Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail'in İran'a savaş açması, karşılıklı olarak ateşlenen füzeler, çatışmalar sadece bölgemizi değil, tüm dünyayı diken üzerinde bırakmaktadır. Bölgesel savaşların topyekûn bir dünya savaşına dönmesi ise insanlık açısından büyük bir felaketi de beraberinde getirecektir.
Ne küresel ne de bölgesel bir savaşın çıkmasını istemeyiz. Çünkü savaş yıkımdır, ölümdür ve sonuçları ağırdır. Bu gerçekten yola çıkarak Orta Doğu'daki çatışmaların, savaşların ve istikrarsızlığın Türkiye'deki inşaat sektörü üzerindeki etkile üzerinde kısaca durmak istedim.
Orta Doğu'da büyük çaplı bir savaşın çıkması, istikrarsız ortamın sürmesi Türkiye'nin inşaat sektörünü hem olumlu hem de olumsuz yönde etkileyecektir. Etkiler genellikle kısa vadede maliyet artışı, orta vadede talep değişimi ve uzun vadede yatırım yönünün değişmesi şeklinde ortaya çıkacaktır. Düzensiz göç dalgaları ülkemizi negatif yönde etkilerken, düzenli nüfus akımları ekonomiye katkı sağlayabilir.
Savaş ortamı genellikle enerji, hammadde ve malzeme fiyatlarını yükseltmekte, bazen de erişimini zorlaştırmaktadır. Petrol ve doğalgaz fiyatları sistematik olarak artarken enerji çeşitlemesi olmayan ülkeler zorluklar çekmektedir. Türkiye'de son yıllarda yenilenebilir enerjiye yönelik yatırımlar ve değişik pazarlardan temin edilen petrol ve doğalgaz bu riski en aza indirmiştir. Bu arada çimento, demir ve nakliye maliyetleri yükselmekte ve tüm sektörleri olumsuz etkilemektedir. Bu etkiler sebebiyle inşaat üretim maliyetleri beklentilerin üzerinde büyüme riskini taşımaktadır. Bu nedenle yeni yapılan konutların maliyeti artacak ve bu durum satış fiyatlarını da yukarı çekecektir.
Bölgedeki krizler sırasında Türkiye çoğu zaman görece güvenli ve istikrarlı ülke olarak görülmektedir. Bu durum, yabancı yatırımcıların konut talebini artabilir, bölgeden gelen sermaye Türkiye'ye kayabilir, bazı ülkelerden göç artabilir. Körfez savaşları döneminde bu durum fiili olarak yaşanmıştır. Bu da özellikle büyük şehirlerde talebi ve fiyatları etkileyebilir. İstanbul, Ankara, Antalya talebin en çok arttığı şehirlerimiz olur. Burada dikkat etmemiz gereken en önemli husus ise iç güvenliğimizi etkileyecek negatif durumlara karşı gereken önlemleri almamazdır.
Belirsizlik dönemlerinde insanlar parasını altın, döviz, gayrimenkul gibi alanlara yönlenmektedirler. Bu nedenle Türkiye'de arsa ve konut yatırımı sürekli canlı olarak kalmaktadır. Görülen odur ki, Ankara'da konuta olan talep ve yeni projelere olan ilgi devam edecek gibi gözükmektedir.
Bu durum özellikle yeni gelişen bölgelerde arsa ve konut fiyatlarını hızla yükseltebilir. Maliyet artışlarına rağmen iyi lokasyonlardaki markalı projeler sürdürülebilir yatırımlardır.
Savaş sonrası dönemde bölge ülkelerinde yeniden inşa süreci başlayacak, Türkiye'den demir, çimento başta olmak üzere inşaat malzemeleri ihracı başlayacaktır. Bunun sonucunda inşaat maliyetleri yükselmeye devam edecektir. Ayrıca Türk müteahhitlik firmaları savaşın yıktığı ülkelerde milyarlarca dolarlık altyapı ve konut projeleri alacaklardır. Bu durumda da işçi, usta ve mimar/mühendis ihtiyacı ortaya çıkacaktır. 6 Şubat Depremleri sonrasında gördüğümüz bu durum işçilik maliyetlerini artıracaktır.
Bu konu özellikle yeni proje geliştiren müteahhitler için çok stratejik bir konudur. Konut almak isteyenlerin de hızlıca karar almaları lehlerine bir durum gibi gözükmektedir.''Dedi.
ARTUKLU HABER AJANSI-ANKARA