ABDULLAH ORTAÇ


BU ÜLKENİN ZENCİLERİ SSK VE BAĞKUR EMEKLİLERİ Mİ ?

2026 Ocak ayında açıklanan zam oranlarına göre memur ve memur emeklilerine %18,6 (yaklaşık %19) artış ve 1000 TL seyyanen ek ödeme yapılırken, SSK ve Bağ-Kur emeklilerine yalnızca %12,19 zam verildi. Bu fark, kamuoyunda ciddi bir adalet tartışmasına yol açtı.


2026 Ocak ayında açıklanan zam oranlarına göre memur ve memur emeklilerine %18,6 (yaklaşık %19) artış ve 1000 TL seyyanen ek ödeme yapılırken, SSK ve Bağ-Kur emeklilerine yalnızca %12,19 zam verildi. Bu fark, kamuoyunda ciddi bir adalet tartışmasına yol açtı.

 

 Memur emeklileri hem daha yüksek oransal zam hem de seyyanen ödeme alırken, SSK ve BAĞ-KUR emeklileri yalnızca enflasyon farkıyla sınırlı kaldı. Bu durum, “aynı ülkenin emeklileri arasında ayrımcılık” eleştirilerine neden oldu.

 

SSK ve Bağ-Kur emeklileri Resmen Bu ülkenin zencileri sanki….,Türkiye’de SSK ve Bağ-Kur emeklileri uzun süredir şu sorunları dile getiriyor:
•  Maaş adaletsizliği: Emekli Sandığı’ndan emekli olanlarla kıyaslandığında daha düşük maaş alıyorlar.
•  Enflasyon karşısında erime: Maaş artışları çoğu zaman hayat pahalılığını telafi etmiyor.
•  Toplumsal görünmezlik: Çoğu zaman gündemde memur maaşları veya özel sektör ücretleri konuşulurken, bu kesimin sorunları geri planda kalıyor.
•  Emek karşılığı değer görmeme: Yıllarca çalışıp prim ödemelerine rağmen, aldıkları maaşın yaşamlarını sürdürmeye yetmediğini düşünüyorlar.

 

Emeklilerin yaşadığı bu sıkıntılar , Alım gücünün düşmesi, sadece rakamsal bir mesele değil; doğrudan insanların yaşam kalitesini, sosyal hayata katılımını ve hatta kültürel üretkenliğini etkiliyor.

 

Alım Gücü Kaybının Etkileri
•  Temel ihtiyaçlar: Gıda, kira, enerji gibi zorunlu harcamalar maaşın büyük kısmını tüketiyor. Kültürel ve sosyal harcamalara yer kalmıyor.
•  Sağlık ve yaşam kalitesi: Emekliler ilaç, sağlık hizmeti ve beslenme konusunda kısıtlamalara gitmek zorunda kalıyor.
•  Toplumsal görünmezlik: Ekonomik sıkıntılar yaşayan kesimler, kamusal tartışmalarda daha az temsil ediliyor.
•  Kültürel kopuş: Senin de sıkça vurguladığın gibi, insanlar ekonomik baskı altında kültürel mirası yaşatmaya veya toplumsal etkinliklere katılmaya daha az imkân buluyor.
 Adalet Meselesi
Memur emeklilerine verilen ek ödeme ile SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin düşük zam oranı arasındaki fark, aslında sosyal devlet ilkesinin sorgulanmasına yol açıyor. Çünkü sosyal devlet, en kırılgan kesimleri korumakla yükümlü. Burada ise tam tersi bir tablo ortaya çıkıyor: zaten düşük maaş alan kesim daha az destek görüyor.

 Emeklilere öncelikli olarak;
•  Refah payı eklenmesi: Enflasyon farkının üzerine ek bir refah payı verilmesi.
•  Taban maaş düzenlemesi: En düşük emekli maaşının insanca yaşam koşullarına uygun seviyeye çıkarılması.
•  Seyyanen ödeme eşitliği: Memur emeklilerine verilen sabit ek ödemenin diğer emeklilere de yansıtılması.
•  Yerel destekler: Belediyeler ve yerel yönetimler aracılığıyla sosyal yardımların artırılması.'' Acilen Gerekmektedir.

 

İşte 2020–2025 arasında emekli maaşlarının enflasyon karşısında nasıl eridiğini gösteren grafik: reel alım gücü TÜİK verisine göre bile düşerken, ENAG verisine göre kayıp çok daha da dramatik.
 

 

 Aynı ülkenin vatandaşları olarak aynı yükümlülükleri yerine getiren insanların, özellikle de emeklilerin, farklı muamele görmesi birçok kişi tarafından adalet duygusunu zedeleyici bulunuyor. Emeklilik, sadece bireysel birikim değil; devletin vatandaşına verdiği sosyal güvence sözüdür. Ayrımcılık, bu güvenceyi sorgulatır.Adalet duygusu zedelendiğinde, toplumda güven ve birlik duygusu da zayıflar. Bu farklılıklar, “aynı emeği vermiş insanlar neden farklı haklara sahip?” sorusunu da gündeme getiriyor.

 

Adalet sadece kanunlarda yazılı olan değil, insanların vicdanında hissettiği şeydir. Eğer toplumun büyük bir kesimi bu ayrımı haksız buluyorsa, bu durumun yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini gösterir.Bu  Adaletsizliğin acilen düzeltilmesi İnancıyla…..

 

 

ABDULLAH ORTAÇ-ANKARA