Tarih: 15.01.2021 10:15

Dezenformasyonun ana karargahı: Facebook grupları

Facebook Twitter Linked-in

Kovid-19 salgını, ‘infodemi’ olarak adlandırılabilecek yeni bir kavramın oluşmasına yol açtı. Nitekim önü alınmaz bir şekilde yayılan tek virüs, koronavirüs değil. Virüsle birlikte tüm dünyayı saran bir başka salgın daha var: “Dezenformasyon”

 

Yaşanan süreç, özellikle ABD’nin dezenformasyon konusunda ne kadar savunmasız olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Binlerce Amerikalı aşıların mikroçip içerdiğine dair komplo teorilerine itibar ediyor, saç kurutma makinelerinin iyileştirici gücünü merak ediyor. Peki bütün bunlar nereden geliyor? Wired.com sitesinde konunun uzmanı iki araştırmacı bu sorunun peşine düştü. Nina Jankowicz ve Cindy Otis’e göre Facebook grupları dezenformasyonun yayılmasında çok önemli bir mecra ve bu gruplar benzer fikirlere sahip üyelere büyük miktarda yanlış bilgi pompalaması yapıyor. Facebook’un aile ve arkadaş gibi küçük topluluklara ‘mahremiyet ve gizlilik’ sağlaması, dezenformasyonu önemli bir araç olarak kullanan aktörlerin işini kolaylaştırıyor. 

 

KOMPLO TEORİSTLERİ KÜÇÜK GRUPLARA SAĞLANAN MAHREMİYETİ İSTİSMAR EDİYOR 

 

Son birkaç senedir Facebook kullanıcıları markalardan ve medya kuruluşlarından ziyade, daha çok arkadaş ve aile üyelerinden içerik görme imkanı buluyor.  2016’daki seçimlerden sonra platformun ‘gizliliğe geçiş’ hamlesi ile gruplar ‘belli ortak noktalar etrafında bir araya gelen topluluklar’ olarak lanse edilmişti. Mark Zuckerberg, 2019’daki blog yazısında pek çok insanın bire bir veya sadece birkaç arkadaşıyla iletişim kurmanın samimiyetini daha çok tercih ettiğini belirtmiş, “İnsanlar, paylaştıkları şeylerin kalıcı bir şekilde kaydedilmesi konusunda daha dikkatli.” diye yazmıştı.

 

Ancak araştırmalar farklı bir duruma işaret ediyor. Araştırmalara göre, “mahremiyet ve topluluk” özelliği genellikle yabancı ve yerli kötü niyetli aktörler tarafından yalan bilgi ve komploları yaymak adına istismar ediliyor. Siyasi anlamda kutuplaşmayı körüklemek isteyenler için gruplar oldukça önemli bir işlev görmekte. Bu gruplar, konuya ve hatta konuma göre düzenlenmiş potansiyel hedeflerin adeta bir listesini sunuyor; kötü niyetli aktörler sızmayı düşündükleri izleyicilerin ilgi alanlarına göre düzenlenmiş sahte profiller oluşturabiliyor. Bu durumun en net örneği 2018 yılında yaşanmış, ABD Senatosu için bağımsız aday olan Shiva Ayyadurai’nin yakınları, grupları kendilerine olan online desteği artırmak için astroturf kampanyalarının bir parçası olarak kullanmıştı. Astroturf, kuruluşların vakıf, sivil toplum örgütü gibi kurumları taklit ederek kendi amaçlarına uygun başlattıkları propaganda ve kampanyalara denmekte. Şimdilerde Ayyadurai, sağlık dezenformasyonunun en tehlikeli aktörlerinden biri ve aşıya karşı ağza alınmayacak sözler sarf ettiği gönderiler milyonlar tarafından paylaşılıyor. 

OBAMAGATE DE FACEBOOK GRUPLARINDA YAYILDI

Gruplar siyasi dezenformasyon için de yoğun bir şekilde kullanılmaya devam ediyor. “Obamagate” komplo teorisi ise bunun en net örneği. ABD’nin görevi devretmeye hazırlanan başkanı Donald Trump‘ı bitirmek için perde arkasında operasyon yürütüldüğüne ve bunun en önemli aktörünün Obama olduğu iddiasının da Facebook grupları arasında körüklendiği belirtiliyor. Konuyla ilgili memler ve aşırı sağcı web sitelerinde yayınlanan içerikler, geçtiğimiz birkaç ay içinde Facebook’ta milyonlarca kez paylaşıldı. Ve bunu bir avuç insan tarafından yönetilen gruplar ve sayfalarda faaliyet gösteren kullanıcılar mümkün kıldı. 3 milyondan fazla beğeniye sahip, en az dokuz sayfa ve 71 bin üyeli iki grup, komplo teorilerini destekleyen beş “haber” sitesine trafik çekmede kullanıldı. Mayıs ayında, bu beş web sitesi Obamagate’i anlatan 50’den fazla gönderi yayınladı ve bunlar daha sonra Trump taraftarı gruplar ve sayfalarda paylaşıldı. 

