KAMIŞLI’NIN KURULUŞUNDA MARDİN VE MARDİNLİLER
Türklerin Kamışlı, Arapların Kamişli, Kürtlerin Kamışlo ve Süryanilerin Bet Zalin dediği bu şehir Haseke vilayetinin bir ilçesidir. 1926 yılında Türkiye ile yapılan dostluk anlaşması ile sınır kesinleşince Fransızlar, Nusaybin’in hemen güneyindeki çölde, sıtma taşıyan sivrisineklerle dolu durgun bataklıkta Kamışlı’yı kurmaya karar verdiler. Bu şehir, Paris tarzında planlandığı için daha sonra ‘küçük Paris’ diye anılacaktı. Nusaybin’in dibinde şehir kurmayı öneren ve uygulayan Yüzbaşı Terrier’di. Terrier önerisini üstlerine şöyle açıklayacaktı:
“Kuzey bölgesinin hayati merkezi Nusaybin’dir. … Bu nedenle yeni merkezin, her şeyden önce eski merkezin yerini almasını sağlayacak koşulları karşılaması gerekecektir. Yapılacak en iyi seçim, eski merkeze mümkün olduğunca yakın bir yer seçmek olacaktır.”
Kamışlı şehri
Terrier Kamışlı’nın şehir plancısı oldu ve şehri ızgara şeklinde planladı. Yerleşimi teşvik etmek için Kamışlı Belediyesi de inşaata hazır bir metrekarelik araziyi sembolik bir fiyat olan sadece bir kuruş karşılığında sattı. Haziran 1927'de hükümet Kamışlı'da bir postane açtı. Evlere ve sokaklara aydınlatma sağlandı. 1929'da Kamışlı'da küçük bir hükümet binası inşa edildi. Bu bina, Fransız ordusu çerçevesinde Keldani-Asuri alayının (taburunun) bulunmasından dolayı Askeri Mahalle olarak adlandırılan bir mahalleye dönüştü. Keldani-Asuri birlikleri, yolların döşenmesi ve ıslah edilmesi programları ile kentsel yaşamın temellerinin atılması yoluyla kasaba ve şehirlerin inşasında temel bir rol oynadı. Nusaybin Yahudi cemaatinin 300 üyesi değerli Tevratlarını da yanlarına alarak birlikte göç etti. Öncüleri haham Moşe Nahum ‘du. Moşe Çağçağ’ın Batı kıyısında arsa satın alarak, burada kumaş satılan dükkanlar yaptı. Bugün bile bu dükkanların olduğu yere Yahudi Pazarı denmektedir.
1930'ların ortalarında, "Kerbis" yazlık kafeteryası ve tüccarlarının çoğu gazete abonesi olan bir ticaret pazarı kuruldu. Sessiz bir sinema salonu, bir gece kulübü (Teatro) ve Mimarbaşı ailesi tarafından inşa edilen bir otel (Semiramis) kuruldu. 1931 yılı itibarıyla, Kürt ve Süryani göçmenlerin akınından dolayı nüfusun yaklaşık 20.000 kişi olduğu tahmin ediliyordu. Fakat şehirde Hristiyanlar çoğunluktaydı. Şehirde Süryanilerin, Ermenilerin ve Keldanilerin kiliseleri yapılmıştı. 1932 yılına gelindiğinde, Kamışlı yeni bir mimari tarza göre planlanmış, elektrikle aydınlatılmış ve ağaçlarla donatılmış organize bir şehir haline gelmişti. Marangozluk, demircilik ve parfümcülük gibi zanaat ve meslekleriyle refah içindeydi. Çeşitli tarım ürünlerinin aktığı bir ekonomik merkez ve buğday, arpa, pamuk, susam, yün, gıda maddeleri, kumaşlar, kereste ve inşaat malzemeleri ticaretinin yapıldığı aktif bir pazar haline geldi. Nusaybin üzerinden Halep'e bağlanan demiryolu, Cezire'nin tahıl, tereyağı ve yün ürünlerini pazara taşıdı. Giderek yoğunlaşan kaçakçılık da Kamışlı'nın etkisini önemli ölçüde artırdı.

