Tarih: 27.10.2015 23:03

ÇOCUĞUNUZUN DAHA BAŞARILI VE MUTLU OLABİLMESİ İÇİN 5 ÖNERİ

Facebook Twitter Linked-in

 

Yeni bir eğitim öğretim yılı başladı ve anne babaların akıllarında hep aynı soru; Çocuğumun derslerinde ve yaşamında başarıya ulaşması için neler yapmam gerekiyor? Bu sorularla ilgili olarak Psikolojik Danışman Hilal Usta’dan bilgi aldık.

 

1)    Başarı, çoğumuzun anladığı gibi çocuğumuzun okul birincisi olması veya popüler bir mesleği seçmesi demek değildir. Gerçek başarı, çocuğun kendi potansiyeline uygun bir alanda kendisini gerçekleştirmesi, bu alana yönelik bir meslek seçmesi ve mutlu olmasıdır. Başarı, bizim mutlu olmak için ulaşmaya çalıştığımız bir hedeftir. Mutlu olmayacağı bir alanda çalışan kişi, başarı elde etse bile bir kıymeti olmaz. Yaşam amacına terstir çünkü. Dolayısıyla, öğrencinin kendi ilgisinin ve yeteneğinin olduğu bir alanda ilerlemesi, gerçek başarı ve mutluluğunda vazgeçilmez bir yere sahiptir. Anne babalar bu bilinçle öğrencinin ilerlemesine yardımcı olmalıdır.

2)    Öğrenci, başarı için motive edilmelidir. Bunun da en güzel yolu, çocuğun öğrenmeyi sevmesinin desteklenmesidir. Birçok öğrenci için okuldaki dersler anlamını yitirmiş; okul, küçük yaşlardan itibaren gittiği, arkadaşlarıyla vakit geçirdiği bir yere, bir alışkanlığa dönüşmüş durumda. Çünkü o derslerin ve öğrenmenin kendisine yaşamda sağlayacağı katkının farkında değil. Öğretime geçmeden, öğrencilere ilk olarak bunların kavratılması ve öğrencilerin bu yönde motive edilmeleri başarılı olmalarında etkili olacaktır. Örneğin; matematik dersinin, normal hayattaki problemleri çözmede gelişmiş bir beyine kavuşturacağını; fen derslerinin evrensel yasaları kavramasında ve buna göre bir bakış açısı oluşturmasında faydalı olacağını; coğrafya dersinin yaşadığı yeryüzünü gözlemlemede ve anlamada onu destekleyeceğini; Türkçe-edebiyat dersinin kendisini ifade etmesine sağlayacağı katkıyı; tarih dersinin, geçmişini anlayarak nasıl sebep-sonuç ilişkisi kurabileceğini ve yaşamsal dersler çıkarabileceğini; tüm bu vizyonla nasıl kültürlü ve donanımlı bir insan haline geleceğini ve bu durumun avantajlı yanlarını öğrenciye anlatmak, onun öğrenmeye motive olmasına katkı sağlayacaktır.

3)    Anne babalar, öğrenciden yapabileceğinden fazlasını beklemeden, başkalarıyla kıyaslamadan, yapamadıklarına değil de başardıklarına odaklanarak öğrenciyi motive etmelidir. Çünkü aileler bazen, öğrenciyi rekabet yoluyla motive etmek amacıyla, başkalarıyla  kıyaslama yoluna giderler. Bu çocuğa fayda sağlayacak bir tutum değildir. Aksine çocuktaki yetersizlik duygusunu tetikler.

Herkes bir şeyleri birilerinden daha iyi yapar. Sizin çocuğunuzun iyi olduğu alanları keşfetmeniz ve bunun üzerinden hareket ederek motive etmeniz, öğrenciye ‘başarabilirim’ güvenini yaşatır.

4)    Ebeveyn, çocuğun dersleriyle ilgilenmeli, çalışma ortamının sağlıklı bir şekilde düzenlendiğinden emin olmalıdır. Bazen aileler dersleriyle ilgilenmeyi, onun yerine ödevlerine varıncaya kadar yapmak şeklinde algılıyor. Bu kesinlikle yanlış bir tutumdur ve öğrencinin kendi sorumluluğunu almasını engeller. Onunla okulda gördüğü dersler üzerine sohbet etmek, anlatımını dinlemek gibi tutumlar daha uygun olacaktır. Bunun yanında öğrencinin çalışma ortamının düzenlenmesi de önemli bir diğer konudur. Bu ortam yeterli ısı ve ışık almalı, havadar olmalıdır. Masa başında, toplu bir odada çalışmalarını yürütmelidir. Çevrede dikkatini dağıtacak eşyalar ve gürültü olmamalıdır.

5)    Huzurlu bir aile ortamı da çocuğun başarılı olmasında etkilidir. Yapılan araştırmalar, aynı zeka düzeyine sahip çocuklardan, huzurlu aile ortamında yetişen çocukların daha başarılı oldukları sonucunu göstermektedir. Bu yüzden, huzurlu bir aile ortamı sağlamak da, çocuğun başarılı olmasında anne babanın sorumluluklarındandır. Bunun için aile içi iletişimi geliştiren ortak ilgi ve faaliyet alanları bulmak, yaşanılan sorunlarda kavga yerine iletişim dilini kullanmak, çözülemeyen durumlarda ise bir uzmandan yardım almak yapılabilecekler arasındadır.

Son olarak, anne ve baba, çocuğun başarısının önemli bir parçasıdır; çocuğu tanımalı, onun ilgi ve yetenekleri doğrultusunda bir alanda ilerlemesine destek olmalıdır. Çocuğun ilgi ve isteklerinin göz ardı edildiği bir durum, çocuğun mutsuz bir birey olarak yaşama devam etmesi demektir ki, bunu da hiçbir anne baba tercih etmez.

 

ARTUKLU HABER AJANSI




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —