Hollandalılar?ın ekmeğine yine yağ sürdük?

`Biber gazı ve dayak` gerekçesiyle Rotterdam Başkonsolosluğu görevlileri hakkında suç duyurusu.

Türk Dünyasından Haberler 3.06.2018 10:54:37 0
Hollandalılar?ın ekmeğine yine yağ sürdük?

'Biber gazı ve dayak' gerekçesiyle Rotterdam Başkonsolosluğu görevlileri hakkında suç duyurusu.

 

Geçen yıl 11 mart günü ilişkilerimizin haddinden fazla bozulduğu Hollandalılar’ın ekmeğine yine yağ sürdük.
İlişkilerimizin bozulmasında önemli bir rol oymayan Belediye Başkanı Ebutalep, Başkonsolosluğumuzda yaşanan yakışıksız bir olayı kullanabilmek için elinden geleni yapacağa benziyor.
Zira, ilişkilerimizin bozulmasında önemli bir rol oynayan Ebutalep ile Başkonsolosumuz Sadin Ayyıldız arasında çok ciddi çekişmeler yaşandı. O yaşananları da haberimizin sonunda sizlere sunuyorum.

 

Hollanda’da yaşanan aşağıdaki olay, bana tam 42 yıl önce yaşanmış olan bir başka olayı hatırlattı.

Ama isterseniz önce, BBC’ye muhabirlik yapan dostum Yusuf Özkan ile eski başkonsoloslardan dostum Orhan Ertuğruloğlu’nun haberlerini okuyalım.
Haberin sonunda 42 yıl önce yaşanan olayı okuyabileceksiniz.

 

Akbaba

Hollanda'nın Lahey kentinde yaşayan Erdal Akbaba, Türkiye'nin Rotterdam Başkonsolosluğu'nda görevliler tarafından yüzüne biber gazı sıkılarak, ağır şekilde dövüldüğü gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu.

Gördüğü şiddet nedeniyle 18 gün "iş göremez" raporu verilen Akbaba'nın, yoğun biber gazı nedeniyle kör olma tehlikesi atlattığı belirtildi.

Lahey'de telefon ve bilgisayar tamiri üzerine bir iş yeri bulunan Erdal Akbaba, Salı günü Türkiye'nin Rotterdam Başkonsolosluğu'nda yaşadıklarını BBC Türkçe'ye anlattı.

Akbaba, 41 gün önce dünyaya gelen kızını nüfusa kaydettirmek için randevu alarak, başkonsolosluğa gitmiş. Ancak bilgisayar sisteminde arıza olduğu gerekçesiyle kayıt işlemi yapılamamış.

Bir hafta sonra yeniden randevu alan Akbaba, eşi ve iki çocuğuyla birlikte yeniden Rotterdam'a gitmiş. Başkonsoloslukta 4 saate yakın bekleyen Akbaba'ya, yine sistemde arıza olduğu belirtilmiş.

Bekleyiş sırasında bebeğinin rahatsızlanması üzerine görevli memura giderek, evraklarını geri isteyen Akbaba, "Anlamıyor musun, sistem çöktü ne evrakı?" karşılığını almış.

'Tokatlayıp, gözüme sprey sıkmaya başladılar'

Erdal Akbaba'nın evraklarının geri verilmesi konusundaki ısrarı üzerine tartışma büyümüş. Akbaba'nın "Terbiyesizlik yapmayın" demesi üzerine, camekanın arkasındaki görevli zile basarak güvenlik görevlilerini çağırmış.

Yanına gelen güvenlik görevlisinin, kendisine "Ne oluyor lan!" dediğini söyleyen Akbaba, sonrasında yaşanan ve polis kayıtlarına da geçen gelişmeleri şöyle anlattı:
"Lan ne demek, doğru düzgün konuşun dememle birlikte tokatlayıp, gözüme sprey sıkmaya başladılar. O ara kendimi korumaya çalışırken 4 kişi beni içeri alıp, yere yatırdı. Karşı koyacak durumum zaten yoktu. Bu haldeyken yerde copla, tekmeyle dövmeye başladılar. Konsoloslukta işlem sırası bekleyen bir çok kişi, kapıya, cama vurarak görevlilere engel olmaya çalıştı."

Bu sırada eşinin Rotterdam polisini aradığını söyleyen Akbaba, polisin başkonsolosluk binası önüne gelmesi üzerine dışarı çıkarıldı.

Polisin çağırdığı ambulansta Akbaba'ya ilk tıbbi müdahale yapılmış. Akbaba, sağlık görevlileri ve polisin, "İnanılmaz bir şey, o kadar fazla biber gazı sıkılmış ki, zamanında müdahale etmeseydik kör olabilirdiniz" dediğini anlattı.

Polis, konsolosluktaki görgü tanıklarının da  benzer şeyler anlattığını söyledi.

Daha sonra karakola giderek ifade veren Erdal Akbaba'ya, yaşadığı şiddet nedeniyle doktor tarafından "18 gün iş göremez" raporu verildi. Raporda, sağ ve sol omuzda ağır ezik ve kas sorunları oluştuğu belirtildi.

Kendi ülkesinin temsilciliğinde ve ailesinin gözü önünde dövülüp, hakarete uğradığını belirten Akbaba, "Sorumlular bunun hesabını yargı önünde verecek, peşini bırakmayacağım" diyor.

'Şu anda bu konuda bilgi verme taraftarı değiliz'

Türkiye'nin Rotterdam Başkonsolosluğu yetkilileri ise Erdal Akbaba'nın yaşadığı olayla ilgili olarak sessiz kalmayı tercih ediyor.

