METİN AKGÜN


Kalabalıkta Yaşadığımız Yalnızlaşmaya Dur Diyelim…

Eğitim kurumları yalnızca bilgi aktarımının yapıldığı yerler değil; öğrencilerin kimlik geliştirdiği, aidiyet duygusu kazandığı ve sosyal becerilerini yapılandırdığı önemli sosyal alanlardır.


Kalabalıkta Yaşadığımız Yalnızlaşmaya Dur Diyelim…

 

Bir önceki yazımda; sosyal medyada denk geldiğim “Ah Ah, Nerede O Eski Günler? “ başlıklı bir paylaşımı birden fazla izlemiş, yaşadığımız sorunlarımızın belki de ana eksenine işaret ettiğini düşünmüş, gönül dostlarıyla sohbet ederek, zihnimi netleştirmeye çalışmış bu yönde düşüncelerimi yazmaya çalışmıştım.

 

Bu yazımda; asıl yalnızlığın kalabalıkların ortasında, seslerin yükseldiği, insanların birbirine dokunduğu ama kimsenin kimseye gerçekten temas etmediği anlarda başladığına dikkat çekerken,  böyle bir süreçte; dışarıdan bakıldığında hareketin, gülüşün, sohbetin olmasına karşın, insanların gönül dünyalarında,  derin bir sessizliğin yaşandığına, bu sessizliğin yankılanmasına değinmiştim...

 

Yalnızlığı; kısa vadeli hayatta kalmayı destekleyen ancak modern dünyada uzun vadede zararlı sonuçlar doğurabilen yalnızlığın uyarlanabilir işlevlerini ele alan, yalnızlığı sadece bireysel bir farklılık olarak değil, genel olarak insanlar üzerindeki etkilerini de ele alan bir olgu olarak tanımlayan yaklaşımla dikkat çeken araştırma (Cacioppo & Cacioppo, 2018) irdelendiğinde; yalnızlık, bireyin sahip olduğu sosyal ilişkilerin sayısından ziyade, bu ilişkilerin niteliksel olarak beklentilerini karşılamadığına dair öznel bir değerlendirmeyi ifade eder.

 

Sürece çözüm ekseninde baktığımızda; çözüm eğitimde başlar diyoruz. Ancak görmediğimiz veya henüz fark etmediğimiz büyük bir problem olduğunu düşünüyorum… 

 

Eğitim kurumları yalnızca bilgi aktarımının yapıldığı yerler değil; öğrencilerin kimlik geliştirdiği, aidiyet duygusu kazandığı ve sosyal becerilerini yapılandırdığı önemli sosyal alanlardır. Buna karşın son yıllarda, öğrencilerin kalabalık okul ortamlarında dahi yalnızlık yaşadıklarına ilişkin gözlemler artmaktadır.

 

Bu yazımızın ön araştırma sürecinde gönül dostlarıyla derin sohbetler yaptım zihnimi netleştirmek için… Bu gönül sohbetlerinde amacımız, eğitim sürecindeki yalnızlık olgusunu kuramsal ve uygulamalı bir çerçevede ele alarak; nedenlerini, akademik ve psikososyal sonuçlarını ve özellikle Türkiye bağlamında politika önerilerini tartışırken, rasyonel çözüm önerilerini kendi zihnimde somutlaştırmaktı.

 

Alanda yapılan akademik araştırmalar değerlendirdiğimizde; öğrencilerinin algıladıkları sosyal destek düzeyleri arttıkça sosyal öz yeterlik düzeylerinin de arttığı söylenebildiği. (Zorlu, A., İşeri, E.T., (2019),  ergenler aile ve arkadaşlarıyla da sağlıklı ilişkiler kurdukça sosyal yeterlik düzeyleri de artacaktır. Böylece öğretmen, arkadaş, aile veya bir başkasıyla nitelikli ilişkiler geliştiren kişi, hayattan daha çok zevk alacaktır (Baytemir, K. (2014) sonucuna ulaşıldığı görülmekte beraber, günümüzde bu değerden hızla uzaklaşıldığı da bir gerçek…

 

Farkında olmasak da hızla yalnızlaşıyoruz. Yalnızlık; bireyin beklediği sosyal destek ile deneyimlediği destek arasındaki fark büyüdükçe gönül dünyasında yaşadığı yalnızlık hissi hızla artıyor.

 

Eğitim bağlamında bu his; öğretmen-öğrenci etkileşimlerinin niteliği, akran ilişkilerinin yapısı ve okul iklimiyle de yakından ilişkili olduğunu düşünüyorum. Özellikle ergenlik döneminde akran kabulü ve aidiyet ihtiyacı belirginleşir. Yine bu kritik evrede yaşanan dışlanma, son zamanlarda ulusal kanallarda haberlere yansıyan yürek burkan olumsuz olayların temelinde yaşanan görünmezleştiğinin bireyde yarattığı “Ben artık yalnız kaldım” duygusunun yoğunluğunu artırmaktadır...

 

Eğitim Sürecinde Yalnızlığın artışını tetikleyen sebepleri irdelediğimizde; “Akran İlişkileri ve Dışlanma” ana ekseninde değil mi?

Akran zorbalığının, öğrencilerin okula devam etme motivasyonunu zayıflatabileceği ve bu durumun nihayetinde okul terki davranışına yol açabileceği konusunda önemli bulgular dikkat çeker. (Kayadibi, 2025) Zorbalık, gruplaşma ve sosyal dışlanma, öğrencilerin okula bağlılığını zayıflatır ve yalnızlık hissini derinleştirir Öğrenciler, sınıfta fiziksel olarak var olsalar bile sosyal olarak görünmez hissedebilirler. Bu okullarımızda yaşanan ve okul dışı yaşamda da bireylerin söz söylem ve eylemlerini belirleyen ana eksen değil mi? Bu temel problem gençlerimizde yaşanan ve akran zorbalığının, haddin aşıldığı, zulüm formatına evrildiği ana haberlere de yansımıyor mu? 

Peki niçin diye düşündük mü hiç! Bu süreç ailede başlarken, örgün öğretim kurumlarımızda yaşanan sürecin kalitesiyle de ilgili değil mi?

Kayadibi’nin  “Okul Terki Davranışı ve Akran Zorbalığı Problemine Bir Bakış: Risklerle Mücadelede Okul Sosyal Hizmeti Modelinin Önemi” başlıklı çalışmasında “…zorba ve kurban rolündeki çocukların okul ve aile sistemleri ile birlikte değerlendirilerek gerekli sosyal hizmet müdahalelerinin planlanması ve uygulanması gerekmektedir.” (Kayadibi, 2025) önerisi de göz önünde bulundurularak;

Kabullenmesek de öğretmen-öğrenci etkileşiminin yüzeyselleşti. Sebepleriyle ilgili, geniş çaplı, bizi biz kılan değerlerdeki aşınmayı da masaya yatıran mantıkta, ciddi çalıştalar yapılması gerektiğini düşünüyorum.

 

Süreçte yaşanan sorunları satır başlarıyla ele alırsak;

Kalabalık sınıflar ve performans baskısı, öğretmenlerin öğrencilerle bireysel temas kurmasını güçleştirebilir. Oysa ilişki temelli öğretim, yalnızlık riskini azaltarak akademik katılımı artırmaktadır Bu soruna dönük saha çalışmaları yapılarak, sorun bilimsel temelde tespit edilerek ele alınmadır.

 

Dijitalleşme ve ilişkilerin araçsallaşması

Pandemi sonrası küresel ölçekte yaşananların, zaman içerisinde artarak devam eden bedellerin odağında dijital bağımlılıktı… Kontrolsüz bir hızla dijitalleşen toplum yapımızda, istiklal ve istikbalimizin teminatı olan gençliğin, aldıkları eğitim sürecinde “Dijital Eğitim” konusunda yaşanan yetersizlikler, doğru kullanımın ana ekseninden kopardı. Eğitim sürecinde “Dijital Eğitim” uygulamalar sürecinde, doğru kullanıma dönük yaşanan eğitsel yetersizliğin, toplumda yaşanan başıboşluğun, ebeveynlerin bu alandaki yetersizlikleri ve takip edememe nedenleriyle her geçen gün artan sorun yumağı, dijital bağımlılığı tetikledi.

 

Arkadaşlık ilişkilerinin koptuğu bir süreçte, dijitalleşmenin yarattığı kaos ortamında, özellikle çevrim içi zorbalık, yalnızlık ve dışlanma duygularını tetiklediği bir zamanı yaşamaya devam ediyoruz. Böyle bir ortamda, insani ilişiklerin zayıfladığı, nefsin tatmini ekseninde, yaşayan gençliğin, dijitalleşmenin etkisinde hazın tatmini merkezinde yaşamaya alışan gençlerin nefsinde yaşadığı, toplumsal olarak bizlere yaşatılan ağır sonuçları, ulusal haber kanallarımızda yüreklerimizi dağladı. Ahmet Minguzi’nin, Atlas’ın ve ismini bilmediğimiz nice çocuklarımızın ödediği bedellerin, ailede yaşanan çöküşlerin bedeli yarın çok daha ağır olabilir… Bu zorbalığın ağır bedellerinde isimler değişse de, acılar benzeşiyor ve ciddi tedbirler alınmadığı takdirde bitmeyecek gibi görünüyor. Okullarımızda; okul bahçelerinde kalem gibi kişisel eşyaları saklama ya da lakap takma şeklinde başlayan, alay etme, gruptan dışlama, görmezden gelme, son zamanlarda hızla yaygınlaşan dijital platformlarda aşağılayıcı mesajlar gibi  tebessümle karşılanabilen “Akran Zorbalığı”, zaman içerisinde hızla değişti, fiziksel şiddete evrilirken, psikolojik yıkıma, sosyal dışlanmaya, dijital linçe ve nihayetinde hayattan kopuşlara uzanan karanlık bir zincir formunda devam etmekte…

 

Aile dinamikleri ve sosyo-ekonomik eşitsizlik

Destekleyici aile ortamının sınırlı olduğu ve ekonomik zorlukların yoğunlaştığı durumlarda, okullarımız, öğrenciler için tek güvenli alan hâline gelebilir. Okul bu rolü yeterince üstlenemediğinde yalnızlık kaçınılmaz olurken, yarın daha görünür hâle gelir (OECD, 2021). Bu sürece dönük rasyonel tedbirler alınmalı, eğitim iş görenlerinin (öğretmen-eğitim yöneticisi-eğitim kurumlarında çalışan memur/hizmetliler) bu gerçek farkındalığında, hizmet öncesi eğitim ile yetinilmeyip, iş başında sürekli rehberlik ve denetimleri yapılarak ve iş başında eğitimlerinin sürdürülmesi gerektiğini düşünüyoruz.

 

Akademik ve Psikososyal Sonuçlar

Yalnızlık; düşük motivasyon, derse katılımda azalma, devamsızlık ve okul terki riski ile ilişkilidir. Psikolojik açıdan kaygı, depresyon, öz-değer düşüşü ve riskli davranışlarla bağlantılıdır.  Uzun vadede ise toplumsal güven ve aidiyet duygusunda azalma görülebilir. Bu tespitlere dayalı, eğitim iş görenlerinin hizmet öncesi eğitim ile yetinilmeyip, iş başında sürekli rehberlik ve denetimleri yapılarak ve iş başında eğitimlerinin sürdürülmelidir.

 

Uygulama Boyutu: Okul Temelli Çözümler

İlişki temelli sınıf yönetimi

Her öğrencinin adla hitap edilmesi, düzenli geri bildirim verilmesi ve güçlü yönlerinin görünür kılınması, aidiyet hissini güçlendirir.

 

İşbirlikli öğrenme

Küçük grup çalışmaları, akran öğretimi ve proje temelli öğrenme, öğrenciler arası etkileşimi artırarak yalnızlığı azaltır.

 

Rehberlik ve psikolojik danışma

Önleyici ve gelişimsel rehberlik programları; duygusal farkındalık, empati ve problem çözme becerilerini güçlendirerek riskleri azaltır (MEB, 2020).

 

Dijital vatandaşlık

Çevrim içi zorbalıkla mücadele, mahremiyet bilinci ve saygılı iletişim başlıklarının sistematik biçimde ele alınması fevkalade önemli olduğunu düşünüyorum.

 

Henüz yeterince farkında olmadığımız bu büyük problemlere çözüm “her kes kendi sorununu, kedisi çözsün” bakış açısıyla yetersiz kalacaktır. Büyük fotoğraf görülmeli, rasyonel çözüm seçeneklerine dönük ciddi akademik destekler ile paydaş katılımlı çalıştalar yapılarak çözüm sürecine rasyonellik kazandırılmalıdır.

 

Türkiye Bağlamında Politika Önerileri

Rehberlik hizmetlerinin güçlendirilmesi

Öğrencilerin aldıkları eğitim sürecinde, ebeveynlerin anne-baba olma vasfında nitelik sorunları da göz önünde bulundurularak, yaşanan sorunun çözüm ekseninde rasyonel tedbirlerin hayata geçirilmesi için, dezavantajlı bölgeler başta olmak üzere, öğrenci başına düşen psikolojik danışman sayısı artırılmalı; yalnızlık ve akran ilişkileri temalı periyodik taramalar standart hâle getirilmelidir (MEB, 2020).

Sınav odaklı kültürün dengelenmesi

Eğitimin bilgi temelli olamayacağı, asıl önemli olanın, bireyi hayata hazırlamak olduğu göz önüne bulundurularak, eğitim sürecinde bireylerin arkadaşlarını kendine rakip görmesi şeklinde bir sonuç doğuran geçiş sistemlerinde salt “SINAV” anlayışının masaya yatırılması, bu süreçte, proje, sosyal sorumluluk ve ekip çalışması gibi göstergeler değerlendirmeye dâhil edilerek, başarı çok boyutlu tanımlanmalıdır.

Kapsayıcı okul iklimi programları

Yaşam memnuniyeti araştırması sonuçlarında yıllar itibari yaşanan düşüş, bu düşüşte cinsiyete dayalı istatistik veriler de göz önüne alındığında (TÜİK, 2003-2024); memnuniyetsizliğin ana ekseninde yaşlar itibari uygulamada farklılıklar olsa da yalnızlaşan bireylerin çevresine dönük söz, söylem ve eylemlerinde zorbalık formunda yönelimlerin arttığı düşünülmektedir. Bu açıdan; zorbalığa karşı okul temelli eylem planları ve akran mentörlüğü uygulamaları yaygınlaştırılmalıdır

Dijitalleşmede iyi oluş odağı

EBA ve benzeri platformlar yalnızca içerik tüketimi değil, işbirlikli üretim süreçlerini destekleyecek şekilde tasarlanmalıdır.

Öğretmen yeterlikleri

Eğitimin bilgi temelli olamayacağı, asıl önemli olanın, bireyi hayata hazırlamak olduğu göz önünde bulundurularak, öğretmen yeterliklerinin bu eksende hizmet öncesi eğitimden başlanarak, hizmet içinde de sistematik olarak iş başında eğitimleri, düzenli bir rehberlik ve denetim süreci etkin kılınmalıdır. Rehberlik ve denetim süreci verilerine dayalı düzenlenecek hizmet içi eğitimlerde; yalnızlık sorununun çözümü ekseninde öğretmen yeterliklerinin geliştirilmesi yönünde, travma bilgili sınıf yönetimi ve ilişki kurma mikro-becerilerine ağırlık verilmelidir.

Aile-okul işbirliği

Ebeveynlere yönelik yalnızlık farkındalığı atölyeleri düzenlenmeli; risk altındaki öğrenciler için çok disiplinli destek ağları kurulmalıdır. Bu sürecin nasıl yönetileceğine dönük öğretmen ve yöneticilerin eğitimleri sistematik kılınmalı, mevzuat ile desteklenmelidir.

İzleme ve değerlendirme

Öğretmenlere, okul yöneticilerine ve ailelere zorbalıkla ilgili olumsuz davranışları durdurmak için takip yapmalarına yardımcı olmak ve okulu bir topluluk olarak vurgulamak ve zorbalığı önlemek için herkesin birlikte çalışması gerektiğini vurgulamak yönünde sistematik çalışmalar süreci hayata geçirilmelidir. Ulusal düzeyde “öğrenci iyi oluşu izleme sistemi” geliştirilmeli; veriye dayalı politika döngüsü işletilmelidir (OECD, 2021). Bu sürecin hayata geçirilmesi için, eğitim iş görenlerine (öğretmen-eğitim yöneticisi-eğitim kurumlarında çalışan memur/hizmetliler) ve ailelere zorbalıkla ilgili olumsuz davranışları durdurma yeterliği kazandırma, toplumsal bilinçlenmenin sağlanması yönünde sistematik eğitim verilmelidir.

Yerel farklılıklara duyarlılık

Kırsal ve göç alan bölgeler için farklılaşmış müdahale paketleri hazırlanmalı; yerel kurumlarla işbirliği güçlendirilmelidir.

 

Bu hususlar göz önünde bulundurularak;

Eğitim sürecindeki yalnızlık, bireysel bir duygu olmanın ötesinde, okul iklimi, dijital kültür ve toplumsal dinamiklerle şekillenen çok boyutlu bir olgudur. İlişkiyi merkeze alan okul politikaları ve rehberlik hizmetleri; yalnızlığı azaltırken akademik başarı ve toplumsal dayanışmayı da güçlendirmektedir. Türkiye bağlamında önerilen çok katmanlı politikalar, öğrencilerin okulla ve toplumla kurduğu bağları destekleyerek daha kapsayıcı bir eğitim ekosistemi oluşturabilir.

 

Bu sürecin nasıl yönetilebileceğine dönük ciddi akademik araştırmalar yapılarak, veriler ekseninde çalıştaylar yapılmalı, çalıştay önerileri de göz önünde bulundurularak, süreçte verimliliğin ana ekseninde yer alan; eğitim iş görenlerinin (öğretmen-eğitim yöneticisi-eğitim kurumlarında çalışan memur/hizmetliler) bu gerçek farkındalığında, hizmet öncesi eğitim ile yetinilmeyip, iş başında sürekli rehberlik ve denetimleri yapılarak ve iş başında eğitimlerinin sürdürülmesi yönünde ciddi yol haritaları oluşturulması gerektiğini düşünüyoruz.

 

 

Kaynak

1.      Asuman Zorlu Yama Emel Tüzel İşeri, (2019). Algılanan Sosyal Destek ile Sosyal Yeterlik ve Sosyal Sonuç Beklentisi Arasındaki İlişki: Eğitim Fakültesi Öğrencileri Üzerine Bir Araştırma, Uluslararası Türk Eğitim Bilimleri Dergisi, 7 (13), 51-66

2.      Cacioppo, JT ve Cacioppo, S. (2018). Modern çağda yalnızlık: Yalnızlığın evrimsel teorisi (ETL). JM Olson (Ed.), Deneysel sosyal psikolojideki gelişmeler (s. 127–197). Elsevier Academic Press.

3.      Baytemir, K. (2014). Ergenlikte ebeveyn ve akrana bağlanma ile öznel iyi oluş arasındaki ilişkide kişilerarası yeterliğin aracılığı. Yayımlanmış doktora tezi. Gazi Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Ankara.

4.      Kayadibi, B. (2025). Okul Terki Davranışı ve Akran Zorbalığı Problemine Bir Bakış: Risklerle Mücadelede Okul Sosyal Hizmeti Modelinin Önemi, Toplum ve Sosyal Hizmet (Journal of Society & Social Work,) 

5.      MEB. (2020). Rehberlik ve psikolojik danışma hizmetleri yönetmeliği. Millî Eğitim Bakanlığı.

6.      OECD. (2021). Policies for a healthier, happier life: Tackling loneliness. OECD Publishing. https://doi.org/10.1787/b47d8c61-en  /  https://www.ccsenet.org/journal/index.php/jel/article/view/0/44174

7.      Putnam, R. D. (2000). Bowling alone: The collapse and revival of American community. Simon & Schuster.

8.      TÜİK. (2003-2024). Yaşam memnuniyeti araştırması sonuçları. Türkiye İstatistik Kurumu.

 

 

Metin AKGÜN

Eğitim Bilim Uzmanı

Eğitimde Kaliteyi Geliştirme Derneği Yönetim Kurulu Başkanı

--