Kamışlı, 1926

Kamışlı 1940’lar
Nusaybin ise boşalmaya başladı. Kamışlı kurulmaya başlanınca, Suriye’de kalan köylerle bağlantılı mal sahipleri ve esnaf, sınırı geçtiler veya bir akrabalarını gönderdiler. Nusaybin belediye başkanları bu konuda örnek (!) oldu. Türkiye’de Milli Mücadele devam ederken (1919-1920) Nusaybin kaymakamı olan Kaddur Bey Nusaybin’in 1,5 km güneydoğusunda Çağçağ’ın üzerindeki su değirmeninin yanına bir çiftlik ve kasır (Çiçekler Haznesi) yapmıştı. Fakat bu kasır için Nusaybin demiryollarındaki demiri kullandığı için sonradan Ankara Hükümetine yüklü bir para cezası ödedi. 1921’de Fransızlarla yapılan Ankara Anlaşmasından sonra da arazileri Suriye’de kalınca, Kaddur Bey oradaki arazilerini korumak için sahip olduğu milis gücünü, kayınbiraderi Abdurrezzak Gözü’nün komutasında oraya gönderdi. Abdürrezzak Çağçağ çayının batısında bulunan Fransızları çayın doğusuna geçirmedi. Fakat 1922 yılında Türk Fransız sınır görüşmeleri sırasında Fransız istihbarat subayı Teğmen Binnot Nusaybin’in güneyinde geniş toprak sahipleri olan Kaddur ve Refik Nizamettin Beylerle irtibat kurmuştu. Onların Nusaybin’in güneyinde kurulacak olan yeni şehre kaymakam ve belediye başkanı olmaları karşılığında, Nusaybin’in güneyindeki toprakları üzerindeki haklarını garanti ediyordu.
Mardinli eski toprak sahipleri
Birinci Dünya Savaşı bittiğinde Nusaybin’in güneyindeki çölden geçen Çağçağ çayı, Nusaybinli iki büyük toprak sahibinin arazilerini birbirinden ayırıyordu. Çayın doğusunda Nusaybin kaymakamı Kaddur Beyin, batısında Zeynel Abidin Camii vakfının kayyumu olarak Refik Nizamettin’in de geniş toprakları vardı. Çağçağ kıyılarından güneydoğuya doğru ise yarı-göçebe Tay aşireti reisi Muhammed Abdurrahman’a ait büyük otlaklar bulunmaktaydı.
Fransızlar 1923’de Nusaybin’in 16 km güneyindeki Tel Çolek’te yeni bir şehir kurmayı düşünmüş ve bu şehrin kaymakamlığını da Kaddur Beye teklif etmişlerdi. Kaddur Bey bu görevi kabul ederken, Nusaybin’i terk etmedi. Kaddur Bey görevi 1924’de bıraktığında, CHP Nusaybin ilçe başkanı oldu. Refik Nizamettin Bey de Nusaybin belediye başkanı oldu. Fakat bu iki kişinin Fransız makamları ile ilişkileri devam ediyordu. Hatta belediye başkanı olduktan sonra Refik Nizamettin, oğullarını Fransız makamlarına göndermiş ve sınır belirsizliğini koruduğu sürece belediye başkanlığını devam ettireceğini belirtmişti. Kısa bir süre sonra da Türk hükümeti Kaddur ve Refik Nizamettin’i İstanbul ve İzmir’e sürgüne gönderdi. Kamışlı’nın kurulmaya başlamasından bir yıl sonra (1927’de) her ikisi de sürgünden kaçarak Kamışlı’ya geldiler. Ertesi yıl Tay’ın reisi Muhammed Abdurrahman Suriye’nin Banyas şehrindeki sürgününden Kamışlı’ya döndü. Kaddur Kamışlı defterdarı olurken, Abdurrezzak Gözü de belediye başkanı oldu. Kaddur ve Refik Nizamettin Kamışlı’da kamu binalarının yapımı için arazi bağışlarken, Muhammed Abdurrahman bu amaçla arsa bağışlamayı reddettiğinden, aşiret liderliğinden uzaklaştırıldı.
Kaddur Bey Mardinli Abdulkadir Paşa’nın (Gözü) yeğeni Nesime (Haccet Haddo) ile evlenerek, siyasi bağlantısını kuvvetlendirmişti. Kamışlı’da ilk kasır (ev) yaptıran kişiydi ve evinin bulunduğu mahalle bugün Kaddur Bey Mahallesi diye anılmaktadır. Cezire milletvekili şeçildi. Çocuklarının Suriye’de siyasi ve toplumsal hayata katıldığı görülmedi. Fakat kayınbiraderi Abdurrezzak Gözü Kamışlı’nın ilk belediye başkanı (1928) oldu. Kuzenleri Talat ve Reşat Hacı Alibeyzade kardeşler Kamışlı’da çiftçilik yaptılar. Kamışlı Camiini Reşat Bey yaptırdı. Kaddur Bey Kamışlı’dayken de Nusaybin’le ilişkisini sürdürdü. Kızı Emire, Abdulkadir Paşa’nın (Gözü) torunu Kemal’e gelin oldu. 2010’lu yıllarda Nusaybin’de yapılan bir ortaokula Emire Gözü’nün, bir liseye de kocası Kemal Gözü’nün adları, ailenin bağışladığı araziler karşılığında verildi. Kaddur Bey Mahallesi’nin 1,5 km kuzeybatısında, Nusaybin’deki mahalle de bugün Abdulkadir Paşa’nın adıyla anılmaktadır.

Kaddur Bey ve kızı Emire
Nusaybin’de bulunan Zeynel Abidin Mescidi, seyyah el-Herevi’ye göre Şii Ukayloğulları tarafından 12. yy’da yapılmıştı. Mardin’in en eski vakfiyesi (1158) olan Zeynel Abidin Vakfının, Nusaybin’in kuzeyinde ve güneyinde (Çağçağ nehrinin batısında) geniş arazileri vardı. Refik Nizamettin de bu vakfın kayyumu idi. Mardin Müftüsünün kızı Nazime ile evlenerek ulema bağlantısını güçlendirmişti. Nizamettin ailesi bugün soylarını vakıf aracılığıyla ehl-i beyte bağlamaktadır. Refik Nizamettin’in 20. yy’da, Türkiye ve Suriye’deki vakıf arazilerinin bizzat sahibi gibi davrandığı anlaşılıyor. Çağçağ’ın batısındaki Kamışlı sivil havaalanı Nizamettinlerin arazisine yapıldı. Bugün bile Kamışlı’da mülk satmak için Nizamettin ailesinden izin almak gerekmektedir.
Refik Nizamettin Kamışlı’ya gelince güneydeki vakıf arazisi üzerinde el-Znud köyüne yerleşti. Fakat birkaç yıl sonra burada ölmüş olmalıdır. Zira 1930’ların başında artık Refik’in değil, çocuklarının siyasi ve toplumsal hayata katıldığı görülmektedir. En büyük oğlu Abdulbaki (1904-1997) siyasete girip milletvekili (sonradan bakan) olurken, diğer oğlu Tevfik (1911-1998) Suriye ordusunda tümgeneral rütbesiyle, genelkurmay başkanlığına kadar yükseldi. Zeki Nizamettin ise Suriye Sosyal Milliyetçi Partisinin aktif bir üyesi oldu. Genç oğlu Ali Necim ise yıllar sonra Nusaybin’e geldi. Nusaybinli Derviş Macar’ın kızı Talia ile evlendi. Ali Necim Nizamettinoğlu adı, yine 2010’lu yıllarda Nusaybin’de bir liseye bağışladıkları arazi karşılığı verildi. Bugün Nusaybin yakınlarında Nizamettinoğlu Çiftliği bulunmaktadır.

Abdulbaki Nizamettin ve Tevfik Nizamettin
Yarı göçebe Arap Tay kabilesi reisi Muhammed’in Nusaybin’de bir evi mevcuttu. Muhammed’in babası Abdurrahman, Hamidiye alayı kaymakamı idi ve mezarı bugün Nusaybin’in Zeynel Abidin Camii bitişiğindeki Hamidiye mezarlığında bulunmaktadır. 1920’lerin sonunda aşiret liderliğinden uzaklaştırıldıktan sonra bir süre Nusaybin kırsalında yaşadı. Kendisine bağlı aşiret üyeleri sınırdaki bazı köyleri yağmaladı. 1930’ların sonunda yeniden aşiretin başına geçti ve ancak bu tarihten sonra Fransızlar onun geniş toprak sahipliğini tanıdı. Aşiret 1930’larda, Kamışlı’nın güneyi ve güneydoğusunda 2000 çadırla yaşıyordu. Kamışlı’nın güneyinde Çağçağ çayının kenarına yerleştiğinden, bu bölge bugün Tay Mahallesi diye anılmaktadır.



Muhammed ve babası Abdurrahman’ın mezarı
Mezar Önyüzü: Ey Yoldaşım, Sert gücün bizi (kötüleyenin sahip olduğuna) karşıdır. Dedenle (son bulmuştur). (Dönülecek bir yer var mıdır?). Şayet (kaderden) bir feda (etme imkânı) bulunsaydı. Sana kabileleri ve herkesi feda ederdim. Bu, Şeyh Hüseyin’in oğlu Hamidiye emir kaimi/koyanı Tay şeyhi Abdurrahman Bey’in kabridir. Ruhuna Fatiha.
