 Ağustos 2013
ADNAN AVUKA, İZMİR’DE MARDİN RÜZGÂRI ESTİRDİ
3132 Okunma.
30 Temmuz 2013
1 YAZAR * 1 KİTAP Ayten DİRİER
1532 Okunma.
25 Temmuz 2013
Mardin'de Bayram/Paskalya Çöreği : İKLİÇE
1634 Okunma.
Haber Yazılımı