Türkiye Emekliler Derneği (TÜED), emeklilerin sosyal ve ekonomik haklarına ilişkin kapsamlı taleplerini kamuoyuyla paylaştı. Yapılan açıklamada, emekli aylıklarının hesaplanmasından sosyal yardımlara, sağlık katkı paylarından vergi uygulamalarına kadar çok sayıda başlıkta mevcut sistemin emekliler aleyhine sonuçlar doğurduğu belirtildi. TÜİK’in enflasyon sepetinin emeklileri temsil etmediği kaydedilen açıklamada, “TÜFE’ye endeksli yüzdeli maaş artışları emeklileri yoksulluğa sürüklemektedir. Vergi, bir ülkenin en önemli gelir aracı olduğundan, her kesimden adaletli bir vergi alınması, vergi politikalarının temel ilkesidir. Emeklilerin doğal gaz, elektrik, su ve telefon faturalarından KDV ve ÖTV alınmamalıdır” ifadeleri kullanıldı.
Türkiye Emekliler Derneği, emeklilerin 2026’ya yönelik 24 beklentisine ilişkin yazılı açıklama yaptı. Beklentiler arasında emeklilerin intibak sorununun çözülmesi, emekli aylığının asgari ücretten düşük olmaması, EYT düzenlemesinin kapsamının genişletilmesi gibi başlıklar yer aldı. Yapılan açıklamada, emekli olunan tarihlere bakılmaksızın prim kazancı ve prim ödeme gün sayıları eşit olanlara eşit aylık ödenmesi gerektiği belirtilerek, bunun için intibak düzenlemesi yapılması istendi. Her yıl aylıkları düşüren emekli aylığı hesaplama sisteminin değiştirilmesi ve çalışılan tüm dönemler için “tek bir aylık hesaplama sistemi” getirilmesi talep edildi.
Karma sisteme göre hesaplanan ve TÜFE’ye endeksli yüzdeli artışların, en düşük emekli aylığını asgari ücretin yarısına kadar düşürdüğü ifade edildi. Açıklamada, Emeklilerin insan onuruna yaraşır bir yaşam sürebilmesi için en düşük emekli aylığının, geçmişteki yasal düzenlemelerde olduğu gibi asgari ücretten az olmaması gerektiği vurgulandı. TÜFE’ye endeksli yüzdeli zamların, aylıkları düşük olan emeklileri mağdur eden bir yapıya dönüştüğü kaydedilerek, 5510 sayılı Kanun’un 55’inci maddesinin değiştirilmesi, seyyanen zamlar verilmesi ve bütün emeklilere refahtan, yani milli gelirden pay aktarılması istendi.
“Alt sınır aylık bağlama oranı yüzde 70 olarak belirlenmelidir”
Açıklamada, 2023 yılı Temmuz ayında memur maaşlarına 8 bin 77 TL seyyanen zam yapıldığı, memur emeklilerine ise bu zammın verilmediği hatırlatılarak şu ifadelere yer verildi:
“2023 yılı Temmuz ayında memur maaşları 22 bin liraya yükseltildi. Katsayıya zam yapmak yerine, memurlara 8 bin 77 TL seyyanen zam verildi. Ancak, memur emeklisine de verileceği söylenip, verilmeyen seyyanen zam yıllar içindeki artışla 2024 Ocak ayında 12 bin 55 TL’ye, Temmuz ayında 14 bin 383 TL’ye, 2025 Ocak-Haziran döneminde ise 16 bin 43 TL’ye çıktı. 2025 Temmuz zamları uygulandıktan sonra bu rakam 18 bin 541 TL’ye yükseldi. Emekli aylıklarında, sosyal ödemelerinde norm ve standart birliğinin sağlanması için 506 Sayılı Kanun döneminde olduğu gibi gösterge sistemine geçilmeli ve alt sınır aylık bağlama oranı yüzde 70 olarak belirlenmelidir. Vergi iadesinin yerine getirilen ve yüzde 4-5 arasında değişen oranlarda verilmekte olan ek ödemeler günümüzde değerini yitirdiğinden, KDV ve ÖTV oranları esas alınarak yüzde 10’a yükseltilmelidir.”
“Geç emeklilik sorunu çözülmeli”
Açıklamada, emeklilerin çalıştıkları dönemde yüzde 12 sağlık primi ödemelerine rağmen, emeklilikte sağlık hizmeti alırken çeşitli adlar altında kesilen katkı paylarının ödeme gücünü aştığı ifade edilerek, emeklilerin bu katkı paylarından muaf tutulması istendi. Bayram ikramiyelerinin günün koşullarında yetersiz kaldığı, sosyal yardımlar gibi bir artış sistemine endekslenmesi ve en düşük emekli aylığı tutarında olması gerektiği vurgulandı. Promosyon ödemelerine de değinilen açıklamada, TÜED’in uzun süren hukuk mücadelesi sonucu kazanılan ancak günümüzde yetersiz kalan bu ödemelerin güncellenmesi ve adil bir artış sistemine bağlanması istendi. Bankalarla yapılan pazarlık sürecinde emeklilerin de masada yer alması gerektiği ifade edildi.
