ABDULLAH AĞAR


Komplocular ve komploculuk üzerine:


Komplocular ve komploculuk üzerine:

 

 

Salgın güncesinde fena halde hortladılar.


Popülariteleri de arttı. Kasıp kavuruyorlar ortalığı.


Son derece güzel, hoyrat ve nobran bir hayat, sorumluluklardan uzak, hatta üstten bakman, küçük görmen bile var. İstediğin gibi konuşuyorsun. İlgi çekiyorsun, izleniyorsun, takip ediliyorsun, sosyal medyada takipçilerin artıyor. Son derece mesnetsin, ilimden, akıldan, muhakemeden, mantıktan ve doğru ve teyitli bilgiden uzak muazzam bir performans sergilesen bile seviliyor, seçiliyor, farkındalık yaratıyorsun. Daha önceden dünya hakimiyetiyle, gizli ve gizemli örgütlerle/tarikatlarla, ezoterik yapılarla, mistik ve teolojik savaş peşinde koşanların teknik ve taktikleriyle ilgili stratejileriyla, savaş senaryolarıyla, ekonomik manipülasyonlarıyla, güçleriyle, küresel güçleri/orduları/liderleri nasıl kullandıklarıyla ilgili son derece iddialı komplo teorileri duyardık ya, salgın güncesinde, hiçbir bilimsel veri olmadığı halde virüsün türeti değil türetildiği olduğunu, kıyamet savaşının bir bir parçası olduğunu, hatta “Salgının birinci ay sonunda dünyaya devasa bir göktaşı çarpacağını” bile söyleyenler oldu, iyi mi?


Yüzbinlerce insan ağzı açık, dediklerini dinliyor.


Açıkçası çok muhteşem ve baştan çıkarıcı bir şey bu!


Aynı menkıbe, masal ve efsane anlatır gibi.


Çılgıncasına, şehvetli ve doludizgin.


Kendine özgü mitolojik bir dünya.


Hele ki bir de dediklerine kendinde inanmış ve ciğerden konuşup duruyor, içine coşku, heyecan, inandırıcılık, din, gizem, ezoterizm, mitoloji ve tarih katıyorsan.


Bu müthiş ve muhteşem gerçeklik karşısında; “Acaba bende mi bir komplo teorisyeni olsam” diye içinden geçirmeden edemiyor insan.


Son derece cezbedici, sınırsız, sorumsuz, şehvetli, popülist, reytingi ve karı yüksek bir dünya!
Medya başta pek çok sektörün bu reytingi yüksek, habercilik ve haber atlatma şehvetiyle de paralellik üreten ve simbiyotik (karşılıklı destek ve faydaya dayalı) bir ilişki geliştiren bu dünyadan etkilendiğini, hatta etki alanına girdiğini görmeliyiz.
Burada var olan heyecan, korku, gizem, şehvet var ve bunlar her zaman satar.


Ama bütün bunlar bu karşı karşıya kaldığımız, hala zirvesine varmadığımız ve vardığımız zirvesinin ne kadar süreceğini ve ne kadar bedel ödeyeceğimizi bilmediğimiz bu salgının yalın acı, ölüm ve gerçeklik ortamında geri tepebilir, bilginiz olsun.
Ölüm, acı ve gerçeklerin yükü ağırdır ve kapıyı çaldığında sadece hayallerde kırıklıklar değil gerçeklerde ağır yükler ve yıkımlar geliştirebilir. İtalyan ve İspanyollarını takip etmenizi ve biraz empati geliştirmenizi tavsiye ederim.
İnsanlar seviyor gürültü patırtı kopartmayı.


Zor gerçeklerle mücadele etmek adına elbet değerli ve önemli.
Ama komplocularda olunca!


Yanılma, rezil rüsva olma riskin yüzde 1500, ama ne kadar yanılırsan yanıl, ne kadar çuvallarsan çuvalla, varlığını ve iddianı devam ettirmek çok kolay. Çoktan yan yollar, arka kapı ve pencereler, çareler, hikmetli (!) kanallar oluşturulmuş, masalı anlatan anlattığıyla, masalı dinleyen dinlediğiyle inandığıyla kalıyor. Ekip zaten çoktan buna razı. Kafalar karışmış, kime neye inanacağını şaşırmış, doğrularla-eğriler, bilimle-dogma, inançla-hurafe yer değiştirmiş, karışmış kimin umurunda?

Yalnız bir şey var.


Komploya ve komplocuya inanmaya başladığın andan itibaren tehlike çanları da çalmaya başlıyor. Geçen bir takipçim yazmış, kendisi kanser hastası, son derece hassas. “Bir sinek çıkacak, virüs bulaştıracak diyorlar. Korku içindeyim. Sabah eve değişik bir sinek girdi. Annemle çığlık çığlığa kaçıştık. Sineğin virüs yayacağını da televizyonda … … söyledi.”
İşte, bu da böyle bir sektör işte. Kafa dağıtmak, hatta faydalı olsun diye farklı bakış açıları geliştirmek için makul, mantıklı, iz üreten bir şeyler bulmak için bile belli bir tolerans tanıyıp, takip edebilirsiniz, ama iş artık şirazesinden çıkmış durumda. En ciddi, en gerçekçi, en akıllı olması gereken koca koca adamlar bile başımıza komplocu kesildi.
Gizem, gizlilik ve komplonu mistik tarafı üzerinden değer, güçlülük, büyüklük ve saygınlık katıyor olmalı. Ehh, böylece popülist bir dünyaya adım atmış, yürüyüp gitmiş, kim tutar seni be abi olmuşsun, caziben ve müşterin sürekli artmış. Çok büyük bir motivasyon aracı ve sanırım temel sebebi bu.


Ama yalan!


Size konuyla ilgili bir iki tavsiyede bulunmak istiyorum.


Birisi şu: sizi birileri koronavirüsün kökeni, nasıl türediği ya da türetildiği, sonrasında dijital, çipli ya da 5G’li nasıl bir yaşam tarzına/dünya düzenine geçişin amaçlandığı dair bir takım komplo teorilerine inanmaya ya da ikna etmeye zorlarsa, onlara;
- Bunların zaten var olduğunu,


- Zaten kendi dinamikleri içinde geliştiklerini ve etki ürettiklerini,
- Yaşam, zaman ve zeminde gün geçtikçe daha geniş yer kapladıklarını,
- Etki ve alanlarını genişletmeye ve derinleştirmeye çalıştıklarını,
- Aynı zamanda küresel güç ve rekabet mücadelesinin birer parçası ve aygıtı olduklarını,
- Birbirine rakip küresel şirket ve ülkelerin bunları salgın eksenli, hatta salgını fırsat bilerek birbirlerine karşı kullandıklarını,
- Ürettiği hizmet ve fayda karşılığında bu tekno araç-aygıt-sistem vekurguların aynı zamanda birer jeopolitik ve makro ekonomik etki ajanı, nüfuz casusu ve kamu diplomatı olduklarını,
- Rakip eksenler tarafından var güçleriyle ve büyük birer gayretle hiçbir fırsatı kaçırmadan birbirlerini itibarsızlaştırmaya, zarar görmeye ve çökertilmeye çalışıldıkları,
söyleyebilir ve sonrasında onlara birkaç temel mantık ve muhakeme sorusu yöneltebilirsiniz:
- Bu denli büyük bir kaos ve karmaşanın yürütülmesinin nasıl mümkün olacağını?
- Ortaya çıkan güç ve akıl savaşlarının önceden nasıl kurgulanamayacağını?
- Hiçbir aklı başında ülkenin türetilmiş bir virüsle bir başka ülkeye nasıl saldırmaya cesaret edebileceği?
- Nükleer silahlardan mütevellit dehşet dengesinden çok daha büyük bir dehşet dengesi üzerine kurulu biyolojik savaşın fitilini ateşlemeye hiç kimsenin cesaret edemeyeceği halde, bunların nasıl cesaret edebildiğini?
- Devlet dışı bir aktör, gizemli bir güç ya da mistik bir tarikat demeye kalktığında da canı fena halde yanmış koca koca devlet iradeleri bu tiplerin nasıl ıskaladığını sorup, artık ağızlarını kapatmalarının gerektiğini, milletin kafasını fazlasıyla karıştırdıklarını, bilgi ve muhakeme kirliliği yarattıklarını, moral bozduklarını, inançları zedelediklerini, ümitsizlik ürettiklerini, böyle davranarak aslında karşıt gözüktükleri eksenlere hizmet ettiklerini, daha da yapmaya devam ederlerse artık ağızlarına biber sürmeyi ihmal etmeyeceğinizi lütfen söyleyin.
Size bir tavsiyem daha olsun.


Gizeme, bilinmeze, mistik ve mitolojik olana inanmaya hazır saftirik ve saftoriklerden olmayın. Bilime, akla, muhakemeye, kıyasa, mantığa, vahyi bilgi ve inanca değer verin. Bu komplocular gerçekten beyin yakar. Ağlarına düşerseniz, gerçekleri bile şaşı görmeye başlarsınız. Dikkat edin bence.


Hele ki salgın, üst üste gelen bu felaket ve mücadele günlerinde!


Gerçeklerin dünyasında komplolara yer yoktur. Bilinmezlerden, gizemlerden, sanrılardan, olasılıklardan, hurafelerden, mitlerden, zanlardan, hayallerden, dogmalardan beslenme yoktur. Gerçeklerin ve mücadelelerin dünyasında güç, gücün kullandığı aygıtlar, rekabetler, akıl oyunları, tuzaklar, pusular, müzakereler, mücadeleler, anlaşmalar, hesaplaşmalar, en nihai kertede gücün et ve çelik üzerinden hesaplaşması vardır. Gerçek mücadeleler veri, bilim, değer, ölçü, keşif, gözlem ve asıl mutlağa yani vahye dayanır.


İçte yıkıcılığa, bölücülüğe, ayrılıkçılığa ve bozgunculuğa, dinsel bir yaklaşımla münafizme ve şirke karşı… karşı eksende de haksızlığa, adaletsizliğe, düşmanlığa, haksız saldırı ve tecavüze, yine dini bir bakışla saldıran batıla ve küfre karşı yapılır.


Keşke gerçekler de salla gitsinler kadar kolay olsa.


Bu komploculuk tarikatçılık gibi.


İnanmaya hazır milyonları oltalıyor ve teknelerine çekiyorlar. Belki bilerek, belki bilmeden çaresizlik sendromu üretiyorlar.
Bir de şunu hiç unutmamak gerekiyor.


Herkesin bir hesabı varsa, Allah’ın da bir planı var. Bir üst akıl arayışında olanlara karşılığım şudur: Üst akıl ara forma, ruhbana, gizem ve güçlü olana ait değildir. Üst akıl rahmanidir ve Allah’a aittir. O yüzden komplocuların çaresizlik üreten ağlarına takılMAYIN.

 

Saygı ile.
Abdullah Ağar
7 Nisan 2020
#EvdeKal günleri

Fotoğraf açıklaması yok.