EBRU AÇIKGÖZ


TAŞLARIN GİZEMLİ DÜNYASINDAN HAYATINIZA RENK KATAN MOZAİK SANATI

Resim sanatı geniş bir yelpazedir ve mozaik sanatı onun bir koludur.


TAŞLARIN GİZEMLİ DÜNYASINDAN HAYATINIZA RENK KATAN MOZAİK SANATI

 

Ebru Açıkgöz

Giriş

Resim sanatı geniş bir yelpazedir ve mozaik sanatı onun bir koludur. Tarihi çok köklü ve geniş olan bu sanatımızdan kısaca bahsetmek gerekirse; Küçük boyutlu, üç boyutlu ve birbirinden farklı parçaların yüzey üzerinde tasarlanmış bir resmi veya figürleri meydana getirecek şekilde birleştirilmesine “mozaik sanatı” denir.

Tarihin eski zamanlarından bu yana mozaik resim süsleme teknikleri mimarlık sanatı ile birlikte kullanılmıştır. Mimari dekorasyon bağlamında mozaik ilk defa Sümerler tarafından mö. 3000’den itibaren uygulanmıştır.

Roma İmparatorluğu zamanında şehir kaldırımlarında, meydanlarda, ev avlularında kullanılan sırlı seramikten yapılmış mozaiklerin parçaları birkaç milimetre kadar küçük olabilmektedir.

Gaziantep ve Zeugma

Gaziantep Arkeoloji Müzesinde bulunan ve Zeugma antik şehrindeki villalardan çıkarılan mozaikler bu dönem eserlerinin en güzel örnekleri arasındadır. Hatay'da Roma dönemine ait seçkin bir mozaik koleksiyonunu barındırır. Gaziantep, Şanlıurfa ve İstanbul'da zamanla yapılan kazı çalışmalarında takip ettiğimiz üzere Anadolu’nun birçok yerinde bu dönemlere ait eserleri görmeye başladık.

Mozaik sanatının altın çağının Bizans'ta yaşadığı söylenebilir. Öyle ki Bizans'ta başlıca resim sanatı mozaik olmuştur. İslam kültürü mozaik desenlerine getirdiği matematiksel zenginlikle ünlüdür. Mozaik sanatı bizim topraklarımızda çıkmış ve sahip çıkmamız gereken bir sanattır.

Ülkemizde Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Jale Yılmabaşar bu alanda çeşitli eserler vererek sonraki kuşaklara örnek olmuşlardır. İç ve dış mimaride objeler üzerinde parklarda, meydanlarda ve bahçelerde kalıcı ve dekoratif bir uygulama olarak göze çarpan mozaik sanatı çok eski bir tarihin, derin bir kültürün ve çok farklı yorumların sonucu günümüze ulaşmış özel bir sanatımızdır.

Mozaik Sanatı

Mozaik sanatında malzeme sınırı yoktur. Örneğin taş, mermer, cam, seramik, boncuk gibi birçok materyalden yararlanılabilir. Mozaik taşları genel olarak kaolin, kil gibi maddelerin yüksek sıcaklıkta pişirilmesi, üzerine silisyumlu bir sır tabakası eklenmesiyle elde edilir. Bu renkli parçalar bir resme göre gereken renklerle yan yana dizilip yapıştırılmasından da mozaik resmi ortaya çıkar. Bunun için iki usul kullanılmıştır. Biri mozaiklerin doğrudan doğruya duvara, yere önce yapıştırıcı madde sürüldükten sonra teker teker konulup tespit edilerek işlenmesidir.

Bu usul güç ve emek isteyen bir usul olmakla beraber daha sanatlıdır. Buna doğrudan doğruya “mozaik işlemek” denir. İkinci usulde ise mozaik taşları önce bir kartona ya da kalınca kağıda tersinden dizilip yapıştırılır. Sonra blok halinde asıl yerine toptan yapıştırılarak tespit edilir.

Islatılan kağıt, karton bu yapıştırılmış mozaik yüzeyinden ayrılır. Bu daha çok yapı işlerinde kullanılan pratik bir usuldür. Cam ayna ise sonradan mozaik sanatının içine girmiştir. Renk skalası böylelikle daha fazla olmuştur. Taşta ise daha fazla pastel renkler bulunmakta bu ise eseri daha canlı hale getirmiştir. Mozaik sanatı diğer sanatlarımızın aksine zamanın yıpratıcı, yok edici etkisine yenik düşmez, solmaz ve bozulmaz.

Sonuç

Mozaik sanatımız da diğer sanatlarımız gibi sabır isteyen bir sanatımızdır. Bir eseri ortaya çıkarmak için minik minik parçalarla günlerce hatta aylarca vakit geçirebilirsiniz. Sanat sabır ile harman olmadan nasip ile buluşmaz.

Sevgiyle ve sanatla kalın değerli okuyucularımız...