Bugün Türkiye'de eğitim, bir "kamusal hak" olmaktan çıkıp, yalnızca sermaye elitlerinin, siyasetin ve bürokrasinin seçkinlerin satın alabildiği bir "lüks tüketim nesnesi" haline gelmiştir. Türkiye'nin eğitim sistemi, ezilenlerin özgürleşmesi için değil, imtiyazlıların statükosunu korumak için bir araç kılınmıştır. Paran kadar eğitim, insanın varoluşsal değerini banka hesabına indirgeyen bir "insandışılaştırma" sürecidir.
Yoksulun Çocuğu Aptal Olduğu İçin Değil, Eğitim Sistemi Adaletsiz Olduğu İçin Kaybediyor!
Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin "canlandırılacak köy" ve "üreten insan" idealinden bugün gelinen nokta; ezberci, kopyacı ve test odaklı bir "özel ders- dershane kuşatmasıdır." Devlet okulları, müfredatın hantallığı ve kalite kaybı nedeniyle artık birer eğitim yuvası değil, diplomalı işsizler yetiştiren depo alanlarına dönüşmüştür. Çocuğun potansiyeline saygı, yerini "sınav makinesine dönüşmüş çocuk" trajedisine bırakmıştır.
Türkiye'de bir çocuğun LGS veya YKS başarısını, o çocuğun zekâsı veya emeği değil, ailesinin posta kodu ve banka cüzdanı belirlemektedir. Özel ders ve ek kitap kaynak alamayan çocuklar, yarışa 1-0 değil, 10-0 geride başlamaktadır. Türkiye'de eğitimde fırsat eşitliği, artık bir "temenni" bile değil, ulaşılması imkânsız bir "ütopya" haline gelmiştir.
Liyakatsizlik ve Güven Bunalımı Şiddetle Artıyor!
Türkiye'nin en tepesindeki yöneticilerin dahi devlet okullarına güvenmeyip çocuklarını özel kolejlere, yurtdışına göndermesi, toplumsal sözleşmenin iflasıdır. Güvenin bittiği yerde eğitim biter. Bir bakanın bile çocuğunu emanet edemediği bir sınıfa, asgari ücretli bir babanın çocuğunu "umutla" göndermesini beklemek, halkın zekasıyla alay etmektir.
Yaratıcılığın Katli ve Fabrika Modeli Eğitim Sistemi!
Türkiye'deki mevcut eğitim sistemi, 19. yüzyılın sanayi tipi fabrikalarına işçi yetiştirmek üzere kurgulanmış bir anakronizmadır. Dershanelerin ve yardımcı ders kaynaklarının gölgesinde kalan eğitim, çocukların merak duygusunu ve yaratıcılığını yok etmektedir. Biz DESAM olarak, sorgulamayan, itaat eden bir nesil üretmek üzere kurgulanan mevcut yapıyı bilimsel ve ahlaki olarak reddediyoruz.
Eğitim Sistemi Düzelmedikçe Karanlık Artmaya Devam Edecek!
Eğitim, bir ülkenin yoksul, dar ve sabit gelirli kesimlerinin geleceğini rehin verme alanı değildir. Tarlasındaki çiftçiden fabrikadaki işçiye kadar herkes, evladının geleceğinin nasıl bir "pazar malı" haline getirildiğini iliklerinde hissetmektedir. Eğer bir ülkede eğitim parayla alınıp satılan bir meta ise, orada adalet sadece bir kelimedir. Bizler; köy enstitülerinin ruhunu, bilimin verisini ve insanın onurunu merkeze alan, tamamen ücretsiz, nitelikli ve demokratik bir eğitim seferberliği ilan edilmedikçe, bu karanlığın dağılmayacağını ilan ediyoruz.
Türk Eğitim Sistemi Fakiri Daha Fakir, Zengini Daha Zengin Etmek İçin Vardır!
Türkiye'de eğitim sistemi fakiri aşağıda tutan bir barikat görevi görmektedir. Mevcut Sınav Sistemi bir zekâ testi değil banka cüzdanı kontrolüdür. LGS ve YKS, çocuklarınızın ne kadar akıllı olduğunu ölçmüyor; babasının ne kadar taksit ödeyebildiğini ölçüyor! Özel ders alamayan, butik kursa gidemeyen, 50 çeşit yardımcı kitap satın alamayan çocuk, yarışa paslı bir bisikletle girerken; zenginin çocuğu altına çekilmiş bir jetle yarışıyor. Bu bir yarış değil, organize bir eleme sistemidir.
Devlet Okulları Neden Bilerek Zayıflatıldı?
Eğitim sistemi, fakirin yoksulun çocuğunun ağaya, patrona, ranta ve cehalete kul olmasın diye yapılandırılması gerekirken; oysa bugün devlet okulları içi boşaltılarak, halkın çocukları ucuz iş gücü olsun diye bilerek geride bırakılıyor. Eğitimin kalitesini düşürmek, yoksulun çocuğunu "modern köleliğe" mahkûm etmektir.
