Mehmet Kızılkaya


Makama Getirilen Makamsız Kişi(ler)

Muhammed Celâleddîn-i Rumi’nin (Hz. Mevlânâ) muhteşem bir sözüyle makaleme başlamak istiyorum.


Makama Getirilen Makamsız Kişi(ler)

 

Muhammed Celâleddîn-i Rumi’nin (Hz. Mevlânâ) muhteşem bir sözüyle makaleme başlamak istiyorum.

 

“Ey makamı var ve yokun üzerinde olan kişi!..

 

İşte Makama getirilen makamsız kişi(ler)!

 

Etrafımıza baktığımızda bilgi, liyakat ve erdemden yoksun bir o kadar da niteliksiz karateri bozuk birçok kişi(ler) özellikle de birçok yerde bazı vekiller tarafından torpille makamsız olan kişi(ler) makam sahibi olmuşlar…

 

Ve bu makamsız kişi(ler) bazı vekiller tarafından o önemli makamlarla taltif edilmişlerdir…

 

Karakteri düşük, konuşmayı bilmeyen, insanlarla nasıl konuşacağını bilmeyen, her konuşmasında öfke kusan, karaktersiz kişi ve kişilere adeta makamlar sunulmuş…

 

Türkiye’nin birçok il ve ilçesinde özellikle de büyük bir nüfusa sahip ilçelerde eğitimsiz kişi(ler) makamlara getirilmiş.

 

Bununla da kalınmamış!..

 

Bir üst makama getirilen o bilgi, liyakat ve erdem yoksunu kişi(ler) kendilerine tahsis edilen o makamlara bağlı bulunan sayısız diğer görev dağıtımları ve makamları konusunda da kendisinden çok daha niteliksiz kişi(lere) peşkeş çekilmektedir. Adeta sokak ağzıyla konuşarak, insanları rencide eden hareketlerde bulunarak kendi kişiliksizliklerini öne koyduklarını da görebilmekteyiz.

 

Bunun en önemli adıda ne yazıktır ki; akraba kayırmacılığı olan nepotizm’dir. Bir diğer kayırmacılıkta eş-dost kayırmacılığı olan kronizm’dir.

 

Özetle, şunu diyebiliriz ki; kayırmacılıkla bir makama getirilen makamsız kişi(ler) var oldukça ne eğitimde gelişme olur ne de diğer camialarda.

 

Böylesine sorumsuz, kendisini beğenen, getirilen makama ve insanlara saygısı olmayan, birer vekil tarafından getirilen o makamsız kişileri gördükçe Muhammed Celâleddîn-i Rumi’nin (Hz. Mevlânâ) Eşek sidiği birikintisine konan sineğin durumu aklıma geliyor:

 

“Eşek sidiği birikintisi üzerinde saman çöpüne konmuş sinek, kendi kendine böbürlenerek şöyle diyordu:

 

-İşte burası deniz, bu da gemi, ben de ehliyetli, doğru düşünen, yerinde hüküm veren bir kaptanım. Eşek sidiği üzerindeki gemisini sürüp duruyordu. O bir avuç sidik gözüne uçsuz bucaksız deniz görünüyordu. Gerçeği görecek göz nerede onda? Görüşü ne kadarsa dünyası da o kadardı.”

 

İşte Eşek sidiği birikintisi üzerindeki saman çöpüne konmuş bir eşek sineği!..

 

Sadece o!.. Başka da bir şey değil!

 

Ey Eşek sidiği birikintisi üzerindeki saman çöpüne konmuş eşek sineği! Eşek eşeği sever, karaktersiz karaktersizi, öküz de öküzü!.. Görünür en güzel varlık olarak eşek eşeğe, öküz öküze!..

 

Sizleri seçenler kim? Sizleri seçip o makama atayanlar kim?

 

Ey mevki sahibi gözde kişiliksiz kişiler, makama getirilen makamsız kişi(ler), sizlere çift söz olarak bu yeterdir: Ünvanlar gelip geçer, lütuflar uykuya dalar, aşamalar yok olur, zenginlikler dağılır, değerler yozlaşır.

 

Unutmayın!

 

Sizleri o makamlara getirenler o makamlardan indiğinde sizlerinde sonu eşek sidiğinin üzerindeki saman çöpüne konmuş sinek gibi olur.

 

Son olarak şunu paylaşmak isterim.

 

“Onurlu insanların üzerine titredikleri şey sadece ve sadece karaterleridir, onursuz insanların ise; sadece ve sadece mevki ile makamların peşinde koşmaktır.”

 

Makama getirilen makamsız kişi(ler) sabırla makamsız kalacağınız günler diliyorum.

 

Saygılarımla

MEHMET KIZILKAYA