Mardinli yeni toprak sahipleri
Yukarı Cezire’de Osmanlı’dan kalan "mahlul" ("bağlanmamış") ilan edilmiş ve devlet malı olarak belirlenmiş topraklar ise Fransızlara sadık talep edenlere tahsis edildi; yeniden yerleşime açıldı ve ekime sokuldu. Fransızların cömertliğinden ilk yararlananlar ise eski Mardinliler oldu: Tercüman Süryani Katolik Mişel Dom, hayvan sürüsü tedarikçisi Süryani Katolik Corc Mimarbaşı ve Dakuri aşiretine karşı Fransızları destekleyen Pınar Ali aşireti reisi Tahir bin Taze idi.
1905’de doğan Mişel Dom’un soyadı (başka bir anlamı yoksa), atalarının Domlardan (Karaçilerden) olduğu izlenimini vermektedir. Dom, 1915 Ermeni tehciri sırasında annesiyle beraber Deyrizzor’a sürgün edilmişti. Savaş bitince Mardin’e dönmüş; Katolik Kapusen okuluna devam etmekteydi. 1922 yılında 17 yaşındayken yukarıda bahsedilen Türk Fransız sınır görüşmelerinde Türkçe, Fransızca, Arapça, Kürtçe ve Süryanice bildiğinden tercümanlık yaptı. Tercümanlığını ve zekasını çok beğenen Fransız yetkililer onu Deyrizzor’daki karargahlarına tavsiye eden bir kart yazıp verdiler. Muhtemelen gayrimüslimlere askerlik hizmeti getiren yasadan sonra birçok Süryani gibi o da 1923’de ülkeyi terk etti ve Deyrizzor’a gitti. Burada tavsiye kartını kullanarak Fransız askerlerin hizmetine girdi. Fransız Yüzbaşı Terrier’in Ağustos 1926’da Amude’yi öncü ziyareti sırasında onu, civarda eşkıyalık yapan ünlü Dereveri ağası Tafo’nun öldürme teşebbüsünden kurtardı. (Sınırın kuzeyine atılan Tafo’nun cesedi daha sonra Mardin’de sergilendi.) Bu olaydan sonra Dom Kamışlı’nın ve Yukarı Cezire’nin kuruluşunda en önemli şahsiyetlerden biri oldu. Türkiye-Suriye ve Irak-Suriye sınır tesbit komisyonlarına Suriye’yi temsilen katıldı. Modern konut yapımı konusunda Mişel Dom, Kaddur Bey ve Abdurrezzak Gözü Kamışlı'da ilk ev inşa edenler arasındaydı. 1931 yılında Kamışlı Belediye Başkanı oldu. Çiftçiliğin yanı sıra 1946 yılına kadar aralıklarla belediye başkanlığı yaptı. Fransa hükümetinden birçok madalya aldı. 1971 yılında Beyrut’ta öldü.

Mişel Dom
Mardinli tedarikçi Corc Mimarbaşı’nın, hemşerisi ünlü mimarbaşı Sarkis Lole Gizo ile akrabalığı yoktur. Sarkis Lole Ermeni Katolik iken, Corc Süryani Katoliktir. 19.-20. yy Osmanlısında mimar daha ziyade bürokratik yapılanmada yer alan, inşa sürecinde aktif rol oynayan, pratikten beslenen deneyimli yapı ustaları şeklinde tanımlanmaktaydı. Bu anlamda mimarbaşı bürokratik bir unvan iken, sonradan soyada/lakaba evrildiği ve Süryani Corc’un atalarının bir zamanlar mimarbaşı olduğu anlaşılmaktadır. Yukarı Cezire’nin büyük çiftçilerinden biri oldu.
Kürt Pınar Ali kabilesi Kamışlı’nın batısında yarı göçebe hayatı yaşıyordu. 1930’da 525 aile Suriye’de, 75 aile de Türkiye’deydi. 1924 tarihli Fransız belgesinde Tahir Ağa kabilenin lideriydi. Tahir Ağa’nın kardeşi daha sonra Türkiye’deki İstilile (Akarsu) bucağında çıkan kavgada bucak müdürünü, muhtarı ve iki jandarma erini öldürerek Suriye’ye kaçacaktı. Tahir Ağaya ekmesi için Refik Nizamettin’in Ebu Rasin köyündeki toprakları verilince, taraflar arasında çatışma çıktı. Bu çatışma Nusaybin’e de sıçrayacak ve 1960’larda Nusaybin’e dönen Refik Nizamettin’in oğlu Ali Necim’in öldürülmesine sebep olacaktı.