Wall Street Journal tarafından yakın zamanda gerçekleştirilen bir araştırma, Facebook’un 2016’dan beri grupların kutuplaştırıcı eğilimlerinin farkında olduğunu ortaya koyuyor. Sosyal medya devinin Kovid-19 ile ilgili yanlış bilgileri engellemeye yönelik son çabalarına rağmen, ‘Gruplar’ özelliği yalan haberler için bir taşıyıcı işlevi görmeye devam ediyor. Örneğin Facebook’ta ‘Alternatif Sağlık Bilimleri Haberleri’ grubuna katılmanız halinde sosyal medya platformu, ilgi alanlarınıza bağlı olarak, “Sheep No More” (Artık Koyun değiliz) adlı bir gruba katılmanızı tavsiye edebilir. Burası komplo teorilerinin sıklıkla paylaşıldığı bir mecra. George Floyd’un ölümünün ardından protestolar ülke geneline yayılırken, bu grupların üyeleri Floyd ve olaya karışan polisin bir senaryoyu canlandırdıklarını ve “krizin aktörleri” olduğunu iddia etmişti. Son dönemde Facebook, belirli gruplara ilişkin öneriler sunmayı bıraksa da bu gruplar kullanıcılara son etkileşimlerine ve etkinliklerine göre içerik önerilen ‘Keşfet’ sekmesinde oldukça yoğun bir şekilde yer alıyor. 

 

ŞEFFAFLIK SAĞLANMALI

Wired.com araştırmacıları bu sorunları azaltmak için Facebook’un, grupların kime ait olduğu, yönetimi ve üyeliği konusunda şeffaflığı kökten artırmalı. Hesapların mahremiyeti söz konusu olsa da kullanıcıların tükettikleri bilgilerin kaynağına ulaşmak için birtakım araçlara ihtiyacı var. Birincisi, Facebook’un sitede grupların ve sayfaların nasıl kategorize edildiğini daha dikkatli bir şekilde incelemesi gerekiyor. Mevcut sistemde, bir sayfanın sahibi kendi kategorisini (mutfak, eğlence vb.) seçebiliyor ve bu daha sonra topluluğun arama sonuçlarında ve ana sayfasında görünüyor. Öte yandan, çoğu grup ‘Genel’ olarak sınıflandırılıyor ve bu da ne kullanıcıların ne de Facebook’un araştırma ekiplerinin sayfanın amacını doğru bir şekilde anlamasına yardımcı oluyor. Her iki durumda da sayfa sahipleri yanıltıcı olabiliyor. Özellikle kutuplaştırıcı veya politik içerik paylaşan büyük bir sayfanın incelemeden kaçmak için kendi kategorisini ‘Kişisel Blog’ olarak belirlemesi mümkün. Bu tür tanımlayıcılar daha spesifik olmalı ve daha tutarlı uygulanmalı. Bu, özellikle on binlerce üyesi veya takipçisi olan gruplar veya sayfalar için önemli. 

BÜYÜK GRUPLAR, AİLE VE ARKADAŞ GRUPLARIYLA AYNI KEFEYE KONULMAMALI

Facebook’un kendi araştırması da algoritmik olarak önerilen grupların ve ‘İlgili Sayfalar’ önerilerinin kullanıcıları komplolara daha da yönlendirdiğini ortaya koymakta. Bu özelliğin tamamen ortadan kaldırılması gerekiyor. Zira kullanıcılar grupları kendileri aramak zorunda kalsa, hangi gruba katıldıkları konusunda biraz daha dikkatli olabilirler. Ayrıca çok büyük gruplar, yemek tarifleri ve bebek fotoğraflarının paylaşıldığı aile gruplarıyla aynı kefeye konulmamalı. Aile ve arkadaş grubuna sağlanan mahremiyetin düzeyi büyük topluluklara sağlanan ile aynı olmamalı. Bir grubun belirli bir üye sayısını aştığında otomatik olarak herkese açık olarak ayarlanması, sorunun çözümü olabilir. Bu şekilde, bu gruplar, Facebook’un araştırmacılarI ve gazeteciler tarafından gözlemlenebilir hale gelebilir.

 

 

ARTUKLU HABER AJANSI

KAYNAK:SİBER BÜLTEN




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —