NECDET BÜLUZ


Ankara müzeleri dünya liginde

Başkent Ankara tarihi ve kültür yapısı ile dikkat çekiyor. Kazılan yerlerde tarih fışkırıyor. Ele geçirilen tarihi eserler ise sergileniyor. Ankara için “Müzeler kenti” dersek yanlış bir şey söylememiş oluruz.


Ankara müzeleri dünya liginde

 

 

Başkent Ankara tarihi ve kültür yapısı ile dikkat çekiyor. Kazılan yerlerde tarih fışkırıyor. Ele geçirilen tarihi eserler ise sergileniyor. Ankara için “Müzeler kenti” dersek yanlış bir şey söylememiş oluruz.

 

Cumhuriyet Müzesi ve Kurtuluş Savaşı Müzesi modern Türkiye’nin kuruluş sürecini özgün mekânlarda anlatan, dünya başkentleri arasında nadir görülen bir tarih anlatımı bütünlüğü sunuyor. Özel müzecilik alanında öne çıkan Erimtan Arkeoloji ve Sanat Müzesi de Ankara’nın çağdaş müzecilik anlayışındaki seviyesini ortaya koyan önemli bir örnek olarak dikkat çekiyor.

 

Ankara turist Rehberleri Odası (ANRO) Başkanı Birsen Bulan, başkent Ankara’nın yalnızca bir idari merkez değil; Anadolu’nun binlerce yıllık uygarlık birikimini aynı coğrafyada barındıran, dünya ölçeğinde nadir bir kültürel mirasa sahip başkent olduğunu vurguladı.

 

Bulan, Ankara’nın çoğu zaman yeterince görünür olmayan tarihi ve kültürel zenginliklerinin, doğru anlatım ve nitelikli tanıtım politikalarıyla uluslararası kültür turizmi haritasında çok daha güçlü bir konuma taşınabileceğini ifade etti.

 

Birsen Bulan, “Ankara; Roma, Bizans, Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerini aynı şehir dokusu içinde barındıran çok katmanlı bir kültür hazinesidir. Ancak bu büyük potansiyel, bugüne kadar yeterince etkili bir biçimde dünyaya anlatılamamıştır. Oysa başkentimiz, kültür turizmi açısından Avrupa’daki birçok başkentle rekabet edebilecek nitelikte bir mirasa sahiptir” dedi.

 

 

Bulan, Ankara’nın yalnızca Anıtkabir ve  Ankara Kalesi ile sınırlı algılanmasının büyük bir eksiklik olduğuna dikkat çekerek, kentin farklı noktalarına yayılmış, çoğu zaman turizm gündeminde yeterince yer bulamayan önemli tarihi alanlara işaret etti.

 

Augustus Tapınağı, Roma Hamamı ve Julianus Sütunu gibi Roma dönemine ait anıtsal yapılar; Frig uygarlığının başkenti Gordion; Osmanlı sivil mimarisinin özgün örneklerini barındıran Beypazarı ve Ayaş gibi destinasyonlar, Ankara’nın kültürel derinliğini ortaya koyan başlıca değerler arasında yer alıyor. Bulan, bu alanların tematik kültür rotaları ve profesyonel rehberlik eşliğinde yeniden kurgulanması halinde, Ankara’nın “keşfedilmemiş bir kültür başkenti” olarak öne çıkabileceğini belirtti.

 

ANRO Başkanı Birsen Bulan, Ankara’daki müzelerin yalnızca Türkiye için değil, uluslararası ölçekte de referans kabul edilebilecek bir kalite ve içerik düzeyine sahip olduğunu vurguladı.

 

Anadolu Medeniyetleri Müzesi, Paleolitik dönemden Frig, Hitit ve Urartu uygarlıklarına uzanan koleksiyonuyla, dünyanın en saygın arkeoloji müzeleri arasında gösteriliyor. Etnografya Müzesi, Anadolu’nun kültürel sürekliliğini yansıtan koleksiyonlarıyla güçlü bir “kültürel hafıza” işlevi görüyor.

 

 

Bulan, “Ankara’daki müzeler yalnızca sergi alanı değil; bilimsel üretim yapan, uluslararası sergi iş birliklerine açık, kültürel diplomasi potansiyeli taşıyan kurumlardır. Doğru tanıtım stratejileriyle Ankara, müzecilik alanında da dünya başkentleriyle aynı ligde anılabilecek güçtedir” değerlendirmesinde bulundu

 

ANRO olarak Ankara’nın kültürel potansiyelini daha görünür kılmak için tematik kültür rotaları üzerinde çalıştıklarını belirten Birsen Bulan, “Roma Ankara’sı”, “Frig Yolu ve Gordion”, “Osmanlı Mirası: Beypazarı–Ayaş Hattı” ve “Cumhuriyetin İzinde Ankara” gibi temaların, kente gelen ziyaretçilere daha derinlikli ve nitelikli bir deneyim sunacağını ifade etti.

 

Bulan, profesyonel turist rehberliği ile desteklenen bu rotaların, Ankara’nın turizm algısını dönüştüreceğini ve başkentin kültür turizminden aldığı payı artıracağını vurguladı.

 

Birsen Bulan açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

 

“Ankara, sahip olduğu tarihsel derinlik, müze altyapısı ve kültürel çeşitlilikle küresel kültür turizmi haritasında çok daha görünür bir konumu hak ediyor. Başkentimizi yalnızca bir yönetim merkezi olarak değil, Anadolu’nun kültürel hafızasının vitrini olarak konumlandırmak zorundayız. Doğru anlatı, güçlü iş birlikleri ve nitelikli rehberlik ile Ankara, dünya çapında bir kültür destinasyonu haline gelebilir.”