Sonuç yerine:
Kamışlı, 1926’da Türkiye–Suriye sınırının belirlenmesinin ardından Fransız yönetimi tarafından Nusaybin’in hemen güneyinde modern bir şehir olarak kuruldu. Yüzbaşı Terrier’in ızgara planlı şehir tasarımı, düşük maliyetli arsa satışı ve elektrik, postane, hükümet binası gibi erken dönem yatırımlar Kamışlı’nın hızlı gelişimini sağladı. Süryani, Kürt, Arap ve Ermeni nüfusunun göçüyle şehir kısa sürede bölgenin önemli ticaret ve tarım merkezi hâline geldi.
Kamışlı’nın yükselişi Nusaybin’de sosyal gerilemeye yol açtı. Kaddur Bey ve Refik Nizamettin gibi Mardinli aileler, hem Fransız yönetimiyle ilişkileri hem de Kamışlı’ya yaptıkları arazi bağışlarıyla şehirleşmede etkili oldular. Arap Tay aşireti 1930’larda Kamışlı’nın güneyindeki çölde yerleşti ve bölgenin sosyoekonomik yapısında önemli rol oynadı. Kamışlı civarında Osmanlı’dan kalan “mahlul” topraklar ise Fransızlara sadık Mardin kökenli ailelere dağıtıldı. Bu süreç kimi zaman çatışmalara neden oldu.
Fransızların ihya ettiği ve Kamışlı’nın ilk modern konutlarını inşa eden Mardinli Mişel Dom, çiftçiliğin yanında şehir planlaması ve diplomatik süreçlerde önemli roller üstlendi; belediye başkanlığı yaptı ve bölgenin kurumsal gelişimine yön verdi.
Özellikle Mardin’den gelen Süryani, Yahudi, Kürt ve Arap topluluklarının birlikte yaşadığı Kamışlı, 20. yüzyılın ilk yarısında siyasi, ekonomik ve kültürel açıdan hızla gelişen ve Cezire bölgesinin önemli merkezlerinden biri hâline geldi.
Kaynaklar:
الامين لبيب ناصيف. (09/04/2022). https://www.ssnp.info/?article=141010. (Erişim Tarihi: 11/12/2025).
عبد الباقي نظام الدين. سيرته الذاتية .عبد الباقي نظام الدين - سيرته الشخصية . (Erişim Tarihi: 18/12/2025).
توفيق نظام الدين .توفيق نظام الدين | التاريخ السوري المعاصر (Erişim Tarihi: 08/02/2026).
عثمان رمزي وسليم حنا. (بدون تاريخ). الجزيرة ورجالته, مطبعة الخابور.القامشلي.
ميشيل دوم. ميشيل دوم - ويكيبيديا (Erişim Tarihi: 18/12/2025).
بداية نشوءالقامشلي ...الجزء (٢)والمواطن الشرف رقم واحد ميشيل بيك دوم - Gazire.com. (Erişim Tarihi: 25/12/2025).
اليهود في القامشلي | التاريخ السوري المعاصر(Erişim Tarihi: 25/01/2026).
Dillemann, L. (1979). “Les Français en Haute-Djezireh (1919-1939)”. dans: Revue française d'histoire d'outre-mer. tome 66. No: 242-243. 1er et 2e trimestres.
Eldem, F. T. (2022). “İngiliz, Amerikan ve Türk Arşiv Belgelerine Göre Kurtuluş Savaşı Döneminde Mardin Sancağı’ndaki Bazı Siyasi Olaylar ve Şahsiyetler”. Bellek Uluslararası Tarih ve Kültür Araştırmaları Dergisi 4 (2). 168-194.
------------------. (2025). “İki Savaş Arası Dönemde Kuzeydoğu Suriye’deki Aşiretlerin Yurtlarına ve Toprakla İlişkilerine Dair Genel Gözlemler”. Akdeniz Havzası ve Afrika Medeniyetleri Dergisi. 7(1). 31-46.
Kutlu, İ. ve Şimşek, D. (2024). “Mardin Mimarlık Mirasında Mimarbaşı Lole'nin Rolü”. İdealkent. 16(44). 710 – 746.
Öztürker Demir, H. C. (2023). “Mardin-Nusaybin’de Osmanlı Hamidiye Alaybeylerine Ait İki Mezar Taşı”. Genel Türk Tarihi Araştırmaları Dergisi. T. C.’nin 100. Yılı Özel Sayısı. 245-266.
Uygur, H. ve Çara, C. (2021). “Kültürel Belleğin Kutsal Mekânı: Zeynel Abidin Türbesi”. Ritüelleri ve Anlatılarıyla Kutsal Mekânlar (Güneydoğu Anadolu Bölgesi Örneği) – II. (Ed. Rezan Karakaş). Paradigma Akademi. 277-309.
12/02/2026, e-posta: eldem_ft@outlook.com