Emeklilerin sendika hakkının anayasal bir hak olduğu belirtilerek, örgütlenmenin önündeki engellerin kaldırılması ve toplu sözleşme hakkı tanınması talep edildi. EYT düzenlemesinde yaş şartının kaldırılmasına karşın prim koşullarının değişmemesi nedeniyle oluşan eşitsizliklerin giderilmesi, geç emeklilik sorununun çözülmesi ve yaşa takılarak emekli olanların geriye dönük kayıplarının karşılanması istendi. Sağlık sigortası primi ödenen stajyer ve çıraklara da borçlanma hakkı verilmesi istendi. 7417 sayılı Kanun’la düzenlenen 3600 ek göstergeden teknik hizmetler sınıfında çalışanların yararlanamamasının eşitsizlik yarattığı belirtilerek, tüm meslek gruplarının kapsama alınması gerektiği vurgulandı. Çalışmak zorunda kalan emeklilerden kesilen Sosyal Güvenlik Destek Primleri’nin, emekli aylıklarını yükseltecek şekilde yeniden düzenlenmesi istendi.
“TOKİ projelerinde emeklilere ayrılan kontenjanın yüzde 50’ye çıkarılmalı”
Kredi ve kredi kartı borçları nedeniyle bankaların kara listesine giren emekliler için kamu bankaları öncülüğünde düşük faizli yapılandırma ve ödeme kolaylığı sağlanması talep edildi. Çalışırken verilen aile yardımının emeklilikte kesilmesine işaret edilerek, emeklinin sadece işinden emekli olduğu, ailesinden olmadığı vurgulandı ve aile yardımının emeklilikte de sürmesi için mevzuat değişikliği istendi. Evi olmayan emekliler için uygun ödeme koşullarıyla özel projeler geliştirilmesi, TOKİ projelerinde emeklilere ayrılan kontenjanın yüzde 50’ye çıkarılması ve aylık geliri asgari geçim standardının ya da asgari ücretin altında kalan emeklilere kira desteği sağlanması gerektiği ifade edildi. Ekim 2008 öncesi ve sonrası dul ve yetim aylıkları arasında eşitsizlik bulunduğu belirtilerek, hak sahibi aylıklarında eşitlik talep edildi. Geliri yetersiz kalan emeklilerin beslenme ve ısınma sorunları yaşadığı vurgulanarak, yakacak ve gıda yardımları sağlanması talep edildi.
“Emeklilerin doğal gaz, elektrik, su ve telefon faturalarından KDV ve ÖTV alınmamalıdır”
TÜİK’in enflasyon sepetinin emeklileri temsil etmediği, harcama kalemlerine göre güncellenmesi gerektiği kaydedilen açıklamada, talepler arasında şunlar yer aldı:
“TÜFE’ye endeksli yüzdeli maaş artışları emeklileri yoksulluğa sürüklemektedir. Vergi, bir ülkenin en önemli gelir aracı olduğundan, her kesimden adaletli bir vergi alınması, vergi politikalarının temel ilkesidir. Emeklilerin doğal gaz, elektrik, su ve telefon faturalarından KDV ve ÖTV alınmamalıdır. Siyasi partiler ve sivil toplum örgütleri başta olmak üzere pek çok kuruluşun kadın ve gençlik kolları gibi kurulları var iken, yaşlı ve emekli kollarının olmaması önemli bir eksikliktir. Özellikle yerel yönetimlerde yaşlı ve emekli kurulları oluşturulmalıdır. Emekli Sandığı kapsamından yetim aylığı alan kız çocuğuna 12 ay tutarında çeyiz yardımı yapılırken, SSK ve Bağ-Kur’dan yetim aylığı alan kız çocuğunun evlenmesi durumunda, 24 aylık üzerinden çeyiz yardımı ödenmektedir. Kurum ayrımı yapılmadan çeyiz yardımında eşitlik sağlanmalıdır. İşçi, memur ve esnaf sigortalıları ve emeklilerine vefatları durumunda ödenen cenaze yardımlarında farklılık bulunmaktadır. Emekli Sandığı tarafından ödenen cenaze yardımı, SSK ve BAĞ-KUR kapsamında olan sigortalı ve emeklilerine de uygulanmalı ve eşitlik sağlanmalıdır. Yaşlı Bakım Modeli, sosyal devlet anlayışı içinde yürürlüğe konulmalı ve yaşlılara yönelik Anayasamızın 10’uncu maddesiyle getirilen pozitif ayrı ayrımcılığa uyum yasaları çıkarılmalıdır.”
ARTUKLU HABER AJANSI-ANKARA
14264,61%1,67
43,01% 0,00
50,43% 0,02
5992,38% 0,02
10098,28% 0,00