Ümit UNAT


Bir İslamcı portesi Namık Kemal

Anadolunun edebiyat, düşünce ve siyaset tarihinin önemli şahsiyetlerinden biri olan Namık Kemal, Osmanlı devlet yönetiminde önemli görevler almış,bir ailenin çocuğu olarak 21 Aralık 1840 Tekirdağ’da doğmuştur.


Anadolunun edebiyat, düşünce ve siyaset tarihinin önemli şahsiyetlerinden biri olan Namık Kemal, Osmanlı devlet yönetiminde önemli görevler almış,bir ailenin çocuğu olarak 21 Aralık 1840 Tekirdağ’da doğmuştur. Babası, Mustafa Asım Bey’dir. Annesi Önemli görevlerde bulunmuş Paşa kızı olan Fatma Zehra Hanım’dır. Küçük yaşında annesini kaybeden Namık Kemal, dedesi Abdüllatif Paşanın yanından ayrılmadığı için,çocukluğunda dedesiyle birlikte pek çok illerde bulunmuştur. Dedesi sayesinde altı yaşından başlayarak özel hocalardan ders almıştır. Asıl adı Mehmet Kemal olup  “Namık” ismini  Sofya’da iken tanıştığı şair Binbaşı Eşref Paşa vermiştir. Onaltı yaşındayken Niş kadısı Mustafa Ragıp Efendi’nin kızı Nesime Hanım ile evlenmiş ve bu evlilikten 1864’de Feride, 1867’de Ali Ekrem adlı çocukları olur.

               

İstanbul’da Hariciye Nezareti Tercüme Odası’nda ilk memuriyetine başlayan ve bir kâtiplik görevine atanan Namık Kemal, burada on yıl çalışmıştır. Bu on yılda özel tahsile devam eden Namık Kemal, Arap ve İran edebiyatı ile İslami ilimler sahasındaki bilgilerini genişletir. Encümen-i Şuara’ya katılarak bu encümendeki üstat şairlerin yanında itibar görür. Haftada bir toplanan encümen şairlerinin o hafta içinde hazırladıkları şiirleri okuma görevi de Namık Kemal’e verilir. Namık Kemal’in memuriyet hayatına Tercüme Odası’nda başlaması ile bir hocadan burada Fransızca öğrendiği bilinir. Arapçası ve Farsçası çok kuvvetli olan Namık Kemal’in diğer Tanzimat şairleri gibi Fransızcayı da öğrenir.

                1865’te Namık Kemal, Tasvir-i Efkâradlı gazeteyi tek başına çıkarır. Tasvir-i Efkâr bir süre haber ve resmî ilan gazetesi olarak çıkmıştır. Daha sonra Namık Kemal, memleket meseleleri üzerine yazılar yazmaya başlar ve dikkatleri üzerine çekmeye başlar. Kızların okutulması halk dershanelerinin açılması,  şehircilik, maliye, Özellikle Türk Dili ve Edebiyatı hakkındaki makaleleri ses getiren yazılarıdır.1867 yılında Namık Kemal, Erzurum vali muavinliğine atanır. Ancak bu göreve gitmeyerek,  Ziya Paşa ile birlikte Paris’e kaçar. Ancak, Sultan Abdülaziz’in, III. Napolyon’un daveti üzerine Paris’e gelmesi ile Fransa siyasî Türk mültecilerine Fransa’dan uzaklaşma tebliğinde bulununca Namık Kemal ve Ziya Paşa, Ali Suavi ile birlikte Londra’ya geçerler. Burada Muhbir isminde bir gazete çıkarmaya başlarlar. Ancak Ali Suavi ile anlaşamayınca Hürriyet gazetesinin idaresini eline alır.

            Namık Kemal’in Vatan Yahut Silistre isimli tiyatro eseri, 1 Nisan 1873 Gedikpaşa tiyatrosunda sahnelenir. Vatan Yahut Silistre, halkı aşırı derecede heyecanlandırması sonucu meydana gelen olaylar, Namık Kemal’in tutuklanarak Magosa’ya kalebent olarak sürülmesine sebep olmuştur. Magosa’da Vatan Yahut Silistre piyesinin gördüğü ilgi onun yazma şevkinin artırır ve  hızla burada yeni tiyatro eserleri, tarihî eserler, bir roman, bir takım edebî eserler, tenkitler ve bol miktarda mektuplar yazar.

                Türk Tarih Kurumu tarafından yayınlanan Fevziye Abdullah Tansel’in, Namık Kemal’in Hususî Mektupları onun islamcı yönüne ışık tutuyor. Namık kemale göre islam, bir din, bir sosyal nizam, bir hukuk sistemi, bir ahlâki düzen, vatanımızın ve birliğimizin kaynağı, Osmanlı Devlet’inin problemlerinin çözüm kaynağı, toplumsal düzenin, iç ve dış huzurun garantisidir.  

İzz-i dareyn’i fedadır makasadım
İslam için Halkı te’min eylerim dinimle, îmanımla ben” dizesiyle Dini duygu ve düşüncelerini, çeşitli zamanlarda yazmış olduğu mektuplarında açıkça ortaya koymaktadır. Yine Arkadaşı Abdülhak Hamid’e yazdığı mektupta şöyle seslenmektedir: “Allah, İslamiyet, millet, vatan biz mahvoluncaya kadar mevhumattan mı ma’dud olacak. Der ve bir başka mektbunda Manastırlı Rıfat Bey’e 1874’de yazdığı mektupta, Kâdir ve Kâim olan Allah’ı her türlü noksanlıklardan tenzih etmekte, Allah’tan başka kimsede kudret ve kuvvet olmadığını ifade etmektedir.

 

Bir İslamcı portesi Namık Kemal

 

Namık Kemal, toplumun geri kalmışlığına yönelik özeleştirisini, zaman zaman sertleştirmekle beraber, İslam toplumlarının geriliğini İslam dinine hamleden Ernest Renan’ın görüşlerine de şiddetle karşı çıkmıştır. Renan Müdafaanamesi adlı eserinde etraflı bir şekilde İslam dinine ve toplumlarına yöneltilen eleştirileri ele almış ve İslam’ın, aklı ve mantığı temel alarak modern bilimleri teşvik eden felsefi bir temelden beslendiğini açıklamaya çalışmıştır. Görüşlerini Kur’an’dan verdiği ayetlerle izah eder hatta daha ileri giderek bilim ve felsefe tahsilini, hakikate ulaşmakta Müslümanlar için dinî bir görev olarak anlatır.

 

2 Aralık 1888’de Sakız adasında yakalandığı Zatürre hastalığı neticesinde vefat etmiş ve cenazesi önce Sakız’daki bir camiin haziresine defnedilmiştir. Daha sonra cenazesini Padişah II. Abdülhamid Sakız’dan Bolayır’a nakletti. Namık Kemal’in Bolayır’da Süleyman Paşa Türbesi yanındaki kabrinde yatmaktadır. Allah rahmet eylesin.