Ezbercilik Bir Hata Değil, Bir Uyuşturucudur!
Türkiye'nin eğitim sistemi, halkın çocuklarına "test çözün, soru ezberleyin" diyor. Neden? Çünkü sorgulayan, nedenini soran, hakkını arayan insan tehlikelidir. Halkımıza sesleniyorum, sizi birer "robot" gibi görüyorlar; içine sadece onların istediği bilgiyi yatırıp, sınav günü geri çekiyorlar. Bu sistem, evlatlarınızın beynini sömüren bir "bilgi hapishanesidir."
Anne ve Babaların Vicdan Azabı Üzerinden Servet Kazanılıyor!
Sistem, velileri korkuyla besliyor. "Çocuğun okumazsa aç kalır" diyerek halkı dershanelere, özel okullara mahkûm ediyorlar. Bir baba evladına yardımcı ders kitabı alamadığı için başını öne eğiyorsa, özel ders aldıramıyor, dershaneye gönderemiyorsa orada eğitim değil vicdan ticareti vardır. Çocuklarınızın parlayan gözlerini, test kağıtlarının donukluğuna kurban ediyorlar.
Zenginin Çocuğu İnsan da, Fakirin Çocuğu Değil mi?
Zengin çocukları yurtdışında, özel okul ve kolejlerde, "proje okullarında" robotik kodlama yaparken, köylü, dar ve sabit gelirli ve işçi çocuğu yıkık dökük sınıflarda, boş geçen derslerde, baştan savma eğitimlerle o işe yaramayan diplomayı almaya ve sadece hayatta kalmaya çalışıyor. Her çocuk öğrenme aşkıyla doğar; ama bu sistem o aşkı, "paran yoksa başaramazsın" diyerek daha ilkokulda boğuyor.
Eğitim sistem, fakir çocuğuna diploma değil, babasının sosyal sınıfında kalacağına dair bir "onay belgesi" veriyor. Zengin çocuğu dünyayı yönetecek vizyonla donatılırken, halkın çocuğu sadece emirlere itaat edecek, test çözen birer "biyo-robot" olarak kodlanıyor. Bu, eğitimin sistemi üzerinden yoksulluğun genetik hale getirilmesidir.
Öğretmen Değil, Sınav Teknisyeni' Dayatması!
İdealist öğretmenlerimizi, müfredatın hantallığı ve geçim derdiyle boğarak onları birer "bilgi aktarıcısı" haline getirdiniz. Sınıfta hayatı anlatması gereken öğretmeni, test çetelesi tutan birer gardiyana dönüştürdünüz. Öğretmen mutsuzsa, o sınıftan özgür ruh çıkmaz!
Bakanlık Değil, İstatistik Müdürlüğü!
Milli Eğitim Bakanlığı, çocukların mutluluğunu veya yeteneğini değil, "okullaşma oranlarını" ve "sahte başarı istatistiklerini" yarıştırıyor. Rakamlar büyürken, insan küçülüyor. Sizin %99 dediğiniz o okullaşma oranı, aslında %99 oranında hayal kırıklığı ve gelecek kaygısıdır.
AÇIK SORULAR ve ŞİMDİ YÜZLEŞME VAKTİ!
Ey AKP, CHP, MHP, DEM… Yöneticileri kendi çocuklarınızı göndermediğiniz devlet okullarını, neden bu halkın tek seçeneği olarak bıraktınız? Eğitimi bir ticaret kapısı, öğrenciyi birer "müşteri" olarak görmekten ne zaman vazgeçeceksiniz? Ey Millî Eğitim Bakanlığı kâğıt üzerindeki başarı oranlarınızla kimi kandırıyorsunuz? Sokaktaki işsiz diplomalı gençleri görmüyor musunuz?
Ey halkım! Senin çocuğun "aptal" olduğu için değil, sistem "adaletsiz" olduğu için kaybediyor. Eğitimde eşitlik gelmedikçe, her sınav bir hırsızlıktır; geleceğin hırsızlığıdır! Biz bu sahte, baştan savma, kalitesiz eğitim sistemi düzenini, bu cüzdan endeksli eleme sistemini, bu çocuk ruhu tüccarlığını REDEYYORUZ! Özgün, asri ve en ideal eğitim sisteminin sönen meşalesini yeniden yakana kadar; eğitim, paranın değil, aklın ve emeğin, sevginin ve vicdanın hakkı olana kadar durmayacağız. Ey halkımız, senin çocuğunun çalınan geleceği, birilerinin banka hesabındaki faizidir. Bu hırsızlığa 'sınav sistemi' diyerek kılıf uydurmalarına izin verme!
ARTUKLU HABER AJANSI-ANKARA