5 milyon emekliyi en düşük emekli maaşı olan 20 bin TL'de eşitleyen Ak Parti hükümeti, emekliyi "yük" olarak gören, primlerini gasp eden ve eşitlik ilkesini hiçe sayan adaletsizlikçi politikalarıyla, sosyal devleti yıkıma uğratmıştır.
Hem daha uzun süre prim ödeyenler hem de daha yüksek oranda prim ödeyenler, düşük primlilerle eşitlenerek cezalandırılmıştır. Primler devletin kasasına akıtılmış, emekliye sadaka gibi dağıtılmıştır. Ortalama maaşlar erimiş, alım gücü yerle bir olmuştur. Her işte olduğu gibi bu işte de eski bozuk düzeni bile aratır hale getiren Ak Parti hükümeti; 5 milyon emekliyi açlık sınırında eşitlemiştir – bu eşitlik değil, adaletsizliktir; emekliyi yoksullukta ve sefalette eşitlemektir! Ak Parti hükümeti yine her şeyi eline yüzüne bulaştırmıştır, yaptığı şey; Açlık sınırında eşitlik yaratmak, prim gaspını örtbas etmek, adaleti ayaklar altına almaktır.
TÜİK'İN MAKYAJLI ENFLASYON VERİLERİ EMEKLİNİN ALIM GÜCÜNÜ ERİTTİ
TÜİK'in tartışmalı enflasyon verileriyle yapılan zamlar, alım gücünü eritmiştir: 2019'da 7,3 gram altın alabilen en düşük maaş, bugün sadece 4,8 gram alıyor. Açlık sınırı 23.256 TL iken, emekli maaşı bunun altında kalmakta; bu, ekonomik eşitsizliğin matematiksel kanıtıdır.
Prim ödeme sistemindeki adaletsizlik ise ayrı bir skandaldır. Uzun yıllar yüksek prim ödeyen emekliler, düşük primlilerle eşitlenerek cezalandırılmaktadır. Primler, devletin borçlanmasında kullanılmalıyken ve faiz getirisiyle değerlendirilmeliyken; Ak Parti hükümetleri, bu fonları "har vurup harman savurarak" eritmiş, emekliyi Hazine'den "tamamlama" adı altında sadakaya muhtaç bırakmıştır.
EMEKLİLİK FONLARI ÇARÇUR EDİLİNCE YERİNE BES İCAD EDİLDİ!
Emeklinin hakkı gasp edilerek, bireysel emeklilik sistemleri (BES) gibi yabancı sigorta şirketlerine kapı açılmıştır. Sonuç? Emekli, asgari ücretin yüzde 22 altına düşürülmüş; 2003'te asgari ücretin yüzde 148'i olan memur emekli maaşı, bugün açlık sınırının yarısına mahkûm edilmiştir. Ak Parti, bu politikalarla ekonomiyi "büyütmüş" gibi görünse de aslında kendi ceplerini ve zengin sayısını büyütmüş ama gelir dağılımını bozmuş, Gini katsayısını yükseltmiş ve toplumsal refahı yok etmiştir. Bu hükümetin yapacağı iş ancak bu kadar olur: Açlık sınırında eşitlik yaratmak, uzun prim ödeyenleri cezalandırmak.
EMEKLİNİN PRİM GASPI VE MAAŞ ERİMESİ
AK Parti döneminde emekli maaşları, planlı bir "yoksullaştırma" politikasının ürünüdür. 2008 yılında çıkarılan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Aylık Bağlama Oranı (ABO) yüzde 70'ten yüzde 30'a düşürülmüştür. Bu değişiklik, emekli maaşlarının doğrudan yarıya indirilmesi anlamına gelmektedir. Eğer ABO oranı korunmuş olsaydı, bugün en düşük emekli maaşı 35.000 TL civarında olacaktı – ki bu, mevcut 20.000 TL'lik "lütuf" zammının neredeyse iki katıdır. Literatürde bu tür müdahaleler, "gelir transferi mekanizmalarının bozulması" olarak tanımlanır; yani emeklinin milli gelirden aldığı pay, büyüme oranlarının yüzde 100'ünden yüzde 30'a indirilerek, kaynaklar sermaye gruplarına aktarılmıştır.
EN DÜŞÜK EMEKLİ MAAŞI ALAN; 5 YILDA 1 MİLYONDAN 5 MİLYONA ÇIKARILDI!
Yıllara göre verilere göz atarsak: 2019'da en düşük emekli maaşı 1.000 TL iken, bu maaşı alanların sayısı 1 milyondu. 2023'te 7.500 TL'ye yükselirken sayı 2 milyona, 2025'te 14.469 TL'ye çıkarken 3,9 milyona ulaştı. 2026'da ise 20.000 TL ile 4.9 milyon kişiye işaret ediyor. Bu artışlar, enflasyon ve refah payı oranında eşit uygulanmadığı için ortalama maaşlar düşmekte; örneğin 2019'da 2.000 TL alan bir emeklinin maaşı, eşit artışla 40.000 TL olmalıydı, ancak gerçekte 22.760 TL'de kaldı.