Bir başkonsolosluk görevlisi BBC Türkçe'nin soruları üzerine, "Şu anda bu konuda bilgi verme taraftarı değiliz" dedi.

Bu da, eski Başkonsolos Orhan Ertuğruloğlu’nun haberi:
 

ROTTERDAM TÜRK KONSOLOSLUĞU GÜVENLİK GÖREVLİLERİ BİBER GAZI PÜSKÜRTECİ KULLANDI
Türk polisler yasa dışı silah taşımak ve kullanmakla suçlanıyor. Rotterdam Belediye Reisi Ahmet Abutalep'e göre, 29 Mayıs salı günü konsoloslukta olay çıkartan bir müracaat sahibine karşı Konsolosluğun güvenliğinden sorumlu Türk polisler, müsaadeleri olmadığı halde biber gazı kullanmış.
Hollanda polisi, Türk Güvenlikçilerin, püskürteçle biber gazı kullanarak olay çıkartan kişiyi kapı dışarı ettiklerini ifade etti. Biber gazından fenalık geçiren diğer iki kişiye ilk tedavileri ambulans personeli tarafından yapıldı.
Belediye Başkanı Abutalep, Konsolosluktaki olayla ilgili tahkikat açtıklarını belirtti. Belediye başkanına göre olayın diplomatik dokunulmazlığı olan binada geçmesi tahkikatı güçleştiriyor.
Abutalep, biber gazı püskürtücüsü bulundurmanın ve kullanmanın Hollanda yasalarına göre müsaadeye tabi olduğunu söyledi
Belediye başkanına göre sonuçta personelinin tüm davranışlarından Başkonsolos sorumlu. Hollanda polisi ve kamu düzenliği bakanlığı (Savcılık) olayla ilgili tahkikat başlattı. Düzenlenecek tahkikat raporu Hollanda Dışişleri Bakanlığı'na gönderilecek.
 

Şimdi gelelim 42 yıl önce yaşanan olaya:Yıl 1976. Hollanda televizyonu NOS’te, ‘Pasaport’ adlı bir program yayınlıyor, TRT Hollanda ve Hürriyet Benelüks temsilciliği yapıyorum.

Utrecht’te çok büyük bir AVM içinde bulunan büroma bir vatandaş geldi.
Vatandaş, Rotterdam’daki Başkonsolosluğumuzdan bana gelmişti.
Vatandaşın anlattıkları inanılacak gibi değildi.
Konsoloslukta yapılan işlelemlerden hoşnut olmayan vatandaş, yukarı kattaki Başkonsolosun odasına gitmiş ve şikayetini anlatmak istemiş. İsmini belirtmek istemediğim Başkonsolos vatandaşa çok kızmış ve silah çekmiş. Bu da yetmemiş, Rotterdam polisini arayarak, vatandaşı Türk toprağı sayılan Başkonsolosluk binasından karakola sevkettirmiş. O zaman çok iyi dostum olan Başkonsolosu telefonla aradım ve vatandaşın yanımda olduğunu söyleyip bilgi istedim. İyi dost Başkonsolos Sana hesap mı vereceğim diyerek beni de refüze etti.
Bunun üzerine, Büyükelçilikte Basın Müşavirliği yapan, eski Hürriyetçi arkadaşım Ajlan Akıncı’yı aradım ve durumu izah ederek, Bu konuyu Hollanda televizyonunda da yayınlayacağım dedim Ajlan durumu Büyükelçiye aktarmış. Bu defa Büyükelçi Müsteşarı beni aradı ve konuyu yayınlamamı istedi. Ben de ‘Yayınlayacağım’ deyince, müsteşar bana Ankarada dosyan kabarır tehdidinde bulundu. Bu tehdide çok kızdım ve müsteşarın bu çirkin tehdidine daha çirkin karşılık verdim.
Daha sonra Büyükelçimiz aradı ve ortalığı yumuşatmak için, İlhancığım, haberi Hürriyette yayınla ama Hollanda televizyonunda yayınlama, rezil oluruz dedi.
Ben de Büyükelçinin bu isteğine uydum ve haberi sadece Hürriyet’te yayınladım.
Daha sonra o Başkonsolos bir hafta içinde Ankara’ya geri döndü.

Yukarıda anlattığım 42 yıl önce yaşanan olaydan  sonra, şimdi de yine Rotterdam’da böyle bir olay yaşandı. Çok iyi bir diplomat olduğundan hiç şüphe etmediğim Rotterdam Başkonsolosumuz  Sadin Ayyıldız’ın işi zor gibi. Zira, Sadin Ayyıldız ile Belediye Başkanı Ebutalep arasında yaşanmış sıkı bir çekişme var.
İsterseniz o çekişöeyi de size hatırlatayım.

'Sorumlular hesabını yargı önünde verecek, peşini bırakmayacağım'

Akbaba, avukatları aracılığıyla Rotterdam Başkonsolosluğu görevlileri hakkında suç duyurusunda bulundu.

Erdal Akbaba geçen yıl, Türk bakanlara Hollanda'da propaganda yapmasına izin verilmemesi nedeniyle düzenlenen gösterilere katılmış. Her zaman vatanına ve milletine bağlı olduğunu söylüyor.

                                                    

 

ARTUKLU HABER AJANSI-HOLLANDA

HABER;İLHAN KARAÇAY


Yükleniyor

Yükleniyor

Yükleniyor