Mehmet Kızılkaya


Yol Elif İse, Yön Bellidir

Makelemi Rahmetli Yunus Emre’nin muhteşem sözüyle başlamak istiyorum: “Sen doğru dur; Eğri belasını bulur…!”


Yol Elif İse, Yön Bellidir

 

Makelemi Rahmetli Yunus Emre’nin muhteşem sözüyle başlamak istiyorum:

 

“Sen doğru dur; Eğri belasını bulur…!”

 

Değerli dostlar makalemi güzel bir hikaye ile devam ettirip yaşamın içerisinde bizlere nasıl katkılar ve eksiklikler yaşattığını yazmak istiyorum.

 

Zamanın içerisinde yaşamını sürdüren bir padişah varmış. Bir akıllı dervişi kendisine fikir hocası olarak tutmuş. Yaşamını sürdürdüğü her günün belli saatlerinde kendisini yanına alır, öylece konuşur sohbet ederlermiş. Derviş de her konuşmasının sonunda kendisi: ‘Padişahım sen doğru ol, eğri bulur belasını’, dermiş. Öyle ya padişah da dervişe her gün bir altın verir dururdu. Dervişin kendisi evine giderken, sarayın çıkış kapısında beklemekte olan kör dilenciye o altını verip yoluna devam edermiş. Zamanın içerisinde bu durum uzunca bir süre böyle devam etmiştir. Mizacı ve kendisinin zihniyeti bozuk olan o kör dilenci, bana verilen altını her gün dervişten alacağıma, bir şekilde dervişi saraydan kovdurup padişahın kendisinden alırım, diye kafasından şeytani düşünceleri geçirip durur.

 

Ve uzun bir süre sonra bu dilenci bir yolunu bulup padişahın huzuruna çıkmış, ‘Efendim’, demiş: ‘Senin yanında olan derviş seni beğenmiyor, senin aleyhinde ileri geri konuşuyor,  hatta sizin ağzınızın koktuğunu bile söylüyor. Bir daha ki buluşmanızda kendisi ağzı ve burnu kapalı olarak yanınıza gelecek.’ Bunu padişaha söyleyen kör dilenci sonrasında gider dervişi bulur ve ona da şöyle der: ‘Padişah, senin ağzının koktuğunu söylenip durur. Yarın ki görüşmenizde burnunuz ve ağzınız kapalı olarak gidin.’ Öyle ya her şey kör dilencinin planları üzerine gelişiyor. Padişah, görüşmenin sonrasında, Dervişe her zaman verdiği altın yerine, içine idamını emredip yazdığı bir zarf verir. ‘Padişah’, ‘Bunu hazineme götür, ücretini oradan alırsın,’ der gönderir. Ve öylece derviş padişahın huzurundan ayrılıp yola koyuluverir. Derviş saray kapısının dışında bekleyen kör dilencenin yanına varır. Kör dilenci durumunu soruyor o da aynen aktarıyor. Kör dilenci: ‘Herhalde pusulada büyük para yahut mücevherat verilmesi emrediliyor. Çünkü adam hazineye havale edilmiştir’, diye düşünüyor.O mektubunda kendisine verilmesini istiyor. Dünyanın hiçbir şeyinde gözü olmayan derviş, mektubu kör dilenceyi hemen veriyor. Kör dilenci, hazineye gidiyor, yazıyı verdikten sonra idam ediliyor. Böylelikle fitne fesatlıkla yol alanın sonu kellesinin bedeninden ayrılması (idam) olmuştur.

 

Ertesi günün aynı vakitlerinde padişah, dervişi huzurunda görünce şaşırır. Padişah, dervişe durumu sorup durur. Bu durum üzerine hem padişah hem de derviş olayların akışını birbirlerine anlatıyorlar. Ve derviş tekrardan her zaman söylediği o meşhur sözü tekrar ederek: ‘Padişahım, SEN DOĞRU OL, EĞRİ BULUR BELASINI’ der.

 

İşte insanlık böyledir.

 

Bu hikayenin içerisinde aslında muhteşem durumlar mevcut olmuştur. Her zaman daha fazlasını isteyenin, aza kanaat getirenin, kendi mevki makamı çok yükseklerde olduğu halde emri altındakinin nasihatlerını dinleyenin, alçakgönüllü oluşunun, hainliğin, doyumsuz oluşunun, fitne fesatlığın ve açgözlülüğün her yanına vurgu yapmıştur.

 

Bizlerde böyle değil miyiz zaten zaman zaman. Azla yetineceğimize şeytanın kendisine uyup her daim daha fazlasını isteyen nefsimize ayak uydurup duruyoruz. Hiçbir şeyden tatmin olmayan nefsimizle beraber uçurumun kenarına kadar yol alıyoruz durmadan yorulmadan bıkmadan usanmadan…

 

Öyle yaz hiçbirimiz mutluluğu tadamıyor, hep bir yanımız eksik… Hep bir fitne fesatlıkla yol almaktan, nefsimizin doyumsuzluğuyla yol almaktan, insanları kötülemekten geri durmuyoruz.

 

Bizler Rabb’imizden uzaklaştıkça, nefsimizin kölesi haline gelir olduk. Bizlerin yolu elif olmadığı için, bizler yönü belli olmayanlardan olmuşuz. Yolu elif olanın, yönü Cenâb-ı Allah’adır. 

 

Sizler yaşamınızın her alanında doğru olun, yolunuz elif olsun. Yolu elif olanın yaşamı güzelleşir. Yolu doğru olanın varacağı yer Cenâb-ı Allah’ın yanıdır.

 

Unutmayın!

 

“Siz doğru durun; Eğri olanlar belalarını bulurlar…!”

 

Bu vesileyle güzel bir dua isteğiyle makalemi sonlandırmak istiyorum:

 

Ya İlahi!

 

Bizleri zalimlerin zulmünden, iftiracıların iftiralarından, yalancıların yalanlarından, şeytanın şerrinden, dedikoducuların dedikodularından, gıybetçinin şerrinden, nefsimizin tuzaklarından, riya ve gösterişin kötülüklerinden koruyarak muhafaza eyle…

 

Saygı ve hürmetle.

 

Mehmet KIZILKAYA