ÇALIŞAN EMEKLİ SAYISI HER GEÇEN YIL ARTIYOR
AK Parti'nin emekli politikaları, bir "toplumsal travma" yaratmıştır. Emekliler, yıllarca katkıda bulundukları sisteme yabancılaşmış, normlar bozulmuş ve sosyal bağlar kopmuştur. 2002'de çalışan emekli oranı yüzde 36 iken, 2024'te yüzde 65'e yükselmiştir; ileri yaştaki bireyler, hayatta kalmak için çalışmak zorunda bırakılmaktadır. Bu, aile yapılarını zedeliyor: Emekli dedeler-nineler, dinlenmek, gezmek ve torunlarına bakmak yerine sokaklarda iş arıyor; kadın emekliler, cinsiyet eşitsizliğinin katmerlendiği bir yoksulluk döngüsüne hapsediliyor.
EMEKLİ HER AY 7 GÜN AÇ KALMAK ZORUNDA!
Ak Parti, emeklileri "alt sınıf" haline getirmiş ve sınıf çatışmasını derinleştirmiştir. En düşük maaş alanların sayısı 5 yılda 5 kat artarken, bu grupta kadınlar, kırsal emekliler ve uzun prim ödeyenler ezilmektedir. Sosyolojik araştırmalar gösteriyor ki, bu yoksulluk, depresyon, intihar oranlarını artırıyor; emekliler, "dinlenme dönemi" yerine "hayatta kalma mücadelesi" yaşıyor. İstanbul gibi metropollerde 811 bin hane sadece emekli maaşıyla geçiniyor; kira 20-25 bin TL iken, iki emekli bile ayın 7 günü aç kalıyor. Bu, politikalar "ekonomik şiddet" kavramını çağrıştırıyor: İktidar, emekliyi "yük" olarak etiketleyerek, vicdansız bir aşağılama uyguluyor.
AK PARTİ'NİN İSMİNDEKİ "ADALET" EN BÜYÜK VE ÇOK BÜYÜK BİR İRONİDİR!
Ak Parti'nin ismindeki "adalet" iddiası, en büyük, çok büyük bir ironidir. Parti adı "Adalet ve Kalkınma"yı içerirken, pratikte adaletsizliği kurumsallaştırmıştır: Ak Parti, emekliler arasında ayrımcılık yapmaktadır. Bu, toplumsal dayanışmayı yok etmiştir; emekliler birbirine düşman ediliyor. Sosyolojik olarak, bu politikalar "yoksullukla yönetme" stratejisidir: Emekliyi bağımlı kılarak, sadaka ekonomisiyle oyları konsolide etmektir.
AK PARTİ, BOZUK EMEKLİLİK DÜZENİNİ DAHA DA BOZDU!
Ak Parti, emeklilik sistemini bozmakla kalmamış, yıkmıştır. 2002'de devraldığı bozuk yapıyı, daha iyisini yapacağım iddiasıyla gelmiş ama 24 yıl içinde daha da bozmuş ve içinden çıkılmaz adaletsizlikçi bir yapıya evriltmiştir. Eski sistemi ABO darbeleriyle çökertmiş; EYT gibi düzenlemelerle mağduriyetleri katmerlemiştir. Sözler tutulmamış: 3600 ek gösterge vaadi balon olmuş, seyyanen ödemeler memur emeklilerine ulaşmamıştır. Ak Parti'nin hemen her işinde olduğu gibi emekliler konusunda da Machiavellist bir yaklaşım sergilemiştir.
SGK CAN ÇEKİŞİYOR!
Seçim öncesi "müjde"ler verip, sonrası unutturmaya çalışmıştır. Ak Parti, SGK'yı gözden çıkarmıştır; bütçe desteği yüzde 19'dan yüzde 13,9'a düşürülmüştür. Emekli tesisleri satılmış, emeklinin tatil hakkı külliyen gaspedilmiştir. Bu adaletsizlik, sadece ekonomik değil; ahlaki bir çöküştür de aynı zamanda. Primler "hırsızlık" gibi çalınmış; 4 çalışanın 1 emekliyi ödediği yalanıyla gerçekler örtbas edilmiştir. İktidar, emekliyi "soykırıma" uğratmaya devam etmektedir: Ekonomik soykırım ve sosyolojik yıkım sürmektedir.
Ak Parti hükümeti tüm toplumsal kesimleri olduğu gibi emeklileri de eşitlikten mahrum bıraktı, adaletsizlikle ezdi. Artık yeter! İntibak yasası çıkarılsın, ABO eski haline dönsün, maaşlar asgari ücretle eşitlensin.
ARTUKLU HABER AJANSI-ANKARA